AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-08-30

kategori2

Gazetelerin geleceği ve tasfiye listeleri

Dün sabah gazetelerde, hakkımda 6 adet yazı çıkmış olduğunu gördüm. Gerçi her gün birkaç haber çıkıyordu ama dün olağanüstü bir durum olduğu belliydi. Tek tek okumaya başladım yazılanları. Birgün gazetesinde kapsamlı bir analiz vardı. Yazar Ali Şimşek yazısının başlığını 'Asıl Serdar Turgut tipi gazetecilik bitiyor' diye atarak beni sevmeyenlerin kafasında olanı özetleyivermiş.
Görüşlere tek tek cevap vermeyeceğim, bunun yerine meseleyi daha genel olarak ele alıp birkaç laf söyleyeceğim.
Ortak düşüncemiz medyada bir değişimin kaçınılmaz olduğudur. Bunun olacağını hepimiz görüyoruz da nereye gidileceği konusunda anlaşamıyoruz. Herkesin arzuları  doğrultusunda hayal ettiği bir gazetecilik geleceği projesi var ve bu projeye uymayanların tasfiye edilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Tasfiye listeleri tartışması da bunun bir yansımasıdır sadece...
Dikkat ediyor musunuz bilmem ama bazı yazarlar birden life style yazılarına veya 'hafif' konularda yazılar yazanlara sert tavır almaya başladı. Hatta bunu tasfiye edilmenin bir kriteri olarak bile öne sürdüler.
 Tam 'Ben artık eklere uygun yazılar yazmak istiyorum' hatta 'Kendimi eklere çekmek istiyorum' demeye başladığım dönemde bu sert tavrın gelmesini, iyimser olmasam bunun özellikle beni hedef aldığını düşünecektim. Ama iyimserim bunu düşünmüyorum (Bu arada Ali Şimşek'i de tebrik etmek istiyorum. Yazısının başlığına katılmasam da bilgili ve iyi bir yazıydı). Ben  sadece ortada bir yanlış anlama var diye düşünüyorum.
Life style yazısı ve hafif konular denilince sadece yediği içtiğini, gezdiği yerleri yazanlar akla geliyor. Gerçi bir gazetede bu tür yazıların da yeri mutlaka olmalıdır ama life style yazıları bununla sınırlı değildir. Ciddi yazarların hafif diye küçümsemeye çalıştığı yazarlar, bu hayatı mutlu olarak nasıl kaliteli bir şekilde yaşayabiliriz sorusuna cevap aramaya çalışmaktadır.
TEMEL SORUMUZ FARKLI
Hayat sadece siyasetten ibaret değildir. Gazetelerde yazanların asıl görevi Montaigne'nin şu sorusuna cevap aramak olmalıdır: 'Hayatta olmak bize neler hissettirmektedir ve bunun anlamı nedir?'. Zor bir soru bu ve cevabını vermek de kolay değil. Modern insanın sabah ibadeti olan gazeteler (Hegel) hayatın zenginliğinin tümünü kapsayacak yazılara bu soru nedeniyle önem vermek zorundadırlar. Okurların bizden sadece siyaseti anlamlandırmamızı talep ettiklerini düşünmek anlamsızdır.
EVET TÜRKİYE DEĞİŞECEK;GAZETELER DE
Son yaşanan ekonomik kriz nedeniyle önümüzdeki dönemde kapitalizme özgü hayat tarzlarında ciddi değişimler yaşanacak, Türkiye'de değişim daha kapsamlı olacak. Ben işte bu bağlamda gazetelerin geleceği hakkında düşünüyorum. Benim tavrım siyasi, ideolojik değil. Önümüzdeki dönemde hayat tarzlarında ve gündelik yaşam kültürlerinde önemli değişimler olacak. İnsanların yaşanan değişimlerini anlamlandıracak türde yazılara ihtiyacı büyüyecek. Siyaset terminolojisinin herkesi aynılaştıracak söylemleri içine sıkışıp kalırsak bunu yeterli görürsek, işte o zaman gazetelerin gerçekten sonu gelecektir.
Hayatın karmaşıklığı ve zenginliği bazılarına 'hafif' gelebilecek ama insanların yaşamı  açısından önemi olan konularda zengin içerikli ve renkli yazılar üretmek imkanını tanımaktadır. Bunun önümüzdeki dönemde önemi büyüyecektir.
