'Maya takviminde 2012'nin 'son' olacağı yazılıydı.
Kutsal metinlerde de 2012 iÅŸaret ediliyordu.
Son geliyordu ama bunun nasıl olacağını kimse tam bilmiyordu.
Bazıları küresel ısınma dedi.
Marduk gelecek diyenler de vardı.
Dünyada kutup deÄŸiÅŸimi olup büyük felaketler yaÅŸanacaktı.
Teori çoktu. Ben bunlara inandım ve hatta sadece bu nedenden dolayı uzun dönemli ev kredisi bile aldım.
'Son yakındır' deyin birden tüm deliler ayaklanır. Deli sayısı kadar teori ortaya çıktı nitekim.
Ama sonunda yaklaÅŸan sonun nasıl geleceÄŸi Ankara'dan resmen açıklandı.
Evet dünyanın sonu bile Ankara'dan resmi açıklamayla duyuruldu. Bu siyasi göndermeler yapan bir espri deÄŸil, yanlış anlamayın.
Dünyada yaÅŸanabilecek her türlü belanın merkezi olabilen Ankara bu konuda da ön plana çıktı.
Gerçi ben açıklamaya fazla ÅŸaşırmadım. Çünkü dünyanın sonunun Orta Anadolu'daki Türkler tarafından getirileceÄŸine uzun süredir inanmaktaydım.
Bizim medeniyet çökertici tahripkar bir gücümüz var. Bu gerçeÄŸi kabul etmek gerekiyor. Åžimdi de tüm medeniyetlerin hepsini birden çökerteceÄŸiz. Bu da normal.
Dünyanın sonu hakkında Ankara'dan yapılan resmi açıklamaya göre; Ankara da İsviçre'de var olan nükler hızlandırıcı tesisi CERN'e benzeyen bir merkezi kurmaya karar vermiÅŸ.
Åžimdi bu nükleer hızlandırıcı çalışmalarında laboratuvar koÅŸullarında kara delikler araÅŸtırılıyor biliyorsunuz. Gerçi Ankara siyasi formasyonu nedeniyle kara deliklerle uÄŸraÅŸmaya alışık ama bu yeni kara delik, alışılan siyasi kara deliklere pek benzemeyecek.
Dünyanın aşırı düzgünlüÄŸü nedeniyle en sıkıcı ülkelerinden birisi olan İsviçre'de bile deney yapılırken dünyanın sonu gelebilir tartışmaları olmuÅŸtu, hatırlayın,
Åžimdi bizim gibi ulusal sakarlık vasfı hayli yüksek olan bir ülkede o araÅŸtırmanın ne sonuçlar verebileceÄŸini varın siz düÅŸünün.
Üstelik bu inÅŸaat Toplu Konut İdaresi tarafından üstlenilecekmiÅŸ. Dar gelirli insanlara kafalarını sokacak bir ev inÅŸa etmekle nükleer hızlandırıcı tesisi yapmanın hangi konularda benzeÅŸtiÄŸine karar verdiler, doÄŸrusu ben anlayamadım.
AKP bu, her ÅŸeyi yapar onlar. (Ha, eÄŸer sıradan Türk insanı bir kara delik kadar tehlikedir imasını yapıyorlarsa bakın bunu kabul edebilirim. Ben yıllardır bu tezi zaten savunuyorum, bu konuda binlerce yazı yazmışımdır.)
Yahu! Havai fiÅŸekler üretilen fabrikada iÅŸçilerin sigara molalarını havai fiÅŸek deposunda verebildiÄŸi bir ülkede yaşıyoruz biz. Durum böyleyken hangi nükleer hızlandırıcıdan bahsediyorsunuz siz, inanılacak gibi deÄŸil.
'SON' ÅžÖYLE YAÅžANACAK
Dünyanın sonu ile ilgili resmi açıklamadan anladığım kadarıyla son ÅŸuna benzer bir ÅŸekilde gelecek.
Toplu Konut İdaresi bu nükleer hızlandırıcı tesisini hızlı bir ÅŸekilde kuracak. (Hızlı olacaklar çünkü seçimlere yetiÅŸmesi gerekecek.)
Atom parçacıklarını hızlı çarpıştırma deneyi Mili Güvenlik Kurulu kararıyla yapılacak.
