AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-08-30

kategori2

Valilerdeki değişim...

Son dönemde valilerle ilgili tartışmalar da artıyor. Partiler arası rekabet ne kadar sertleşse de bizim siyasal kültürümüzde valilerin kutuplaşma içerisinde taraf tutması hoş karşılanmaz. Gözü siyasette olanların aktör haline geldiği münferit olaylar her zaman yaşanmıştır; ama genel olarak valilere “tarafsız, siyaset üstü” gözüyle bakılır, “devletin valileri” diye saygı görürler.
 
Çok partili siyasal hayata geçiş dönemimizde valilerin aynı zamanda CHP İl Başkanı olması gibi kötü bir sicile sahip olsak da aradan geçen zaman içinde demokrasimiz olgunlaşmış, valilerimiz “saygın bir konum” inşa etmişlerdir.
Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti’nin işbaşına geldiği günden bu yana bence en önemli icraatlarından birisi büyükelçi atarken, “bulunduğunuz ülkelerde işadamlarımıza yardımcı olacaksınız. Bu sizin en önemli vazifeniz” talimatının verilmesidir. Mesleğim gereği yüzlerce kez katıldığım gezilerde son 7 yılda bu anlamda hemen her ülkede çok pozitif bir değişim gözlemlediğimi ve bunu hükümetin artı hanesine kaydettiğini söylemeliyim.
 
Geçen ay hazırlanan yeni büyükelçiler kararnamesinde de görevlendirmeler yapılır, isim tercihlerinde bulunulurken en çok “gideceği ülkede iş hacmini artırabilir mi?” arayışı egemen olmuş. Bunu hariciye koridorlarını az çok bilenler fark ediyorlar.
Peki “içeride”, valilerde durum nedir?
Genel mantık olarak büyükelçi ve vali seçimlerinde bir benzerlik olduğunu düşünürüm. Ekonomik yeteneklere vurgu yapılıyor, beklentiler bu alana kaydırılıyor.
 
Bu da olumlu bir gelişme. Ne var ki; iş kimi valilere gelince sanki onların partiye de yakın olmaları gibi bir zorunluluk hissettikleri anlaşılıyor.
 
Tuncelİ Valisi nerede, Bolu Valisi nerede?
 
Başbakan Erdoğan’ın “halka yakın olacaksınız” talimatının kimi valilerce “hükümetin valisi” sıfatını almayı istercesine ileri noktalara götürüldüğü açık.
 
Hayır, eski Tunceli Valisi’ni hiç kastetmiyorum. İki-üç kez yerinde de gördüm. Şimdi Giresun’da görev yapan Vali Mustafa Yaman’ın yaptığı yardımlar konusunda hata yaptığını hiç sanmıyorum, onların devlet yardımı olduğunu düşünüyorum. Ben mesela Bolu Valisi’ni işaret ediyorum. Vali Halil İbrahim Akpınar protokolde CHP Lideri Baykal’ın önüne geçmiş, son konuşmayı kendisi yapmıştı. Olur mu? Daha vahimi Abant Platformu’ndaki konuşmasıdır. Ben bir valimizin “yes we can” diyebitirilecek bir konuşma yapmasını asla kabul edemem. Yadırgatıcıdır. O konuşma siyasi tonları olan ve bir valiye hiç yakıştıramayacağımız bir görüntü vermektedir.
 
Şimdi de Ordu Valisi’nin “pisuvar talimatına” tanık oluyoruz. Vali Ali Kaban’ın “pisuvarları sökün” dediğine insanın inanası gelmiyor. Türkiye gibi bir ülkede, her ilimizde işsizlere bulunması gereken iş olanakları, azaltılması gereken yoksulluk, oranı yükseltilmesi gereken kız çocuklarının okula gönde-rilmesi gibi önemli sorunlar dururken valinin uğraştığı konuya bakar mısınız...
Böyle valİler de var
 
Geçtiğimiz hafta Adana’dan ise çok hoş bir haber geldi. Adana Valisi İlhan Atış ABD Konsolosu Daria Darnell’i kabul etmişti. Gazeteciler soru sormayı talep edince vali izin vermiş ama “neyle ilgili?” diye konuyu öğrenmek istemiş. Muhabirlerin, “Kürt açılımıyla ilgili konsolosun görüşlerini soracağız” sözü üzerine vali, “onun yeri burası değil. Kardeşlerimizle ilgili bir soruyu dışarıdan birine sormayalım. ABD Konsolosu’na valilikte böyle bir soru sorulması uygun olmaz” gerekçesiyle izin vermemiş.
 
Türkiye, köklü devlet geleneğine sahip bir ülkedir. Biz kamu görevlilerinin bütün güçleriyle tarafsız olmalarını bekleriz. Hele valilik gibi çok önem verilen makam sahiplerinden, o köklü geleneğe yakışan davranışlarda bulunmalarını talep etmek hakkımızdır.