AKŞAM GAZETESİ | Şansal Büyüka | 2009-08-30
Pazartesi akşamı Kanaltürk'te, Serhat Ulueren'in Son Nokta programını izliyordum. Karşısında sevgili Ahmet Çakar oturuyordu. Yayına Fatih Hoca bağlandı. Ahmet Çakar, Hoca'ya 'eğer Güney Afrika'ya gidemezsek görevi bırakır mısın'diye sordu.
Fatih Hoca, federasyonla iyi ilişkiler içinde olduğunu, böyle bir durumda oturup konuşabileceğini, hatta finallere gitmemiz durumunda bile bunu yapabileceğini çok açık biçimde söyledi.
Ertesi günü Sayın Başkan Mahmut Özgener ile kalabalık bir ortamda birlikteydik. Kendisine Serhat Ulueren'in programındaki gelişmeleri anlattım ve 'ne diyorsun' diye sordum.
Sayın Başkan 'Biz finallere gideceğiz. Gidemezsek çok üzülürüz ama futbolun içinde bunlar var. Biz Fatih Hoca'dan memnunuz. Futbol Federasyonu olarak kendisiyle çalışmaya devam edeceğiz. Fatih Hoca'yı bir yere bırakmayız' dedi.
Şimdi bakıyorum 'Fatih hoca gidecek, yerine Mustafa Denizli gelecek, Beşiktaş'a Ersun Yanal geçecek' gibi yakıştırmalar var.
Sayın Başkan Mahmut Özgener ile konuşmak zor değil. Sorun kendisine... Üstelik vereceği cevap son derece net: 'Fatih Hoca kalacak...'
Azgınlara prim
Manİsa'da bedava bilet isteyenler 'vermezseniz olay çıkartırız' demişler. Nitekim bedava biletleri alamayınca, Eskişehir maçında olay çıkarttılar. Futbol Federasyonu da, Manisaspor kulübüne 15 bin lira ceza verdi. Yani bedavacıların istediği ve dediği oldu.
Bu durumda kulüp yöneticileri 'Federasyona 15 bin ödeyeceğime, bedavacılara 2-3 bin liralık bilet versem. Hem daha ucuza gelir, hem seyirciyi arkama alırım' diye düşünmez mi? Sanki bu işte bir yanlış var gibi...
Şaka gibi
Profesyonel Disiplin Ceza Kurulu, Beşiktaş maçında seyircisinin çıkarttığı olaylar nedeniyle Büyükşehir Belediye Kulübü'ne, 5 bin lira para cezası vermiş.
Şaka gibi. Bu ceza sayesinde Belediye'nin seyircisi olduğunu öğrendik.
Aman Emre
Nurİ Şahin, yeni sezona iyi başladı. Dortmund'da iyi oynuyor, milli takımda son Ukranya maçında iyi oynadı.
Nuri, bir anlamda orta sahanın patronu. Emre de öyle. Bir orta sahada iki patron olmayacağına göre 'Aman Emre, sakatlığa dikkat' demek lazım.
İşte marka değeri
Sivasspor-Anderlecht maçını Show TV yayınladı. İlk maç farklı bir sonuçla bitmiş olsa bile, Şampiyonlar Ligi eleme grubu maçıydı. Üstelik Anderlecht'in de Avrupa'da yıllardır köklü bir ismi var.
Belçika'nın VRT televizyonu maçı yayınlamak için Show TV'ye başvurdu. Show TV Spor Müdürü Aybars Hünalp, bu işte görmüş geçirmiş bir yönetici. Maçın fazla bir para etmeyeceğini bildiği için doksan dakikalık canlı yayına 2500 dolar gibi son derece komik bir para istedi.
Düşünün Turkcell Süper Lig'de 3 dakikalık haber amaçlı görüntünün bir dakikası 4 bin dolara, yani üç dakikanın toplamı 12 bin dolara satılırken, Show TV Belçika televizyonundan şampiyonlar ligi eleme grubundaki bir maçın naklen yayınlanacak doksan dakikası için sadece 2500 dolar istedi. Yayıncılıkta bahşiş parası bile değil.
