'Açılım' sürecinin sıcak atmosferinde bir de üst çatı tartışmaları yaÅŸanıyor. Peki yeni devlete 'Türkiye' ismini ilk öneren kimdi? Lozan'da Kürtlerin azınlık statüsüne alınmaması için mücadele eden sıkı bir Atatürk muhalifi: Dr. Rıza Nur
Kürt açılımı giderek geniÅŸliyor. Artık yapılacak deÄŸiÅŸiklikle, anayasada kurucu asli unsur olarak Türkler ve Kürtlerin eÅŸit olarak yer alması konuÅŸuluyor. 'Demokratik Açılım'ın nereye kadar uzayacağı, ne tür yapısal düzenlemeler getireceÄŸi bilinmiyor. Ama konunun kurucu asli unsur noktasında düÄŸümleneceÄŸi ÅŸimdiden konuÅŸuluyor. Bir de üst çatı isimden söz edilmeye baÅŸlandı ki burada da rivayetler muhtelif. Türkiyelilik diyen de var, Anadolu isminden söz eden de. Peki bu tartışmalar yeni mi? Elbette hayır! 8.CumhurbaÅŸkanı Turgut Özal 'Türkiye Cumhuriyeti'nin isminin 'Anadolu Cumhuriyet'i ile deÄŸiÅŸtirilebileceÄŸini ve bunun Kürtlerle birlikte bir çok etnisiteyi kapsayan bir isim olabileceÄŸini söylemiÅŸti. Genelkurmay eski BaÅŸkanı Hilmi Özkök, geçtiÄŸimiz günlerde tartışmayı biraz daha güncel boyuta taşıdı: 'Devlete isim verme konusunda birçok ülke kendine göre çözümler bulmuÅŸtur. Osmanlı demiÅŸ, Selçuklu demiÅŸ, Amerikalı demiÅŸ. Genellikle çok etnisiteli ülkeler, etnik referans vermekten çekinmiÅŸler. Hatta tarafsız olsun diye baÅŸka uluslardan kral ödünç alanlara bile rastlamak mümkün. Ama hepsi ÅŸöyle veya böyle bir çözüm bulmuÅŸtur. Biz de bulmalıyız.' Fatih Altaylı ise süregiden bu 'isim' tartışmalarına biraz da mizahi bir üslupla son noktayı koydu: 'Anadolu BirleÅŸik Devletleri'
Peki Türkiye Cumhuriyeti ismini kim önermiÅŸti? Kurucu anlaÅŸmamız sayılan Lozan'da bu isim telaffuz edilmiÅŸ miydi? Kürtlerin haklarına Lozan'da kim nasıl itiraz etmiÅŸti? Gelin isterseniz Türkiye ismini ilk kez teklif eden uslanmaz Atatürk muhalifi Rıza Nur'un hatıratına uzanalım...
'KABULÜ Ä°ÇİN UÄžRAÅžTIM'
Dr. Rıza Nur, milli mücadele ve ilk Meclis'te yer alan bir siyasetçi olmasına karşın, 1926'dan sonra amansız bir Atatürk düÅŸmanı oldu. Kaleme aldığı 'Hayatım ve Hatıratım' nerdeyse baÅŸtan sona Atatürk ve İsmet İnönü'ye hakaretlerle doluydu. Kitaplarının bu yönü, anılarını da tartışmalı hale getirdi. Subjektif, kin ve nefretle yazılmış olduÄŸundan ciddiye alınmadı. Ancak kurulacak devlete Türkiye isminin verilmesi tartışmaları ve Lozan görüÅŸmelerini anlattığı bölümler bugünkü sorunların kaynağı konusunda ipucu veriyor:
'Büyük Millet Meclisi kurulduÄŸu vakit, devlete 'Türkiye' denmesi teklifini yapan benim. Kabul için uÄŸraÅŸtım, bu hususta deliller saydım. Bunu daha İstanbul'da AkÅŸam gazetesinde bir makaleyle yazdığım gibi İstanbul Meclisi'nde de söylemiÅŸtim. İsteyen zabıtnamelere müracaat etsin.'
