AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-08-30

kategori2

Nasıl bir liderlik?

Siyasetçi bazen 'doğru olanı' yap(a)maz, bazen de 'yanlış olanı' yapar.
Hayatın gerçekleri ile siyasetin   zorunlulukları çoğu kez çelişir.
'Politikanın doğası' farklı işler. 
Günün sonunda sandığa gidecek olmanın bilgisi ve popüler olmanın büyüsü ağır basar.
'Tarihe yazılacak olmanın' farkındalığı size özel bir yol işaret eder ve 'büyük liderlik', o güzergahtaki   tercihlerinizle şekillenir.
'Tarihi nitelikteki liderler', toplumun seviyesine inmez, tam tersine halkın seviyesini yükseltir. Oysa diğer yol kolaydır: Kitlenin psikolojisine hitap ederseniz, toplumun geniş   kesimlerinin duyguları üzerinde sörf yaparsanız 'karizma güçlenir.'
Ama tarih bu tarz liderleri yazmaz.
Çok tekrarlanır, ama yerinde kullanılınca etkilidir: 
'Devlet adamı bir sonraki nesli düşünür, siyasetçi bir sonraki  seçimi'.
Aslına bakılırsa siyaset yaparken devlet adamlığı iddiası taşıyan liderler 'makul yolu' deneyip, denge stratejisi uygulayabilir.
Yaşadığımız tartışmalar, kutuplaşmalar, Kürt sorununa çözüm arayışları, küresel ekonomik krizin toplumsal katmanlarda etkisi artan ama 'merkezde' yeterince  görünmeyen yansımaları...
Sorunlar derin, çözümleri zor.
İçinde bulunduğumuz günlerde tarih yazılıyor. Şu andaki siyaset yapma biçimi 2011 seçimleriyle, 2012 Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlarını etkileyecek.

ÜLKELER DE 'GÖRÜNTÜLÜ' BAĞLANIRLAR, DÜNYAYA
Yaşadığımız coğrafyada küresel güç  dengeleri her zaman belirleyici olmuştur. Yerel dinamiklerle global aktörlerin bakış açılarında paralellik nadiren gerçekleşir, ama bir kez yakalandı mı iyi değerlendirilmesi gerekir.
Bir süredir gündemde 'Kürt sorunu' var. Ciddi bir hareketlenme yaşanıyor.
Kamuoyu çok farkında olmasa da Irak, İran ve Suriye'de yaşanmakta olan olaylar ile bizdeki Güneydoğu hareketliliği arasında bağlantı var. ABD ve AB süreçlerin içinde. Paranoyaya kapılmaya gerek yok, bu kez küresel dengenin çıkarı Ortadoğu ve Türkiye'de istikrardan yana.
'Tarihi fırsat' tam da budur.
Dün İstanbul, Ankara, Adana arasında görüntülü cep telefonları aracılığıyla yazı işleri bağlantıları gerçekleştirdik. Dünyanın 'küresel köye' dönmesi bugünlerde gerçekleşiyor. Kürt sorununu dünya siyasetinden bağımsız düşünemeyiz. Ülkeler en son teknoloji ile-demokratik   standartlarını da güçlendirecek-yeniliklere kavuşurken, uluslararası arenanın   gündemindeki sorunlarının çözümü için de küresel entegrasyondan kaçınamazlar.

DİYARBAKIR'DA BİR AVRUPA BİRLİĞİ KOLEJİ
Taraf gazetesinde dün büyükçe bir ilana rastladım.
İlan, 'Özel Avrupa Birliği  Koleji'ne ait.
Okul Diyarbakır'da.
'SBS Başarı Tablosu' tanıtılıyor. 
Baktım, ilk sıradaki isim Şerna Viyan Petekkaya, Amerikan Robert Koleji'ni kazanmış.
Listede Rupelşin Ezgi Demir, Sidar Karabulut, Jehat Öncü, Berfin Altaş, Beritan Güneş, Şilan Tekay gibi isimler dikkat çekici.
Çocukların ilk isimlerine bir daha bakar mısınız.
Tüm okuyucularımı, samimiyetle bu tablonun her bir detayını okumaya ve üzerinde düşünmeye çağırıyorum.
İçimde iyimser duygular uyandıran bu tabloyla ilgili yorumları merak ediyorum.
Liderlerimizden ise 'cesur olmalarını' bekliyoruz. Sonraki nesilleri düşünmelerini.

SERDAR TURGUT'A UMRE ÖNERİSİ:
Bugünkü Serdar Turgut'un yazısı ilginç, eğlenceli ve bilgilendirici. Katıldığım yönleri var, itirazlarım da. Sonra tartışırız.
Şimdi Serdar Bey'e bir önerim var. Kanat Atkaya'ya 'Hayal kurma, Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan'ın ardından umreye git, gördüklerini yaz, Hürriyet'te olsaydım en önemli projem bu olurdu' diyor. Serdar Turgut, bence Kanat Atkaya'dan önce umreye AKŞAM yazarı olarak gitmeli. Eminim muhteşem mizah yazıları çıkar. Biz varız.