Ahmet İnam ahmet.inam@aksam.com.tr

kategori2

Düşüncenin neresindeyiz?

DüÅŸünüyor muyuz? DüÅŸündürtülüyor muyuz? DüÅŸünce gündemimizin ne kadarını belirleyebiliyoruz? Bizde hiç mi düÅŸünür yok?
Var. Bir bölüÄŸü akademisyen. OkumuÅŸ gelmiÅŸler. ÖÄŸrenmiÅŸler. ÖÄŸretiyorlar. Kitaplar yazıyorlar. DüÅŸünce ürünlerinin çoÄŸu tanıtım temellidir. Batı'da ve bizde geçmiÅŸte ne olmuÅŸtur, ÅŸimdi ne oluyor? Malumat veren, açıklayıcı, öÄŸretici çalışmalar.
Hayatın zorlukları bizlerden, çabuk etkileyici, 'iÅŸ bitirici' düÅŸünme biçimleri istiyor. Ekonomik, toplumsal iÅŸleyiÅŸ, düÅŸünceleri 'yararlılıkları' etkili oluÅŸları açısından deÄŸerlendiriyor. 'Yeni düÅŸünceler üretme' reklam yazarlarının, satış elemanlarının, patronlarının gözüne girmeye çabalayan ÅŸirket elemanlarının iÅŸi olmuÅŸ. DüÅŸünce adamı ya bir partiye ya da bir ÅŸirkete, ideolojik bir örgüte hizmet eden biri oluyor.
Soruyoruz: DüÅŸüncenin neresindeyiz? Yanıtımız da bir soruyla: DüÅŸünce bizim neremizde?
Bireysel açıdan bakıldığında, iç dünyamızın özgürlüÄŸü, kendi kendimizle düÅŸünsel iletiÅŸime girebilme çabamız, düÅŸünme sürecini güçlü ürünler vermeye yönlendirebiliyor. Dünyanın düÅŸünce haritasında yerimiz ne kadardır? Bu haritada yer alabilmek için, kendimizle düÅŸüncelerimizin yüzleÅŸebilmesi gerek. DüÅŸüncelerimizin yaÅŸadıklarımızla, bedensel yapımızla, toplumsal, politik ortamla, duygularımızla, iletiÅŸimiyle baÅŸlayacak düÅŸünme serüvenimiz. MutlaklaÅŸtırma, sığlaÅŸtırma, bir serüven, bir araÅŸtırma olan düÅŸünme çabasını öldürür. KesinliÄŸe, saÄŸlamlık güvencesine kavuÅŸup, 'garantili' düÅŸünme arayışı, düÅŸünce ile olan iliÅŸkimizde sakıncalı bir yoldur. Yaratıcı düÅŸünme, yiÄŸit, kafa ve yürek açısından özgür, gönlü olan insanların katkılarıyla gerçekleÅŸebilir. DüÅŸünme bireyin iç dünyasında, hayatına yakışacak biçimde devingenliÄŸini sürdürecektir. Heyecanla, serüven ruhuyla, aÅŸkla yürütüldüÄŸünde, düÅŸünme birey olarak bizi kendimizle, içselliÄŸimizle, bedenimizle toplumumuzla, kültürümüzle iletiÅŸime sokar. Salt sorun ve bilmece çözme amacıyla gerçekleÅŸtirilen düÅŸünme etkinliÄŸi, kalıplaÅŸmış, çok aşınmış yollarda 'ihtiyatla' yürüme korkaklığı, bizi ülkemizin özlediÄŸimiz düÅŸünce ülkesi olması arayışından uzaklaÅŸtırıyor.
Birey olarak, düÅŸüncenin ne içindeyiz (düÅŸünmeyi hindi ya da eÅŸek özelliÄŸi gibi görüyor, tasalanmayla bir tutuyoruz!) ne de büsbütün dışında (çünkü o zaman düÅŸünceyi kuÅŸbakışı, çepeçevre görebilme gücümüz olabilir belki!) ne ardındayız ne de önünde. DüÅŸünce içimizde bir yer tutmuyor ki, derinliklerimizde; onlarla nasıl yaÅŸayacağımızı soruÅŸturacağımız düÅŸüncelerimiz olamıyor. Bir alet gibi kullanılıp atılan ya da süs olarak saklanılan ama bireysel varlığımızla bütünleÅŸemeyen düÅŸüncedeyiz. Hayırlı olsun!