Deney günü köyünden yeni gelmiÅŸ ve torpille iÅŸe alınmış aşık bir iÅŸçi deney baÅŸlamışken köyünde bıraktığı sevgilisini düÅŸünüp türkü çığırmak için bir ÅŸaltere yaslanacak.
Atom parçacıkları sadece bu yüzden biraz aşırı hızlı çarpışacaklar.
Ankara'nın taÅŸrasında bir kara delik oluÅŸmaya baÅŸlayacak. Bunun Ergenekon suç örgütü ile baÄŸlantısından ÅŸüphelenen haberciler olay yerinden canlı yayına geçecekler. Kara delik gittikçe büyüyüp Ankara'yı tamamen yutacak. İş orada durabilseydi bu deneye kimsenin itirazı olacağını da sanmıyorum. En azından ben katiyen itiraz etmyeceÄŸim gibi deneyi aktif biçimde destekleyebilirdim. Ama kara delik büyümesini sürdürecek ve maalesef kıyı ÅŸeridine de eriÅŸecek.
Orta Anadolu'yu haritadan silecek her türlü projeye destek verebilecek 'Beyaz Türkler' de bu aÅŸamada paniklemeye baÅŸlayacaklar. Alaçatı ve Bodrum'da çılgın kara delik partileri verilecek. Trendometre yazarı Yaprak Aras bunu yeni trend olarak sitesinde duyuracak.
Kara delik sadece Türkiye'yi tümden yutmakla kalmayacak, Türki cumhuriyetler ve yavru vatan Kıbrıs'ı da yutacak. Washington'da birçok insan Türkiye baÅŸta olmak üzere dünyaya problem yaratan birçok bölgenin ortadan kalkmasından dolayı iÅŸlerini kaybecekler diye panikleyecekler.
Ve sonunda dünyanın sonu, Türk Toplu Konut İdaresi'nin bir projesindeki aşık bir köylünün uzaktaki köylü sevgilisi belki duyar diye bağırarak türkü çığırma sevdası yüzünden gelecek.
Bu badireden saÄŸ çıkanlar olursa ileride 'Her ÅŸey Türklerle baÅŸladı ve Türklerle bitti' temalı kitaplar yazacaklar.
Erdal Åžafak
Zafer Mutlu'nun kızı anısına yaptırdığı okulun belediye tarafından yıkılmasını eleÅŸtiren bir yazıyı gazeteden çıkarttı diye Sabah Yayın Yönetmeni Erdal Åžafak hayli ağır eleÅŸtiriler aldı. DoÄŸal tabii, eleÅŸtirilecek de bu gibi durumlarda meseleyi her yönüyle düÅŸünmek gerektiÄŸine inanıyorum ben. Ya patron istediyse yazının çıkarılmasını ya çıkarılmaması yolundaki karşı argümanları kabul etmemiÅŸse ya ısrar etmiÅŸse ya yayın yönetmeni mecbur kaldıysa yazıyı çıkartmaya.
Hemen istifa etsin demek hem gerçekçi deÄŸil hem de gereksiz bir acilciliktir.
Buradan alınacak tek bir ders var. Yayın yönetmenleri tüm yazıları muhakkak basılmadan önce okumak ve sakıncalı olabileceÄŸine inandıkları yazılarla ilgili patronlarıyla önceden konuÅŸmak zorundalar. Ya da kendileri inisiyatif kullanıp önceden kimseyle konuÅŸmadan ilgili yazarı yazısını deÄŸiÅŸtirmesi hakkında ikna edecekler.
Bu harikulade bir ÅŸey mi, ideal bir durum mu; bu gayet tabii ki hayır. Ama benim bunca yıllık deneyimimden sonra ideallerle veya mutlak doÄŸrularla uÄŸraÅŸmaya hiç niyetim yok. GerçeÄŸi kabul edip en makul ve en az yıpratıcı formulü bulmak istiyorum o kadar.
Türkiye'deki tüm yayın yönetmenleri bu ÅŸekilde davranır (Zafer Mutlu da dahildir buna). Bu da bilinsin. Yazarlar da köÅŸelerin babalarının malı olmadığını artık kabul etseler ve bu 'acı' gerçek ile bir ÅŸekilde uzlaÅŸsalar sonuç herkes açısından iyi olacak.