Adalet Bakanlığı'nca hazırlanan ve hükümetin de onay verdiÄŸi Yargı Reformu Planı kamuoyuna açıklandı.
Plana iyimser ve kötümser iki bakış açısıyla bakmak mümkün.
İyimser gözle bakarsak, yargının personel ve fiziki yönlerden güçlendirilmesi, bireylerin adalet hizmetlerinden yararlanmasının yeni teknolojilerle kolaylaÅŸtırılması, çürümüÅŸ adli tıp ve bilirkiÅŸilik sistemlerinin düzeltilmesi, teftiÅŸ mekanizmasının HSYK'ya baÄŸlanması, temel hukuk eÄŸitimine önem verilmesi gibi öneriler son derece olumlu. Bunlar zaten ülkenin acil ihtiyaçları.
Kötümser açıdan baktığımızda ise kritik soru ÅŸu: Acaba 'AB'ye uyum için buna mecburuz' bahanesi ile siyasi iktidar, yargıyı ve özellikle de HSYK ve Anayasa Mahkemesi'ni kendisi için tehlike olmaktan çıkarmaya mı çalışıyor?
Açıklanan Reform Planı'na bakıldığında, HSYK ve Anayasa Mahkemesi'ne siyasetçilerin de üye seçmesine iliÅŸkin öneriler kötümser bakışı doÄŸrular nitelikte. Yine de bu konuda net bir kanıya varmak için, siyasetçilerin seçeceÄŸi üyelerin sembolik sayıda mı olacağı yoksa heyetlerin oluÅŸumunda önemli sayıda mı olacağını bilmek gerekiyor.
Yargıçlar dışındaki birkaç sembolik üyenin bu yolla seçilmesi dünyanın sonu olmaz. Ama aksi durum yargının siyasallaÅŸması sorununu artırmaktan baÅŸka iÅŸe yaramaz. Buna ise en baÅŸta yargının siyasallaÅŸmasından en çok yakınan AKP iktidarının karşı çıkması beklenirdi. Hükümetin bu noktada tutarlı bir yaklaşım içinde olduÄŸunu söylemek zor. 'Derdimiz yargının siyasallaÅŸması deÄŸil, bizim aleyhimize kararlar vermesi' deniliyorsa o baÅŸka tabii...
İşin başka bir boyutu da şu:
Anayasa Mahkemesi, bu Yargı Reformu'nun bu tarz bir 'gizli ajandasının' olduÄŸuna ve hele de hedeflerden birinin de doÄŸrudan kendisi olduÄŸuna inanırsa, açılacak davalarda ağır bir tepki verebilir. Hatta bu kapsamda yapılacak Anayasa deÄŸiÅŸikliklerini dahi Anayasa'nın deÄŸiÅŸtirilemez nitelikteki 2. maddesindeki 'hukuk devleti ilkesi'ne aykırı bulup iptal edebilir.
Yüksek Mahkeme'nin Anayasa'nın ilk üç maddesine aykırı bulacağı Anayasa deÄŸiÅŸikliklerini iptal etme yetkisine sahip olduÄŸuna dair içtihat geliÅŸtirdiÄŸini tekrar hatırlatalım. Artık bundan böyle hiçbir siyasi iktidar, Meclis'te üçte iki çoÄŸunluÄŸu da olsa, 'yaparım Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸini, her sorunu hallederim!' mantığıyla temel sorunlara yaklaÅŸamaz. O devirler bitti. Kürt açılımı için de aynı ÅŸey geçerli.
Anayasa Mahkemesi'nin böyle bir 'orantısız tepkisi' yargıdaki acil sorunların çözümünü de engeller. Bir çuval incir berbat olur. Onun için Reform Planı'ndan HSYK ve Anayasa Mahkemesi'ne siyasetçilerin etkili sayıda üye seçmesine iliÅŸkin önerileri arındırmak ve acil ihtiyaçlara odaklanmak bence zorunlu. Aksi durumda bu Reform uygulamaya sokulamaz. Acil sorunlar da olduÄŸu gibi kalır.
Günümüzde yargı sürecinin uzunluÄŸu ve dava yoÄŸunluÄŸunun yargıçların davaları gereken titizlikle irdelemelerine engel olduÄŸu inanışı vatandaÅŸların yargıya olan güvenini derinden sarsma noktasında. Ülkemizde yargının bence en önemli sorunu bu.
Yargıçların dava dilekçelerini dahi okumadığı yaygın inanış olan bir ülkede devletin de temeli adalet nasıl tecelli edecek? İşte asıl mesele burada...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.