Toplumsal boyutta, düÅŸüncenin, toplumumuzda günlük yaÅŸamın, politik kavganın ötesinde kendine özgü bir alan oluÅŸturup oluÅŸturmadığını sorabiliriz. Türk toplumunun düÅŸünen kiÅŸilerinin düÅŸüncelerinden oluÅŸan bir düÅŸünme alanı var mıdır? Dünyadaki sanatsal, bilimsel, kültürel iÅŸleyiÅŸ hakkında kendimize özgü görüÅŸlerimiz var mı? DüÅŸünce toplumu muyuz? DüÅŸünenlerimizin düÅŸünceleriyle oluÅŸan düÅŸünce alanı eÄŸer varsa ne denli özgündür? Özgünse, bu özgünlük yaÅŸamımız, geleneÄŸimiz, kültürümüzle kurduÄŸu baÄŸ açısından da öyle midir?
DüÅŸünürlerimiz olsa da, Türkiye'de yeterli bir düÅŸünce alanı yoktur. Bu düÅŸünme alanı, çevirilerle çevrilmiÅŸtir. Özgün deÄŸildir. Alan, yaÅŸamla ilgili politik düÅŸüncelerin, ekonomik kaygıların ötesinde kuramıyor. Hayatımızdaki, toplumumuzdaki sorunların çözümlerine odaklanmış. DüÅŸünce alanı, yüksek düzeyde, soyutlamalar, kuramlar içermiyor; böylesi nitelikleri taşıyan yapıtlar varsa da bunların çoÄŸu çeviri. Bu niteliksizliÄŸin yanı sıra kendi kültürel geçmiÅŸimizin yorumuna yönelik çalışmalar çok az.
Toplumun üst düzeyde bir düÅŸünce alanı oluÅŸturacak düÅŸünce yapıtları ortaya koyması gerekli midir? DüÅŸünmek için, kuramlar ortaya koymak için düÅŸünmeye deÄŸer mi? 'Batı'dan düÅŸünceyi alır, sorunlarımızı çözeriz' diyebilir miyiz? DüÅŸünelim bakalım!
Toplumlar arası düzlemde neredeyiz?
a) Dünyadaki düÅŸünce üretimine katkımız var mı?
b) Bir düÅŸünce alanımız olduÄŸundan, bu alanımızın varlığından dolayı öteki toplumlardan saygı görüyor muyuz?
c) Kendi yaÅŸam deneyimlerimizden kendimize özgü ürünler vermiÅŸ geçmiÅŸimizden yola çıkıp dünyadaki düÅŸünce alanına kendimizle, kendi gözlüklerimizle gördüklerimizi ortaya koyarak sesimizi duyurabiliyor muyuz? Alışılmış anlamıyla, yerelden evrensele çıkışımız nasıl olacaktır?
d) Öteki kültürlerle iliÅŸkilerimizde, onlara bizim gözümüzle nasıl göründüklerini anlatabiliyor muyuz? Bu anlattıklarımız ilgi uyandırıyor mu? Hep onların gözüyle kendimizi görmeye ahmış bir toplum olarak, bizim kendi gözümüzle gördüÄŸümüzü düÅŸünceye dönüÅŸtürerek, dışımızdaki kültürleri kendi açımızdan yorumlamak, bu yorumlarla o kültürlerde etki yaratmak, ilgi uyandırmak bize çok uzak gibi geliyor. Türkiye 'düÅŸünce ülkesidir' diyecekler mi bir gün bize? Bu düÅŸüncenin neresindeyiz? Bir dikili düÅŸünce aÄŸacımız olacak mı toplum olarak bu dünyada?

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3