GüneydoÄŸu politikasındaki riskli ama bir o kadar da cesur yaklaşımı, 'hükümetin küresel sistemle entegrasyonu' bakımından zorunlu görünüyor.
Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti'nin, bu anlamda çok da seçeneÄŸi olmadığını, daha farklı davranamayacağını düÅŸünüyorum.
Hükümet, izlediÄŸi bu politikayla ABD ve AB nezdinde gücünü ve meÅŸruiyetini artırıyor. Özellikle içinde bulunduÄŸumuz konjonktürde hükümetin statükocu davranması onun uluslararası arenadaki itibarını zedeler.
Petrol ve enerji odaklı, istikrarlı bir OrtadoÄŸu'ya dayanan yeni bir arayış söz konusu. Batı sistematiÄŸi kendisi açısından bu süreci zorluyor. ABD'nin Irak'tan çekilme takvimi buna uygun zemini oluÅŸturuyor.
Meseleye bir de bu açıdan bakılmalı, deÄŸil mi?
Sonuç itibarıyla bir OrtadoÄŸu meselesinden ve dolayısıyla dünya güç dengelerini ilgilendiren bir sorundan bahsediyoruz.
Elbette böyle bir konuda strateji uygulamanın 'iç siyasete dönük etkileri' olmaktadır. Hükümet iÅŸte o riski üstlenmiÅŸ durumda. Muhalefet de sert tutumuyla o oynak merkeze hitap ediyor.
Åžahsen, GüneydoÄŸu ile ilgili hükümetin Türkiye adına önemli bir çabanın içinde olduÄŸuna inanıyorum. Bireysel olarak, bu çabayı destekliyorum. Ama muhalefetin tutumu konusunda, özellikle de MHP lideri Bahçeli'ye karşı BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın haksızlık yaptığı inancındayım.
AnnelİĞİn İdeolojİsİ olur mu?
Önce bir hakkı teslim edelim:
BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın, dün parti grubundaki konuÅŸması, son zamanların en iyisiydi. Metindeki duygusallık tonlaması da yerinde ve hayli etkileyiciydi.
Erdoğan, 'Anneliğin ideolojisi yoktur. Anneliğin siyaseti, sağcılığı, solculuğu yoktur' dedikten sonra Hakkarili anne ile Yozgatlı annenin duyguları, kaderleri, duaları ve istekleri arasında paralellik kurdu.
ErdoÄŸan'ın isabetli biçimde temas ettiÄŸi bu nokta, Kürt sorununun çözülmesinin düÄŸümüdür.
Kolektif vicdanı incitmeden, toplumsal psikolojiyi gözeterek bir reçete bulunmalı. Ancak bu reçete, 'annelerin duyarlılığı üzerinden' tedavi edici bir iÅŸleve sahip olabilir. Dünyaca ünlü politik psikoloji dehası Vamık Volkan'la yapılan görüÅŸme iÅŸte bu nedenle önemlidir.
Birkaç gün önce ÅŸehit anneleri ile terörist ailelerinin buluÅŸmaları gerçekleÅŸmiÅŸti. Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan'la yaptığım konuÅŸmalardan hatırlıyorum. Kendisi bunun çözüm yolunda önemini anlatıyor ve bir anlamda öyle bir birlikteliÄŸin hayalini kuruyordu. Vamık Volkan da bu adımın barış ortamına katkı yapacağını söylüyor. Ancak Volkan, 'Öcalan'ın sürece dahil edilmesinin büyük hata olacağı' uyarısında bulunuyor.
Bahçeli'nin itiraz hakkı
Gelelim BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın Bahçeli'ye yönelik çok sert eleÅŸtirilerine...
Hükümet bu kadar çetrefil bir meselede siyaset yürütecekse elbette sert muhalefete hazır olmalı. Bahçeli, 22 Temmuz seçimleri sonrasındaki kararlarıyla demokrasiden yana tavrını net olarak ortaya koymuÅŸtu. Böylece bugünkü açılıma itiraz etmeye 'hak kazanmış, adeta vize almış' durumdadır.
Sonuç itibarıyla 'Kürt açılımı' diye özetlenen arayışlara karşı çıkan geniÅŸ toplumsal kesimler de var. Onların sözlerini, isyanını duyuracak meÅŸru kanallara ihtiyaç duyuluyor. Bu kadar hayati gündemler elbette çetin müzakereleri, sert tartışma ve yer yer suçlamaları beraberinde getirir. Toplum kendi temsilcilerini izler, olup bitenler üzerinde düÅŸünür. Kamuoyu oluÅŸumu tastamam böyle bir sürecin adıdır. ErdoÄŸan cesur ve kararlı biçimde ilerlemeli, muhalefetin ne kadar sert olursa olsun itirazlarını göÄŸüslemeyi bilmelidir. Bu riski üstlenmiÅŸtir.
CHP'nin pozisyonunu yarın irdeleyeceğiz.