İnanmayacaksınız ama Belçika televizyonu Sivas-Anderlecht maçının doksan dakikalık naklen yayını için istenen 2500 doları çok buldu. Pazarlık bile etmedi ve Belçika'da Anderlecht'in maçının bırakın naklen yayınlanmasını, bir dakikası bile gösterilmedi, gösterilemedi...
Biz yurt dışından naklen yayınlara bir maç için yüzbinlerce dolar, hatta milyonlarca dolar öderken, bizim ülkemizde oynanan maça, hem de takımlardan biri Anderlecht olmasına rağmen 2500 dolar bile vermiyorlar.
Söylüyoruz, inanmıyorlar. Türk futbolu, takımlarımızda oynayan bu kadar yabancı şöhrete rağmen para etmiyor. Sanmayın ki, sadece Sivasspor için böyle. Büyüklerin maçlarına da doğru dürüst para veren çıkmıyor.
Ülke içine dönerseniz, maçlar seyirci, yayıncı abone toplayamıyor. O zaman yayın ihalesi için 400 milyon dolar hangi ölçülere göre isteniyor.
Devlet Baba'ya güveniyorsanız, Devlet üstünden bu parayı alabileceğinizin hesabını yapıyorsanız, buna sözüm yok. Ama kesin olan şu: Talep ettiğiniz paranın mantığı yok, üstelik her artış vatandaşın cebinden biraz daha fazla para çıkmasına neden olacak. Bunu unutmayın.
Yüklenin vatandaşa
Fenerbahçe taraftarı, bu sezon kale arkası bilet ücretlerinin 55 liraya çıkarılmasına ciddi bir tepki koyuyor. 'antu. com' başta olmak üzere taraftar siteleri bilet ücretlerinin pahalılığından şikayet eden taraftarların haykırışlarıyla dolu.
Aslında işin içinde ciddi bir çelişki var. Hem iyi takım istiyoruz, hem yıldız oyuncu transferi istiyoruz, hem de bilet ücretleri ucuz olsun istiyoruz. Bu da zor. Ama kim ne derse desin, ekonomik şartları bu kadar belli bir ülkede 55 liraya da kale arkası bileti satılmaz.
Kaldı ki, bu Fenerbahçe seyircisinin, takımı için, kulübü için cebindeki son kuruşuna kadar harcadığını, Fenerbahçe'ye sadece parasını değil, canını verdiğini, Fenerium'u ihya ettiğini dünya alem bilir.
Gerçi Fenerbahçe Kulübü dün bir açıklama yapıp, geçen yıl uygulanan ücretle bu yıl uygulanan ücret arasında kulübün kasasına giren parada sadece 6 lira fark olduğunu belirtti. Bir anlamda kesintilerin yüksekliğini dile getirdi. Haklılar da. Ama sonuçta bu para, öyle, ya da böyle seyircinin cebinden çıkıyor.
Buna rağmen bu bilet ücretlerinde 'kantarın topuzu' iyice kaçtı. Onun için taraftar haklı. Aslında transferde paraları har vurup harman savurmasanız, 2-3 milyon euroluk futbolculara 2-3 katı bonservis bedeli verip almasanız, taraftardan da bu kadar pahalı bilet ücreti istemek zorunda kalmazsınız...
İddialı bir kulübü yönetmenin, parasal yükünün altından kalkmanın çok zor olduğu açıkça ortada. Ancak ağır ve yanlış faturaların bedelini, içi katıksız Fenerbahçe sevgisi ile dolu taraftarlara yüklemeyin. Elbette yönetim olarak işiniz zor. Gene de yol yakınken, bu bilet ücretlerini makul bir noktaya çekmeye çalışın. Bir uzlaşma noktasında buluşun...