Gerçekten de 'Türkiye Cumhuriyeti' ismi
Dr. Nur'un teklifiydi. Gizli Meclis zabıtlarındaki konuÅŸmalarında bunun maddi temellerini sayıyor, nedenini anlatıyordu. Aslında ulus devlet inÅŸasının oluÅŸmasında onun Türkçü fikirlerinin büyük payı var. Aynı dine mensup olanların tek millet sayılıp, Türklük altında birleÅŸmesi Dr. Rıza Nur'un üzerinde durduÄŸu bir düÅŸünceydi. Atatürk'ün Lozan'a gidecek ekibe Rıza Nur'u seçmesinde bunun büyük payı vardı. Çünkü oluÅŸacak devlet tek millet üzerinden kurulacak, Lozan pazarlığın döndüÄŸü yer olacaktı.
AZINLIK= GAYRİMÜSLİM
İşte Dr. Nur'un Lozan'da azınlıklar konusuyla ilgili aldığı notlar: 'Frenkler bizde azınlık diye üç tür biliyor. Irkça azınlık, dilce azınlık ve dince azınlık. Bu bizim için gayet vahim bir ÅŸey, büyük tehlike. Irk tabiri ile Çerkes, Abaza, BoÅŸnak, Kürdü, Rum ve Ermeninin yanına koyacaklar. Din tabiri ile Müslüman olup baÅŸka dil konuÅŸanları da azınlık yapacaklar. Din tabiri ile halis Türk olan iki milyon kızılbaşı azınlık yapacaklar. Bizi hallaç pamuÄŸu gibi atacaklar. Bu taksimi iÅŸittiÄŸim vakit tüylerim ürperdi. Bütün kuvvetimi bu tabirleri kaldırmaya verdim. Pek uÄŸraÅŸtım. Bunun dersi; vatanımızda baÅŸka ırkta, baÅŸka dilde baÅŸka dinde adam bırakmamak en esaslı, en acil en hayati iÅŸtir...Ecnebi devletler iÅŸte böyle ciÄŸerimize pençe atıyorlar. Biraz daha gayret ederlerse Türkiye'deki karıncaları da azınlık yapacaklar. Bunları ve keza Kürtleri devamlı bir temsil planı üzere ayrı dil ve ırklıktan tecrid etmeli...'
Rıza Nur'un da gayretleriyle Kürtler, Lozan'da azınlık statüsüne alınmadı. Dr. Nur, Lozan'a iliÅŸkin anılarında, kimi zaman Temsil Heyeti BaÅŸkanı İsmet İnönü'nün de Bitlisli bir Kürt olduÄŸundan ÅŸüphe etse de baÅŸta Kürtler olmak üzere Rumlar ve Ermenilerin dışında azınlık tanınmadığını, bunun kendi çabalarıyla gerçekleÅŸtiÄŸini anlatıyor.
LAİKLİKTE DE PAYI VAR
İngilizlerin 'azınlıkların evlenme-miras gibi sorunlarının hangi hukuksal düzenle çözüleceÄŸi' sorularına Rıza Nur, 'Din ve Devlet iÅŸlerinin ayrıldığı bir devlet yönetimine geçileceÄŸi ve kurulacak devletin laik bir cumhuriyet olacağı' cevabını verdiÄŸini yazıyor. Yani laiklik ilkesinde de onun payı var. Ayrıca Lozan'dan bir yıl kadar önce 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılması için Meclis'e verilen (Mustafa Kemal PaÅŸa dahil 82 mebusun imzasını taşıyan) önergeyi de Dr. Rıza Nur hazırlamıştı.
Åžimdi burada duralım. Dr. Nur'un anıları uzun yıllar Atatürk karşıtlarınca kullanılan argümanlar oldu. Ama gerek Kürt meselesi gerek saltanatın kaldırılması ve laikliÄŸin benimsenmesinde Rıza Nur'un çabaları büyüktü. Ama öte yandan da hilafetin kaldırılmasına tepkiliydi. Kurumsal olarak İslam aleminin yönetiminin Türkiye'de olmasını istiyordu.
SORUNLAR ZAMANA BIRAKILDI
Yani kafa karışıklığı vardı. Bu sadece Dr. Rıza Nur'da deÄŸildi. Atatürk dahil hemen bütün yöneticilerde aynı karışıklık hakimdi. Çünkü hepsinin aklında, bir yurt parçasına tutunmak heyecanı ve telaşı vardı. Kürt meselesi, azınlıklar iÅŸi, etnisite tanımları, Musul sorunu hepsi daha sonra çözülebilirdi. Önemli olan sulh olup, yurt parçasını saÄŸlama almak ve bunu tüm dünyaca tanıtmaktı. Kalan sorunlar daha sonra çözülebilirdi. Ama aynı sorunlar 85 yıl boyunca bir türlü çözüme kavuÅŸturulamadı. Åžimdilerde ise daha da katlanarak büyüdü ve önümüze yığıldı.
