AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-08-30
İstanbul, terli, yapış yapış bir uykudan uyanır gibi yavaş yavaş yazı geride bırakıyor... Termometre her ne kadar aksini söylese de, şehrin araç trafiği gün be gün artıyor, vitrinlere kışlıklar çıkıyor; kadınlar okul, erkekler maç, esnaf ise Ramazan telaşında...
Biliyorum ki bu mahmur geçiş dönemi 1-2 haftada sonlanacak; apansız, hatta bir günde vahşi, zorlu, kalabalık İstanbul'un ortasında bulacağız kendimizi. Politikaya, ciddi konulara hiç girmeden şehirdeki bu uzun, sıcak yaza 7 maddede veda edelim öyleyse...
1. Her masada mı sigara yasağı konuşulur? Zaten yaz vakti kapalı mekanlara ayak basmayan İstanbullu, açık alanda keyifle tüttürmeyi sürdürürken kara kara kışın ne yapacağını düşünüyor. Eskiden sokakta sigara içen kadın görüntüsü yadırganırdı, yasak yüzünden arabada, yolda içenler arttı. Yine de 'artık bu şartlarda içmenin tadı tuzu kalmadı' deyip bırakan çok...
2. İstanbul gece hayatında ciddi bir gerileme, deyim yerindeyse Avrupalılaşma söz konusu. Lucca'da gece 1'de 'servis kapandı' dendiğine, Nu Teras'ın 12.30'dan sonra kapı duvar olduğuna, hatta meyhanelerin gece 11 civarında boşaldığına tanık oldum. Kuruçeşme mekanları bile eski cıvıl cıvıllığından uzak. Saat 22.30 sonrası yemek yemek neredeyse mümkün değil, mutfaklar kapanıyor. Ekonomik kriz, gezen tozan kesimi de vurdu... Parası olan da tatilde, yani Çeşme ve Bodrum'da harcıyor. Herkes tatilini Ramazan öncesine denk getirdiğinden İstanbul, bu yaz her zamankinden daha çok terk edilmiş gibiydi.
3. Yaz zatürreesinde ciddi bir artış oldu. Sadece benim başıma geldiği için değil; kime anlatsam, illaki bir tanıdığının yaz zatürreesine yakalandığını söyledi. Doktor Jan Klod'un dediğine göre, zatürree eskiden fakir hastalığıydı, ayıp bir şeydi. Bu nedenle 'ince hastalık' veya 'zafiyet' gibi isimler icat edilmişti. İronik olan şu ki artık klimalı ortamda yaşayan, sık seyahat eden, ağır diyetler yapan modern insanın hastalığı olarak hortladı!
4. Geçen yıllarda 'türbanlı kızlar arttı' demek modaydı, ama benim gördüğüm kadarıyla bu yıl Beyoğlu'nda şortla gezen kızlar çoğunluktaydı. Arap turistler şehrin her alışveriş noktasını işgal etmiş gibiydi.
5. 13 yılda bir çıplak gözle izlenebilen Perseid meteor yağmurundan nasiplenmek için 11 Ağustos'ta 'şehrin en karanlık' yerini bulmaya çalışırken aklıma geldi, hüzünlendim: 3. köprü, ilk olarak CHP'li Gürsel Tekin'in açıkladığı güzergahta yapılırsa, bir 13 yıl sonra İstanbul'un tek büyük yeşil alanı olan Belgrad Ormanı'nı da kaybedersek ne olacak?
6. Köprüde aylar süren, sonra E-5'te devam eden yol yapım çalışmaları yüzünden, bir taksicinin deyimiyle 'İstanbul'da bu yazı anlamadık'. Şehir kalabalıklaştıkça sorun büyüyecek, bu yüzden kalabalık gruplara ve trafiğe dayanamayanlara Deniz Taksi'yi tavsiye ederim: Yarım saat önce arayıp, İstanbul'un hangi iskelesinden bineceğinizi söylemeniz yeterli. Taksimetre usulü çalıştıkları için gece tarifesine kalmamaya dikkat edin...
7. Rock'n Coke'u eskisi gibi sahadan değil, evimden takip ettim bu sefer, Juliette Lewis'i bir kere daha kaçırdığıma pişman olarak... Ancak yılın konseri kesinlikle Leonard Cohen'di. Açıkhava'da turuncu doğan mehtabın altında Cohen'i izlemenin zevkini pek çok köşeyazarı yazdı; hoş, bu yaz kayda değer başka bir olay yoktu ki zaten...
Benim için yazın sonunu şehirden uzakta geçirmenin vaktidir; müsaadenizle...