Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ, önceki akÅŸam, Kıbrıs Harekatı'nın baÅŸarısının sırrını, 'O sırada siyasi otoriteyle askeri makamlar arasındaki uyum ve iÅŸbirliÄŸi mükemmeldi' sözleriyle açıkladı. BaÅŸbuÄŸ bu sözleriyle 'bir vurgu' yapmaya ve 'özel bir dikkat tesis etmeye' çalışıyor. Adres, hükümet ve özellikle BaÅŸbakan ErdoÄŸan.
BaÅŸbuÄŸ'la ErdoÄŸan arasındaki iliÅŸkinin ritminde bozukluk, arzu edilen durum deÄŸildir, ülke menfaatine olmaz. BaÅŸbuÄŸ o cümlesiyle 'arayışını', 'özlemini' ve 'ihtiyacını' ortaya koyuyor olmalı.
Böyle kırılgan bir dönemde, bugünkü gibi yoÄŸun bir gündemde 'resmi, mesafeli ve temkinli' iliÅŸki hayır deÄŸildir, gün 'idare etme' mantığına uygun gözükmüyor. El ele vererek ülke çıkarları doÄŸrultusunda sorumluluk almanın, gerekirse riske girmenin zorunluluÄŸunu dayatıyor.
İki gün önceye dönelim:
Askeri yetkililer ölen bazı DTP'lilerin ailelerine taziye ziyareti yaptılar. Åžaşırtıcı bir geliÅŸme. Hükümetin 'demokratik açılımına' sürpriz bir destek gibi. BaÅŸbuÄŸ, GüneydoÄŸu meselesinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan beri 'kapsamlı ve detaylı' yaklaşımlar sergiliyor. Bu anlamda asker-sivil uyumundan bahsedilebilir. Tarihi fırsatın temel parametresi bu bakış açısı buluÅŸmasıdır.
Åžimdi ErdoÄŸan'la BaÅŸbuÄŸ'un samimi bir buluÅŸmaya ihtiyacı var gibi görünüyor. Resmiyetin ötesinde bir diyaloÄŸa...
İki tarafın güvenini kazanmış da olsa aracılar dışında, 'yüz yüze' iletiÅŸime. Hatta haftalık 'olaÄŸan görüÅŸme' dışında bir çerçeveye...
BİLEK GÜREŞİNE DÖNDÜRMEDEN
Siyasi iktidarla kurulu yapı arasındaki mücadele yargı üzerinden yürütülür hale geldi. GeliÅŸmeler hoÅŸ deÄŸil. HSYK tartışmaları bitmedi, kriz konuları ertelendi gibi. Bakanlık ve HSYK açıklamaları her iki tarafı yıpratan, ulusal çıkarlarımıza aykırı bir mahiyete büründü. Sincan Ağır Ceza Hakimi'ne yönelik inceleme de mücadelenin yeni bir boyutu gibi. Adeta 'gözdağı' mesajı.
Genelkurmay BaÅŸkanı'na dokunan savcılıktan atılır, BaÅŸbakan'ı tazminata mahkum eden 'sürgün' yer, emekli paÅŸaları dava edenler 'tartışma konusu' yapılır, ceza tehdidi tepelerindedir, CumhurbaÅŸkanı 'yargılanmalı' diyene müfettiÅŸ gönderilir.
Beyler; biz devlete ve adalete güvenmek isteriz. Bu yaÅŸananlar Türkiye'yi nereye götürür, düÅŸünüyor musunuz?
Bu iÅŸe 'bir akil', 'bir siyasal deha' el koymalı, bilek güreÅŸine dönüÅŸtürülmeden kurumlar arası ahengi tesis edecek bir liderliÄŸe ihtiyaç var. O dediÄŸimiz 'retorikle' olmaz, somut bazı kararlar almalı.
Bence, ErdoÄŸan'la BaÅŸbuÄŸ büyük uzlaÅŸma harekatı baÅŸlatmalı, o hava adım adım kurumların hepsine yayılmalı, egemen olmalı.
PAŞALARIN EMEKLİLİK MESAJI
Ankara Büromuz'dan arkadaşımız Barkın Şık, o titiz detaycılığı ile güzel bir haber yakalamış. Emekliye ayrılmak üzere olan iki kuvvet komutanı, teamül olmasına karşın YAÅž üyelerine yemek daveti programı yapmamışlar. Bir çeÅŸit emeklilik mesajı, arkadaÅŸlarımızın dediÄŸi gibi 'tavırlı veda.' Deniz ve Hava Kuvvetleri'yle ilgili yaÅŸananlara tepki belki de. Büyük olasılıkla konuÅŸmalarına da bu ruh hali yansıyacak.
Barkın'ın haberinde benim asıl ilgimi çeken, BaÅŸbuÄŸ'un her yıl bir kez verilen YAÅž yemeÄŸini iki kez üstlenmesi. Bu detayla birlikte 'Kıbrıs Harekatı'ndaki uyum' vurgusu daha bir anlamlı hale geliyor sanki.
Bana kalırsa Türkiye ÅŸu anda 'büyük bir mıntıka temizliÄŸi' yapmalı. Onun yolu 'kalıcı bir güven ve uzlaÅŸma' zemini oluÅŸturmak. Her kurumun 'kendi iç kamuoyu' olduÄŸunu unutmayalım. Tıpkı Kıbrıs gibi milli davalarımız, 'güçlü, iÅŸbirliÄŸine dayalı' liderlik istiyor. YAÅž toplantılarında bulunacak formüller o yolu Türkiye'nin önüne açabilir. Kolay çözümler gerginliÄŸi ve mücadeleyi tırmandıracaktır. Buna Türkiye'nin tahammülü var mı?