Ben tam herhalde artık 'Pulp Fiction'dan daha eÄŸlendirici film yapılamayacak' diye düÅŸünürken Quentin Tarantino kendisini aÅŸtı ve beni ÅŸaşırtan bir filme imza attı. Sadece ismiyle bile sinema tarihine geçmeye layık olan 'İnglorious Basterds' filmi, direktörünün sinema aÅŸkı, teknik hakimiyeti ve sadece seyirciyi ÅŸaşırtıp eÄŸlendirmeye odaklanmış duyarlılığı ile insanda tam bir keyif fırtınası etkisi yapıyor.
Filmde özetle; amaçları mümkün olduÄŸunca fazla Nazi'yi vahÅŸi yöntemlerle öldürmek olan bir grup askerin hikayesi anlatılıyor. Sinemada da yakında büyük keyifle izleyeceÄŸim filmi... Bu kadar fazla sayıda Nazi'yi ölürken izlemek insanda 'Aslında hak etmiÅŸlerdi' düÅŸüncesini doÄŸuruyor. Beyazperdede izlediÄŸiniz vahÅŸet size bir çizgi film kadar bile etki yapmamaya baÅŸlıyor.
Ben bir süredir orada burada okuduÄŸum metinlerden Naziler ile ilgili bazı notlar tutmuÅŸtum. Bu film vesilesiyle tekrar garip biçimde gündeme gelen Nazilerle ilgili notlarımı sizinle paylaÅŸmalıyım diye düÅŸündüm. Notları okuyunca Nazi fenomeninin düz bir mantıkla hemen doÄŸru algılanamayacağını, aslında hayli karmaşık bir fenomen ile karşı karşıya olduÄŸumuzu göreceksiniz.
Tamam; Naziler barbardı ve insanlık suçu iÅŸlemiÅŸlerdi ama Tarantino'nun da gösterdiÄŸi gibi haklarında birçok film yapılabilecek kadar zengin bir ilham kaynağıydılar da aynı zamanda.
İŞTE BENİM NAZİ NOTLARIM:
Hitler'in özel sekreteri Traudl Junge, onun hiçbir zaman Yahudi kelimesini aÄŸzına bile aldığını duymadığını açıklamış. Hitler'e en yakın ve onunla özellikle 1942-45 arasında yoÄŸun olarak çalışan bir insanın bu açıklaması hayli ÅŸaşırtıcı tabii ki. Hitler'in Yahudi lafını bir kez bile aÄŸzına almadan o yılları nasıl geçirdiÄŸini anlayabilmek de pek mümkün deÄŸil.
Albert Speer savaÅŸ sonrasında uzun süre yattığı Spandau Hapishanesi'nde hatıra defteri tutmuÅŸtu. Daha sonra bunlar 'Spandau: The Secret Diaries' adıyla Almanca'dan İngilizce'ye çevrilerek yayınlandı.
SavaÅŸ yıllarının anlatıldığı hatıra notlarında ölüm kamplarından bir tek kez bile söz edilmemesi hayli garipti.
1948'te New York'ta bir Yahudi yayıncının karısı bu hatıra defterinin basım haklarını almak üzere harekete geçmiÅŸti ama bilin bakalım ne oldu? Albert Speer yayıncının Yahudi olacağını duyunca ona yayın haklarını vermekten vazgeçti. Yarattıkları onca dehÅŸetten ve kendisiyle hesaplaÅŸacağı düÅŸünülerek konulduÄŸu hapishanede geçen yıllardan sonra Yahudi fikrine bile tahammül edememesi hem ilginç hem de insana dehÅŸet veren bir durumdu
Etraflarında bu kadar fazla dehÅŸet yaÅŸanırken sıradan Alman insanının ne hissettiÄŸi hakkında son yıllarda birçok çalışma yapıldı. Bazı çalışmalarda, sıradan Almanların Nazilere açık destek vermeseler de sessiz kalarak üstü örtülü destek verdikleri anlatıldı. Bu destek olmasaydı Nazilerin milyonlarca Yahudi'yi bu kadar soÄŸukkanlı bir ÅŸekilde öldürmelerinin imkanı bulunmayacağı öne sürüldü.
