AKŞAM GAZETESİ | Yiğit Karaahmet | 2009-08-30
Adli Tıp skandalından sonra Münevver'in babası Süreyya Karabulut'un açıklamalarını dinledim. Ve duyduklarıma inanamadım.
Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde namus kelimesinin karşısında: 'Bir toplum içinde ahlak kurallarına bağlılık ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet' yazıyor. Yani namus dediğimiz şey aslında bizim toplum tarafından ve neye dayanarak belirlendiğini bilmediğimiz birtakım kurallara uyma zorunluluğumuz. Bu kavrama biraz uzak duruyorum maalesef. Benim iffet anlayışım Müjde Ar'ın 'İffet' filmindeki kafayı cama sıkıştırma sahnesini gördükten sonra tamamen değişti. Sanırım o yıllarda 16 yaşındaydım ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Ama kafamda bununla ilgili sorular da yok değil. Mesela bu toplum tarafından belirlenen namus anlayışımızı ne zaman bozdurabiliriz? Bunun bir son kullanma tarihi var mı? Namuslu ya da namussuz olmak için nelerin değişmesi gerekli? Daha 17 yaşımızdayken bir zengin velet tarafından öldürülüp cesedimizi çöp konteynırına atsalar bile hala 'namusumuza' sahip çıkmak zorunda mıyız? Ya da biz burada olmasak bile birileri bizim namusumuzu savunmalı mı?
Münevver Karabulut'un başına gelen son aksiliği biliyorsunuzdur sanırım. Zaten bu cinayetle ilgili, kızın öldürüldüğü sırada iç çamaşırının üstüne boxer giydiğine kadar olan tüm ayrıntıları Türk halkı olarak bildiğimiz gibi bu ayrıntıyı da kaçırmamışsınızdır. Cesedin üstünde bulunan sperm, Adli Tıp'taki otopsi masasındaki başka bir cesetten bulaşmış.
İnanılmaz bir şey değil mi?
Tek bir bölüm bile CSI dizisi izlemiş herhangi birinin böyle bir şeyin nasıl olabileceğini aklı almaz zaten. Ama burası Türkiye.
Türkiye'nin gündemine oturan bir cinayet davasında otopsi masasından sperm bulaşmasını sadece ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olmasıyla açıklayabiliriz...
Bu adli skandal bölümü zaten başlı başına tuhaf. Ama daha da tuhaf olan bir kısmı var ki benim esas bu bölümü aklım hiç almadı.
MÜNEVVER'İN ÖLÜMÜNDEN DAHA ÖNEMLİ NE OLABİLİR?
Münevver'in babası Süreyya Karabulut Show TV'de Ali Kırca'nın karşısında sorulara yanıt verirken şöyle şeyler söyledi: 'Biz örf ve adetlerine bağlı bir aileyiz. Benim kızımın ölümü kadar ona atılan bu iftira da bizi çok üzdü. Kızımın üstünde sperm lekesi bulunduğunu söyleyerek onun namusuyla oynadılar. İnsanların yüzüne bakamadık. Boynumuz bükük kaldı' gibi birtakım töre cinayetsel laflarla kızının namusunu savunmaya koyuldu.
Evet, belki acı çeken bir babanın lafları bunlar ama Süreyya Bey, kızınızın ölümünden daha önemli başka hiçbir şey olabileceğini düşünemiyorum ben hayatta. Münevver öldüğünde bakire olmasaydı daha mı az üzülecektiniz? Tertemiz olmuş ya da olmamış ne fark eder? İnsanların yüzüne bakamamak ne demek? Kızınız öldürüldüğü halde hala bekaret hesabı güden insanların yüzüne bakmasanız ne olur? Bu konuda yorum yapan herhangi biriyle görüşmeyin zaten, ağzının ortasına bir tane patlatın ve çarpıp kapıyı çıkın.
Münevver'in namusu, Münevver'in ölümünden daha mı önemli?
Süreyya Karabulut, anlayamadığım bir dilden konuşuyor maalesef. Kendi içindeki bu dinamiği de açıkçası anlamak istemiyorum. Ama artık Süreyya Bey'in biraz susması gerektiğine inanıyorum. Bu skandalın ardından nereyi dava etmek istiyorsa etsin, ne kadar tazminat alacaksa da alsın. Ama 17 yaşında ölen bir kızın namusunu savunmaya kalkmasın.
Deniz-Efe'nin çocuğu kız mı erkek mi?
Bir sperm haberi de magazin dünyasından verelim o zaman. Yılın en çok konuşulan sperm saklama hikayesinin kahramanları Deniz Akaya ve Efe Önbilgin bebek bekliyor. Akkaya hamileliğini açıklamasıyla aynı dönemde medyumluk yeteneğini de kullanarak bebeğinin erkek olacağını hissettiğini söylemişti.
Maalesef medyumluk yeteneği hamile kalma yeteneği kadar gelişmemiş Akkaya'nın. Çünkü doğacak bebeğin cinsiyeti kızmış. Böylece bebeğin adını da Efecan koyma hayalleri suya düşmüş oldu.