'ZAFER DEĞİL' SÖZÜ YOLLARI AYIRDI
'Musul bizim böÄŸrümüzdür. Almazsak böÄŸrümüze hançer yemiÅŸ oluruz' sözü Dr. Rıza Nur'undur. İsmet PaÅŸa'ya ağır eleÅŸtirilerde bulundu. Türkiye'ye dönüÅŸte Lozan'ın zafer olmadığını açıkladı. 'Lozan Türk zaferinin bedeli deÄŸildir. Eksiktir, noksandır, kusurludur' dedi. Atatürk'le yolları ayrıldı. 1926'da İzmir suikastine kendisinin de adının karıştırılacağını düÅŸünerek yurtdışına çıktı. Önce Paris'te sonra İskenderiye'de yaÅŸadı. Atatürk'ün ölümüne kadar yurda dönmedi. 1938 sonrasında Türkiye'ye giriÅŸ yaptı. 4 yıl sonra 1942'de öldü. Atatürk ve İsmet PaÅŸa'ya olan düÅŸmanlığı bitmek bilmedi. Kaleme aldığı anılarında ikisine de sürekli hakaret etti. Atatürk'ün onun hakkında 'İngilizlerin adamıdır' sözlerini adeta haklı çıkartmak istercesine anılarını Bristh
Museum'a yolladı. 1960 yılına kadar saklanmak veya ölümünden sonra açıklanması koÅŸuluyla...!
LOZAN'IN İKİNCİ ADAMI
30 AÄŸustos 1879'da Sinop'ta doÄŸan Dr. Rıza Nur, İstanbul'da askeri RüÅŸtiye ve Kuleli Askeri Mektebi'nin ardından Askeri Tıbbiye'ye girdi. 1905 yılında doçent oldu. 3 yıl sonra Sinop mebusu seçildi. Bir ara İttihat Terakki'ye yakınlık duysa da sonraları muhalefete geçti. 1918 sonrası, milli mücadeleye aktif olarak katıldı. Aşırıcı Türkçü fikirleri benimsedi. Kendisini dinsiz olarak tanımlıyordu. Daha doÄŸrusu agnostik! Son Osmanlı Meclisi'nde mebus olarak bulunan Dr. Rıza Nur, Ankara'da kurulan İlk Meclis'te de yer aldı. İlk Milli EÄŸitim Bakanlığı görevi onun oldu. SaÄŸlık Bakanlığı görevinde de bulundu. Mustafa Kemal'e oldukça yakındı. Yapılacak devrimlere iliÅŸkin görüÅŸlerini her koÅŸulda söylemekten çekinmezdi. Asıl ününü Lozan görüÅŸmelerinde yaptı. İsmet İnönü'den sonra heyetin ikinci adamıydı. Özellikle Kürtler ve diÄŸer etnik grupların azınlık olarak kabul edilmemesi ve Musul'un alınması için yoÄŸun çaba gösterdi.
GEÇEN HAFTADAN KALAN...
Geçen hafta yazdığım ErdoÄŸan Potamyalı, Yılmaz Misohorlu yazım büyük ilgi gördü. Çok sayıda telefon ve e-posta aldım. Ama okurlarımızın bir kısmı Rizeli bazı ünlü isimleri atladığımı belirtti. Murat Karayalçın da telefonla aradı. Yazıdan dolayı tebrik etti. Rizelilerin yazıda belirtildiÄŸi gibi eski isimleri kullandığını, annesinin de halen kendi köylerine eski ismi olan 'Çinçiva' dediÄŸini ekledi. Ayrıca Çinçiva Köyü'ndeki Karayalçın Konağı'nın 102 yıllık olduÄŸunu söylemeyi de ihmal etmedi.
Atladıklarıma gelince; CHP'li ünlü siyasetçi Ali Topuz Kamboslu, eski İstanbul Belediye BaÅŸkanı Aytekin Kotil Potamyalı, Algan HacaloÄŸlu ve eski siyasetçi Orhan EyüboÄŸlu Vice'dendir (Fındıklı). Devlet eski Bakanı
İbrahim Tez ÇamlıhemÅŸin Mollaveyis Köyü'ndendir.