Bu haftanın en ilginç haberlerinden biri, AKÅžAM'ın yeni Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer'in 'Batı'dan ilk Ergenekon Raporu' baÅŸlığıyla duyurduÄŸu Ergenekon analiziydi.
Batı medyası, ÅŸu zamana kadar Ergenekon'a büyük yer ayırmadı. Çıkan haberler genelde kısa ve iddianamenin can alıcı noktalarını özetleyen düz haberlerdi. Uzun analizler, köÅŸe yazıları, think-tank raporları okumadık yabancı medyada.
Bu yüzden uzun yıllar Reuters Ankara muhabirliÄŸini yapan ve Türkiye'yi iyi tanıyan Gareth Jenkins'im Johns Hopkins Üniversitesi adına yaptığı 83 sayfalık analizi dikkatle okumaya deÄŸer buldum.
Ancak bir de ne göreyim. Bizim medya, her zamanki polemikçi üslubuyla raporun özüne deÄŸil baÅŸlığına takmış ('Gerçek ve Fantezi Arasında') ve baÅŸlıktan yola çıkarak iki cepheye bölünmüÅŸ: 'YaÅŸasın bakın yabancılar da Ergenekon'a fantezi dedi!' diye (Cumhuriyet, Milliyet) bayram edenler ve 'Davaya uzanan eller kırılsın!' hışmıyla Gareth Jones'a saldıranlar (Star, Zaman ve Aktif Haber gibi İnternet siteleri). Dünkü Zaman'da Abdülhamit Bilici, 'Ergenekon örgütünün gerçekten var olup olmadığını sorgulamak üzere bir rapor yazılması hayli ilginç deÄŸil mi?' diyerek, Jones'un çeliÅŸkilerle dolu olduÄŸunu, rapordaki tezin tersine Avrupa'nın davayı desteklediÄŸini, zaten Ergenekoncuların hedefleri arasında İzmir'deki NATO komutanlığının da olduÄŸunu yazdı.
Bu eleÅŸtirileri okurken içimden 'Beyler bir dakika bağırmayın, sakin olun! Gelin ÅŸu rapordaki saptamalara bir bakalım' demek geldi.
Aman, aman, yanlış anlaşılmasın. Bendeniz vallahi billahi darbeye, çeteye, devlet içinde illegal yapılanmaya, çatapatlara, izinsiz dinlemelere vs karşıyım. Halis munis demokratım. Ancak bu beni Ergenkon iddianamesindeki bazı bölümlere kuÅŸkuyla yaklaÅŸmaktan alıkoymuyor. Türkan Saylan'ın evinin aranmasından tutun da, kanserli tutukluların gördüÄŸü muameleye, yargı mensuplarının sindirilmesine, AKP muhaliflerinin özel konuÅŸmaların iddianameye konulmasına kadar kamuoyuna malolmuÅŸ pek çok tartışmalı unsuru var bu davanın.
Jones'un dediÄŸi gibi davanın Türkiye'yi ikiye böldüÄŸü yanlış mı? İddianamenin İbrahim Åžahin gibi gerçek derin devlet tetikçileriyle Mehmet Haberal gibi rejim muhaliflerini aynı kefene koyması kamuoyunu ikna etti mi? İllegal dinleme ve gözaltılar Türkiye'de bir korku iklimi yaratmadı mı?
Dolayısıyla bu raporla ilgili yaygara koparanların, 'Dünya ikiye ayrılır: Ergenekoncular ve demokratlar' mantığı son derece sakat. Onlar da biliyor ki, iddianamede tartışmalı unsurlar var. En ateÅŸli Ergenekon savunucuları bile özel sohbetlerde polis ve savcıların bazı tasarrufarını eleÅŸtiriyor, ama bunu yazmaya çekiniyor.
Peki bu tarz eleÅŸtiriler, yanlız ulusalcılar ve DoÄŸan Grubu'nda mı geliyor? Hayır. İddianameye yönelik ÅŸekli ve felsefi eleÅŸtirileri merak edenlerin çok uzaÄŸa gitmesine gerek yok. Star gazetesinde Yargıtay eski BaÅŸkanı Sami Selçuk'un 'Dreyfus' baÅŸlığıyla Ergenekon iddianamesiyle ilgili bir dizi ağır eleÅŸtirsi oldu. Demokrat kimliÄŸiyle tanıdığımız Selçuk, daha sonra bunların bir bölümünü kitaplaÅŸtırdı.
Aynı gazeteden Åžamil Tayyar, kamuoyunda Ergenekon sürecinin en etkili savunucularından biri olarak tanındı. O bile 4 Åžubat tarihli yazısında 'Ergenekon 'torba dava' olmamalıdır' diyor ve 'Mevcut belgelere göre, Ergenekon'un 1999 yılında kurulduÄŸu varsayılıyorsa eski yıllara uzanan eylemlerle Ergenekon sanıkları arasında baÄŸlantı kurmak imkansız hale gelir. Ergenekon bir 'torba dava' olarak görülüyorsa birden fazla örgüt ÅŸemasının bulunmasını zorunlu kılar' uyarısında bulunuyor.
BaÅŸa dönelim. Bunları tartışmaya açık mıyız?