Gazeteler bu dönemde sadece siyasi haberlerin ve ideolojik savaşların tarafı olmakta ısrar ederlerse kaybedeceklerdir. Siyasi haberlerden tamamen vazgeçelim demiyorum tabii ki. Zaten ben bunun için kendimi eklere çekeceğim diye yazdım. Benim açımdan önemli olan meseleleri orada ele alıp işlerken, ana gazetelerde de isteyen ciddi insanlar siyasi yorumlarını yapabilir.
TASFİYE KRİTERİ
Bu uzlaşmaya rağmen yine de tasfiye olmak zorundadır.
 Ama tasfiye ideolojik ve siyasi kriterlere göre yapılmayacak, önümüzdeki dönemde yetenekliler ve yeteneksizler arasında ayrım iyice belirginleşecek. 'Ciddi insanların' hafif diye aşağılamaya çalıştığı konularda yazı yazmak aslında zor iştir ama yeteneği olana ele aldığı farklı konularda önemli ve güzel yazılar yazmak imkanını da verir. Siyasi yorumunda farklılığını ortaya koyabilenler ile farklı ve aykırı  konularda güzel yazılmış metinler ortaya çıkarabilenler ayakta kalacak, geri kalan yeteneksizler ise gidecekler.
NEDEN KIZIYORLAR
Bu aşamada life style yazılara neden kızılmaya başlandığını anlamaya çalışmamız gerekiyor.
Kızanlar siyasi-ideolojik açıdan net duruş sergiliyor olabilirler ama en zayıf oldukları konu kendilerinin life style dedikleri konulardır. O tür konularda modern hayatı kavrayan, insanların talep ettiği konularda laf söyleyecek bilgileri yok. Üstelik kendileri life style alanını son derece politikleştirdiler. Ne demek istediğimi somutlaştırmak için kılık kıyafet meselelerinin ülkenin belirleyici siyasi kırılma noktası haline getirildiğini hatırlatmak yeter sanıyorum.
Bu konuda siyasi ve sosyal tavır almak kolay da, hayatın karmaşıklığının ve zenginliğinin  tüm yükünü üzerinde hisseden ve kendisine önerilen stil seçimlerini kendi hayatını en mutlu kılacak şekilde kendisine uydurmaya çalışan insanlara 'ciddi yazarların' söyleyebilecekleri fazla bir şey yok.
Bunu sadece 'Modern dünyanın anlamı ne?' ve 'Biz bu dünyada kendimizi en mutlu kılacak şekilde nasıl yaşayabiliriz?' sorusunu kendilerine dert edip bunu deşmeye uğraşan yazarlar yapabilir. Şimdi life style yazanlara kızmaya başlayanlar önceden siyasallaştırdılar life style meselesini. Şimdi de bu konuda farklı düşünülmesini yasaklamaya çalışıyorlar çünkü bunlar hakkında düşünülmesinden korkuyorlar, okuyucuların farklı arayışlara girmesinden çekiniyorlar. İnsan beyni sadece huzur arayışında değildir, hele genç insanların beyni hiç değildir. İnsan beyninin çeşitli arzuları, hayalleri ve arayışları vardır. Bunlara ciddi yazarlar tatmin edici cevaplar veremezler, çünkü bunu kendilerine dert etmiyorlar. Ben birkaç gün önce inançlı yaşamı estetize etmek hakkındaki denememi bu yüzden yazdım.
'Stil' insanın olmayı arzuladığı insan amacı uğruna bireysel tercihlerini özgür ortaya koyabildiği tek konudur. Bazı insanların stil yazılarından korkmasının temelinde bu bireysel özgür tercihin ortaya koyulmasını tehlikeli bulmaları yatmaktadır.
Okuyucular kendileri açısından önem taşıyabilecek konularda farklı yazabilen yazarları talep edecek ve yeteneksizler ile yetenekliler arasında ayrışma işte o noktada belirlenecek ve okuyucu oylarıyla tasfiyeye başlayacak.
Ekrem Dumanlı kızacak yerde kendi gazetesinde kapsamlı bir life style eki vermeye başlasa, Türkiye'ye bir hizmet yapmış olurdu. Çünkü estetize edilmiş yaşamın irdelenmesine kendi okuyucularının da hayli ihtiyacı var.
(Yarın konuya farklı bir açıdan devam edeceğim.)