AKŞAM GAZETESİ | Ahmet İnam | 2009-08-30
Kürt sorunu diye ortaya atılan sorun yalnızca Kürt'ün sorunu değildir. Elbette yalnızca Türk'ün sorunu da. Sorunu bu adla ortaya koymak çözümü olanaksız kılacak ilk başarısızlıktır. Sorun çok diplerde ağır bir KÖK SORUNDUR. Bir ülkenin kök sorunu o ülkenin tarihinde bulunan, toplumsal bilinç dışının içine yerleşmiş, onu sürekli tedirgin eden sorunlara verdiğim bir addır. Onu anlayabilmek, teşhis edebilmek, yorumlayabilmek; sorun derinlerde ve çok boyutlu olduğu için; sosyal bilimlerin, ekonominin, siyasal bilimlerin, terör bilimlerinin, kültür bilimlerinin, toplumsal psikiyatrinin, tarih biliminin ve felsefenin ışığını gerektirir. İşin ağır bir sorumluluk isteyen teorik bir boyutu vardır. Bundan dolayı sorun, Anadolu'da gönlünü yaşayabilecek, kendini gerçekleştirebilecek insanın sorunudur. Anadolu sorunudur. Anadolu insanının sorunudur. Sorunun kavramsal, düşünsel boyutunu geliştirme atılımları olmaksızın, medyanın ve akademinin sürekli gündemde olan bir takım insanlarını bir araya getirerek, 'herkes konuşsun, kimsenin eteğinde taş kalmasın, isteyen istediğini söylesin, sonra söylenenlerden bir şeyler devşiririz' diye düşünülüyor ise, kök sorunun hala yüzeyinde dolaşıyoruz demektir. Bir sosyal bilimci olarak Sayın İçişleri Bakanı'nın bu kök sorunun farkında olduğu açıktır. İnsan olarak saygı duyup sevdiğim bakanımızın sorunun kökleri konusunda neler yapmakta olduğunu bilmiyorum.
Sorun diye saptadığımız sıkıntıların ülkemizin diğer hangi sıkıntıları ile ilgisi olduğunu iyice araştırmak gerekiyor. Elbette acil çözüm bekleyen somut, yaşamla ilgili sorunların yanında düşünsel, teorik kaygıların gereksiz olduğu savunulabilir. Böylesi bir bakış, yazık ki insanımızın kolayca kendini kaptırdığı bir bakıştır. Düşünsel, kavramsal hazırlığa dayanmayan, ampirik araştırma verileri ile yola çıkma sıkıntısı yerine, 'herkes konuşsun bakalım' kolaycılığı, üstelik bir de özgürlük havası yaratıyormuş gibi göründüğünden tercih edilecekse, bu önemli Anadolu kök sorununun önemli bir ayağı kırılmış demektir.
Bu ayağın kırılmaması için çok önemli duygusal hazırlık yapmak gerekir. Arkada binlerce ölü, binlerce sakat insan, örselenmiş ruhlar vardır. Bu sorun yumağının içindeki insanlar kendi yandaşlarına da karşıda düşman gördüklerine de tam güven duymamaktadır. Bu güvensizlik ortamı, ülkemizde öfke ile kabadayılıkla yürütülen siyaset yaşamının yarattığı gerginlik içinde, çözüm arayanlara akıllarını yeterince kullanabilme olanağı vermemektedir. Ülke dışından gelen baskıların, kışkırtmaların yanında, bu sorunun böyle çözümsüz olmasından çıkar sağlayanların çözümü engelleme gayretleri de söz konusudur. Yara derindir. Sorun Anadolu insanının insan gibi insan olarak, geçmişindeki kültürel zenginliği içinde bir arada yaşamaya mahkum olduğu kardeşleriyle var olma sorunudur. Bu yara sühuletle, sükunetle temizlenmeli, yaraya sebep olan etkenler belirlenmeli. Bu kök sorun tüm Anadolu halkının sorunu olduğu için, onları oluşturan çok çeşitli dil ve inanma farklılıkları içindeki kesimlerinin görüşlerini alarak çözüme ulaşılmaya çabalamalıdır.
Anadolu insanın anlam dünyasının, değerler dünyasının yarattığı ortak iletişim zeminini oluşturmak gerekir. İnsanlar birbirlerini sabırla, sebat içinde dinleyebilmelidir. Birbirlerine görüşlerini anlatamayacakları, birbirlerini ön yargılarla öfkelenerek dinleyecekleri ortamlar sağlıklı iletişim ortamı oluşturmaz. Aykırı seslerden ürkmemek gerekiyor. Ortak iletişim zeminini bozacak psikolojik gürültülerden, yılgınlık yaratacak kötümserlikten de kaçınmak zorundayız. Anadolu insanının dirliği için yürünecek yol uzundur. Bu yolu bizim insanımız bulacaktır. Bu dirliğimizi sağlayacak ortak iletişim zemini, birbirimize güvenmekle, kurumlar arası ahenkli çalışmayla, iletişim terbiyesi ve adabıyla kurulabilir. Bunun için insanımızın ekonomik sıkıntısını giderip, geleceğe umutla bakabileceği güven ortamını ne denli zor olsa da adım adım sağlamak gerekiyor.
Acele yok. Sığ, ucuz, kolay, geçici, kandırıcı sözde çözümler yerine, Anadolu insanının gönlünün olanca zenginliği ile inşa edebileceği, üstünde insan olma onuru ve sevinci duyulabilir Anadolu toprakları oluşturma projesinin yılmaz savunucuları olmak için düşünce üretmeliyiz.