Arthur Miller 'İyi gazete, bir ülkenin kendi kendisine konuÅŸmasıdır' demiÅŸti.
Bu makul önermeyi kabul ettiÄŸimiz takdirde, bugünlerde tasfiye listeleri fırtınaları altında konuÅŸmaya çalıştığımız konunun, aslında bu ülkenin gelecekte kendi kendisine nasıl konuÅŸacağı olduÄŸunu göreceÄŸiz.
-Hangi 'kendi kendisine konuÅŸma' konularının önemli olduÄŸu hakkında gazeteciler arasında ciddi fikir aykırılıkları var. Dünyada ise gazetelerde çok farklı geliÅŸmeler var. 'Bunlar bizi alakadar etmez' dersek, ülkenin gazetelerini tamamen yerelleÅŸtirip, yerli mallarını koruma haftalarının bültenleri haline getirebiliriz. Harvard, Cambridge gibi üniversitelerin burslar vermek için öÄŸrenci avları yapabildikleri bir ülkede bizim medya, dünya medyasından kopuk ve farklıdır demenin fazla manası da yok. Yerel olanı gayet tabii ki ihmal etmeden beyin hücreleri dünyaya açık olan, deÄŸiÅŸimleri anlayarak izleyen ve modern dünyanın koÅŸullarını okuyucusuna anlatacak gazetecilere ihtiyaç var.
-2007 yılının Haziran ayında toplanan 14. Dünya Yayın Yönetmenleri Forumu, 'Gazeteler krizde, bundan nasıl çıkılabilir' sorusu üzerine kafa yordular. Vardıkları sonuca göre; 'Hafif' diye adlandırılan ve meÅŸhur insanlar hakkında yapılan haberler önümüzdeki yıllarda çok önem kazanacak.
-Bu forumdan sonra 2008 yılının Mart ayında Associated Press Ajansı, meÅŸhur insanlar hakkındaki haberlerinin ve hafif haberlerinin sayısını artırma kararı aldı. Associated Press bu nedenle Los Angeles, New York ve Londra bürolarında kullanılmak üzere 21 yeni kadro açtı. Onlar da bu tür haberlere yönelik büyük bir talep artışı olduÄŸunu görmüÅŸlerdi.
-Yine aynı günlerde USA Today ve Boston Globe gazeteleri ABD baÅŸkanlık seçimi yarışında kendi kaynaklarıyla günlük haber peÅŸinde koÅŸmaktan vazgeçtiÄŸini açıkladı. Bu iki gazete baÅŸkanlık yarışını ajanslardan izleme kararını aldı. Günlük siyasi haberlere talep azalmıştı.
-1949 yılında da televizyonun radyoları tamamen öldüreceÄŸinin tartışıldığını görürsünüz. O günlerde de eski bir medya hakkında ölüm ilanları veriliyordu. Radyo ölmedi, bildiÄŸiniz gibi aksine televizyonlardan beslenerek büyümeye baÅŸladı. Ölecek denilen eski medya yaklaşık 40 yıl boyunca geliÅŸti ve büyüdü. Yeni ÅŸartlara uyabilenler ayakta kaldı ve güçlendi. Bugünlerde de gazetelere ölecek deniliyor, internet karşısında dayanamazlar düÅŸüncesi öne sürülüyor.
Yeni koÅŸullara adapte olan gazeteler internet ile beslenip büyüyecekler. İnternet ortamında okuyucuların bir davranış normu ve tercih ettikleri haberler var. Gazeteler belki bunlardan öÄŸrenerek içeriklerini deÄŸiÅŸtirecekler veya baÅŸka bir ortak çalışma biçimi bulunacak. Konsantre olunursa ve üzerinde düÅŸünülürse muhakkak bulunur. Ama internet ortamının da gazetelerde daha fazla yumuÅŸak haber ve meÅŸhurlar hakkında yazıları teÅŸvik ettiÄŸini söyleyebiliriz.
SİYASET VE 1984
Siyasetin söylemi George Orwell'in 1984 kitabında anlattığı 'Newspeak' kavramına benziyor. Gerçi orada totaliter ve baskıcı bir sistem oluÅŸturmak için konuÅŸma biçimlerini kontrol etmeye yarıyordu 'Newspeak'. Siyasetin söyleminde merkezde totaliter bir sistem arayışı belki yok ama bu söylemde kullanılan kavramlar, alınan tavırlar da insanları aynılaÅŸtırmayla sonuçlanıyor. Yani Orwell'in kitabındaki totaliter düzenin vardığı sonuçlara benziyor.
Siyaset söylemlerinde, özellikle Ankara'ya özgü söylemlerde birey olmak farklı olmak, özgür iradeyle hareket etme imkanı yoktur. Kapsayıcı ve baskıcı büyük söylem sizi büyük fikirlere iter. Oysa 'hafif' diye tanımlanan life style türü haber ve yazılar bireysel özgürlüÄŸü vurgularlar. Stil insanın olmak istediÄŸi türde bir insan olabilmesi için kendisini deÄŸiÅŸtirme imkanlarını saÄŸlayan tek boyuttur.
Stilin önemi buradadır. Özgü irade ve insanın arzu ettiÄŸi gibi deÄŸiÅŸebilmesi yollarını açtığından aslında hafif diye küçümsenen türde haber ve yazılar temelde son derece siyasilerdir (Gündelik yaÅŸam siyaseti de diyebiliriz buna).
Türkiye'de her zaman bulunabilecek kızgın siyasi tartışmalara bakıp da insanlar bunu tercih ediyor demek yanlıştır. İnsanlar aynı zamanda güzel de bir hayat istiyorlar ve ellerindeki imkanlarla daha güzel ve farklı yaÅŸamanın yollarını arıyorlar. Yeni fikirlere ihtiyaçları var.
Bu yüzden ben radikal bir siyasi tavır koyarak gündelik yaÅŸam sosyolojisi ve modern dünyada yaÅŸamanın anlamı nedir sorularına cevap arayan stil ve kültür yazılarına önümüzdeki yıllarda çok daha fazla önem vermeye karar verdim.
SON ZAMANLARIN EN GÜZEL YAZISI
Kürt açılımı tartışılıyor her gün kızgın tartışmalar izliyoruz ama kimse yöre insanlarının neler düÅŸündüÄŸünü merak etmiyor. Bunlar Ankara'dan söylenilmek isteniyor.
Bu Kürt açılımı hakkında benim görebildiÄŸim en güzel yazı bu gazetede YiÄŸit Karaahmet tarafından yazıldı. YiÄŸit,Tunceli'nin Pülümür İlçesi'ndeki plajda denize girmeye gitti ve izlenimlerini yazdı. Pembe deniz yastığıyla filan mükemmeldi her ÅŸey. Oradaki bikinili kızları görmeden, onlarla konuÅŸmadan, oradaki erkeklerin tavırlarıyla, kıyafetleriyle bireyselleÅŸmek çabalarını izlemeden bence 'Kürt açılımı' diye bir ÅŸeyi tam olarak anlamlı tartışamayız. İşte sadece kendisini ve hayatı yazan yazarlar yapabilirler bunları. KeÅŸke Bahçeli ve Deniz Baykal da kızmaya baÅŸlamadan önce o plajda biraz yüzmüÅŸ olsalardı.