Siyasetçi bazen 'doÄŸru olanı' yap(a)maz, bazen de 'yanlış olanı' yapar.
Hayatın gerçekleri ile siyasetin zorunlulukları çoÄŸu kez çeliÅŸir.
'Politikanın doğası' farklı işler.
Günün sonunda sandığa gidecek olmanın bilgisi ve popüler olmanın büyüsü ağır basar.
'Tarihe yazılacak olmanın' farkındalığı size özel bir yol iÅŸaret eder ve 'büyük liderlik', o güzergahtaki tercihlerinizle ÅŸekillenir.
'Tarihi nitelikteki liderler', toplumun seviyesine inmez, tam tersine halkın seviyesini yükseltir. Oysa diÄŸer yol kolaydır: Kitlenin psikolojisine hitap ederseniz, toplumun geniÅŸ kesimlerinin duyguları üzerinde sörf yaparsanız 'karizma güçlenir.'
Ama tarih bu tarz liderleri yazmaz.
Çok tekrarlanır, ama yerinde kullanılınca etkilidir:
'Devlet adamı bir sonraki nesli düÅŸünür, siyasetçi bir sonraki seçimi'.
Aslına bakılırsa siyaset yaparken devlet adamlığı iddiası taşıyan liderler 'makul yolu' deneyip, denge stratejisi uygulayabilir.
YaÅŸadığımız tartışmalar, kutuplaÅŸmalar, Kürt sorununa çözüm arayışları, küresel ekonomik krizin toplumsal katmanlarda etkisi artan ama 'merkezde' yeterince görünmeyen yansımaları...
Sorunlar derin, çözümleri zor.
İçinde bulunduÄŸumuz günlerde tarih yazılıyor. Åžu andaki siyaset yapma biçimi 2011 seçimleriyle, 2012 CumhurbaÅŸkanlığı seçiminin sonuçlarını etkileyecek.
ÜLKELER DE 'GÖRÜNTÜLÜ' BAÄžLANIRLAR, DÜNYAYA
YaÅŸadığımız coÄŸrafyada küresel güç dengeleri her zaman belirleyici olmuÅŸtur. Yerel dinamiklerle global aktörlerin bakış açılarında paralellik nadiren gerçekleÅŸir, ama bir kez yakalandı mı iyi deÄŸerlendirilmesi gerekir.
Bir süredir gündemde 'Kürt sorunu' var. Ciddi bir hareketlenme yaÅŸanıyor.
Kamuoyu çok farkında olmasa da Irak, İran ve Suriye'de yaÅŸanmakta olan olaylar ile bizdeki GüneydoÄŸu hareketliliÄŸi arasında baÄŸlantı var. ABD ve AB süreçlerin içinde. Paranoyaya kapılmaya gerek yok, bu kez küresel dengenin çıkarı OrtadoÄŸu ve Türkiye'de istikrardan yana.
'Tarihi fırsat' tam da budur.
Dün İstanbul, Ankara, Adana arasında görüntülü cep telefonları aracılığıyla yazı iÅŸleri baÄŸlantıları gerçekleÅŸtirdik. Dünyanın 'küresel köye' dönmesi bugünlerde gerçekleÅŸiyor. Kürt sorununu dünya siyasetinden bağımsız düÅŸünemeyiz. Ülkeler en son teknoloji ile-demokratik standartlarını da güçlendirecek-yeniliklere kavuÅŸurken, uluslararası arenanın gündemindeki sorunlarının çözümü için de küresel entegrasyondan kaçınamazlar.
DİYARBAKIR'DA BİR AVRUPA BİRLİĞİ KOLEJİ
Taraf gazetesinde dün büyükçe bir ilana rastladım.
İlan, 'Özel Avrupa BirliÄŸi Koleji'ne ait.
Okul Diyarbakır'da.
'SBS Başarı Tablosu' tanıtılıyor.
Baktım, ilk sıradaki isim Şerna Viyan Petekkaya, Amerikan Robert Koleji'ni kazanmış.
Listede RupelÅŸin Ezgi Demir, Sidar Karabulut, Jehat Öncü, Berfin AltaÅŸ, Beritan GüneÅŸ, Åžilan Tekay gibi isimler dikkat çekici.
Çocukların ilk isimlerine bir daha bakar mısınız.
Tüm okuyucularımı, samimiyetle bu tablonun her bir detayını okumaya ve üzerinde düÅŸünmeye çağırıyorum.
İçimde iyimser duygular uyandıran bu tabloyla ilgili yorumları merak ediyorum.
Liderlerimizden ise 'cesur olmalarını' bekliyoruz. Sonraki nesilleri düÅŸünmelerini.
SERDAR TURGUT'A UMRE ÖNERİSİ:
Bugünkü Serdar Turgut'un yazısı ilginç, eÄŸlenceli ve bilgilendirici. Katıldığım yönleri var, itirazlarım da. Sonra tartışırız.
Åžimdi Serdar Bey'e bir önerim var. Kanat Atkaya'ya 'Hayal kurma, ErtuÄŸrul Özkök ve Ahmet Hakan'ın ardından umreye git, gördüklerini yaz, Hürriyet'te olsaydım en önemli projem bu olurdu' diyor. Serdar Turgut, bence Kanat Atkaya'dan önce umreye AKÅžAM yazarı olarak gitmeli. Eminim muhteÅŸem mizah yazıları çıkar. Biz varız.