Bu konu hala daha tartışılıyor. Ancak bende daha önce almış olduÄŸum bir not da var ki; bu da o tezi doÄŸrular nitelikte. Gestapo bir gece önce gözaltına aldığı insanları ertesi sabah daima tam saat 11'de idam mangasının önüne dizip ateÅŸ açtırarak infaz ettirirmiÅŸ. O kadar dakiklermiÅŸ ki bu konuda; infazların olduÄŸu ÅŸehirlerde halk saatlerini silah sesini duyunca ayarlarmış. Yani infazları normal yaÅŸamlarının doÄŸal bir parçası haline getirmiÅŸler.
Alman disiplini ve dakikliÄŸi konusunda benim bu kez okuyarak deÄŸil yerinde gözlemleyerek aldığım bir not da var. Yıllar önce Almanya'nın küçük bir kasabasında bir ay kadar yaÅŸadım. Ve o kasabada bile tren istasyonunun son derece düzgün çalıştığını ve trenin daima her zaman saniyesi saniyesine zamanında gelip zamanında kalktığını gördüm.
Almanya'nın en ücra köÅŸelerinde bile durumun hep böyle olduÄŸunu öÄŸrendim. Tabii ki bu gelenek, kamplara insan sevkıyatının aksamadan yürütülmesi gerekliliÄŸinin yarattığı bir gelenekmiÅŸ.
Nazilerin Yahudileri ortadan yok etme kampanyalarını inceleyen uzmanlar Nazilerin bunu bıkkın bir tavır ile sistematik olarak yaptıklarını (Bored extermination) söylüyorlar. Bu tabii ki tüm olan biteni çok daha korkunç hale getiren bir gözlem.
Hitler'in çevresindeki tüm yakın çalışma arkadaÅŸları Naziler, ona aÅŸk olarak nitelendirebilecek bir sevgi duyuyorlar. Goebbels'in anılarında da Albert Speer'in anılarında da Hitler'e duyulan abartılı sevgi açıkça ifade ediliyor. Bu da Hitler ve arkadaÅŸlarının eÅŸcinsel oldukları söylentilerinin çıkmasına yol açtı. Hatta Hess o dönemde 'Hess ana' olarak bilinirdi.
Yahudiler'in yanında eÅŸcinsellere de yönelik yok etme kampanyaları düzenleyen bir rejimin başındaki insanların aslında birer eÅŸcinsel olması ihtimali, baskı altına almış oldukları duygularına karşı duydukları sert tepkinin sonucu olarak da yorumlanabilir.
Ölümünden sonra Hitler'in Eva Braun ile yattığı yatak üzerinde yapılan adli tıp araÅŸtırması sonucunda yatak üzerinde bir adet bile semen izine rastlanmadı. Zaten onları seviÅŸirken ne duyan ne de gören olmuÅŸtu.
Gerçekten eÅŸcinsel miydi tam bilemiyorum ama Hitler hakkında ortaya atılan bir baÅŸka söylenti daha var. Hitler'de Coprophilia sapıklığı olduÄŸu iddiası da yaygın olarak anlatılan ama somut olarak ispat edilmemiÅŸ bir baÅŸka iddiadır.
Coprophilia insan dışkısından seksüel heyecan duymak olarak tanımlanıyor. Åžurası da var ki; Coprophilia'nın Almanya'da oldukça sık görülen bir sapıklık olduÄŸu biliniyor. Dolayısıyla Hitler'in de bunun dışında kalmamış olması bana sürpriz gelmez. Zaten diktatörlerin çoÄŸunda sıradışı seksüel takıntıların olduÄŸu bilinir. ('Sex Lives of Great Dictators' yazan Nigel Cawthorne).
Savaşın en doruk noktasında Almanya ve Sovyetler BirliÄŸi arasında imzalanan mütefiklik anlaÅŸması herkesi ÅŸaşırtmıştı ama bunun temelinde de Hitler ile Stalin arasındaki eÅŸcinsel iliÅŸkinin yattığını öne süren insanlar da var. Hem Hitler hem de Stalin'in aynı zamanda eÅŸcinsel olmaları hayli ilginç ve birbirlerine aşık olmaları ihtimali daha da ilginç... Tabii ki bu konuda çok güzel bir film çekilebilirdi. Bunu da kabul etmek gerekiyor. Quentin Tarantino bu kıyağımı ileride unutmaz umarım. .
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.