AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-08-30

kategori2

Tarantino'nun son filmi vesilesiyle Naziler üzerine bazı notlar

Ben tam herhalde artık 'Pulp Fiction'dan daha eğlendirici film yapılamayacak' diye düşünürken Quentin Tarantino kendisini aştı ve beni şaşırtan bir filme imza attı. Sadece ismiyle bile sinema tarihine geçmeye layık olan 'İnglorious Basterds' filmi, direktörünün sinema aşkı, teknik hakimiyeti ve sadece seyirciyi şaşırtıp eğlendirmeye odaklanmış duyarlılığı ile insanda tam bir keyif fırtınası etkisi yapıyor.
Filmde özetle; amaçları mümkün olduğunca fazla Nazi'yi vahşi yöntemlerle öldürmek olan bir grup askerin hikayesi anlatılıyor. Sinemada da yakında büyük keyifle izleyeceğim filmi... Bu kadar fazla sayıda Nazi'yi ölürken izlemek insanda 'Aslında hak etmişlerdi' düşüncesini doğuruyor. Beyazperdede izlediğiniz vahşet size bir çizgi film kadar bile etki yapmamaya başlıyor.
Ben bir süredir orada burada okuduğum metinlerden Naziler ile ilgili bazı notlar tutmuştum. Bu film vesilesiyle tekrar garip biçimde gündeme gelen Nazilerle ilgili notlarımı sizinle paylaşmalıyım diye düşündüm. Notları okuyunca Nazi fenomeninin düz bir mantıkla hemen doğru algılanamayacağını, aslında hayli karmaşık bir fenomen ile karşı karşıya olduğumuzu göreceksiniz.
Tamam; Naziler barbardı ve insanlık suçu işlemişlerdi ama Tarantino'nun da gösterdiği gibi haklarında birçok film yapılabilecek kadar zengin bir ilham kaynağıydılar da aynı zamanda.
İŞTE BENİM NAZİ NOTLARIM:
 Hitler'in özel sekreteri Traudl Junge, onun hiçbir zaman Yahudi kelimesini ağzına bile aldığını duymadığını açıklamış. Hitler'e en yakın ve onunla özellikle 1942-45 arasında yoğun olarak çalışan bir insanın bu açıklaması hayli şaşırtıcı tabii ki. Hitler'in Yahudi lafını bir kez bile ağzına almadan o yılları nasıl geçirdiğini anlayabilmek de pek mümkün değil.

 Albert Speer savaş sonrasında uzun süre yattığı Spandau Hapishanesi'nde hatıra defteri tutmuştu. Daha sonra bunlar 'Spandau: The Secret Diaries' adıyla Almanca'dan İngilizce'ye çevrilerek yayınlandı.
Savaş yıllarının anlatıldığı hatıra notlarında ölüm kamplarından bir tek kez bile söz edilmemesi hayli garipti.
1948'te New York'ta bir Yahudi yayıncının karısı bu hatıra defterinin basım haklarını almak üzere harekete geçmişti ama bilin bakalım ne oldu? Albert Speer yayıncının Yahudi olacağını duyunca ona yayın haklarını vermekten vazgeçti. Yarattıkları onca dehşetten ve kendisiyle hesaplaşacağı düşünülerek konulduğu hapishanede geçen yıllardan sonra Yahudi fikrine bile tahammül edememesi hem ilginç hem de insana dehşet veren bir durumdu

 Etraflarında bu kadar fazla dehşet yaşanırken sıradan Alman insanının ne hissettiği hakkında son yıllarda birçok çalışma yapıldı. Bazı çalışmalarda, sıradan Almanların Nazilere açık destek vermeseler de sessiz kalarak üstü örtülü destek verdikleri anlatıldı. Bu destek olmasaydı Nazilerin milyonlarca Yahudi'yi bu kadar soğukkanlı bir şekilde öldürmelerinin imkanı bulunmayacağı öne sürüldü.
Bu konu hala daha tartışılıyor. Ancak bende daha önce almış olduğum bir not da var ki; bu da o tezi doğrular nitelikte. Gestapo bir gece önce gözaltına aldığı insanları ertesi sabah daima tam saat 11'de idam mangasının önüne dizip ateş açtırarak infaz ettirirmiş. O kadar dakiklermiş ki bu konuda; infazların olduğu şehirlerde halk saatlerini silah sesini duyunca ayarlarmış. Yani infazları normal yaşamlarının doğal bir parçası haline getirmişler.

 Alman disiplini ve dakikliği konusunda benim bu kez okuyarak değil yerinde gözlemleyerek aldığım bir not da var. Yıllar önce Almanya'nın küçük bir kasabasında bir ay kadar yaşadım. Ve o kasabada bile tren istasyonunun son derece düzgün çalıştığını ve trenin daima her zaman saniyesi saniyesine zamanında gelip zamanında kalktığını gördüm.
Almanya'nın en ücra köşelerinde bile durumun hep böyle olduğunu öğrendim. Tabii ki bu gelenek, kamplara insan sevkıyatının aksamadan yürütülmesi gerekliliğinin yarattığı bir gelenekmiş. 

Nazilerin Yahudileri ortadan yok etme kampanyalarını inceleyen uzmanlar Nazilerin bunu bıkkın bir tavır ile sistematik olarak yaptıklarını (Bored extermination) söylüyorlar. Bu tabii ki tüm olan biteni çok daha korkunç hale getiren bir gözlem.

 Hitler'in çevresindeki tüm yakın çalışma arkadaşları Naziler, ona aşk olarak nitelendirebilecek bir sevgi duyuyorlar. Goebbels'in anılarında da Albert Speer'in anılarında da Hitler'e duyulan abartılı sevgi açıkça ifade ediliyor. Bu da Hitler ve arkadaşlarının eşcinsel oldukları söylentilerinin çıkmasına yol açtı. Hatta Hess o dönemde 'Hess ana' olarak bilinirdi.
Yahudiler'in yanında eşcinsellere de yönelik yok etme kampanyaları düzenleyen bir rejimin başındaki insanların aslında birer eşcinsel olması ihtimali, baskı altına almış oldukları duygularına karşı duydukları sert tepkinin sonucu olarak da yorumlanabilir.
Ölümünden sonra Hitler'in Eva Braun ile yattığı yatak üzerinde yapılan adli tıp araştırması sonucunda yatak üzerinde bir adet bile semen izine rastlanmadı. Zaten onları sevişirken ne duyan ne de gören olmuştu.

 Gerçekten eşcinsel miydi tam bilemiyorum ama Hitler hakkında ortaya atılan bir başka söylenti daha var. Hitler'de Coprophilia sapıklığı olduğu iddiası da yaygın olarak anlatılan ama somut olarak ispat edilmemiş bir başka iddiadır.
Coprophilia insan dışkısından seksüel heyecan duymak olarak tanımlanıyor. Şurası da var ki; Coprophilia'nın Almanya'da oldukça sık görülen bir sapıklık olduğu biliniyor. Dolayısıyla Hitler'in de bunun dışında kalmamış olması bana sürpriz gelmez. Zaten diktatörlerin çoğunda sıradışı seksüel takıntıların olduğu bilinir. ('Sex Lives of Great Dictators' yazan Nigel Cawthorne).

 Savaşın en doruk noktasında Almanya ve Sovyetler Birliği arasında imzalanan mütefiklik anlaşması herkesi şaşırtmıştı ama bunun temelinde de Hitler ile Stalin arasındaki eşcinsel ilişkinin yattığını öne süren insanlar da var. Hem Hitler hem de Stalin'in aynı zamanda eşcinsel olmaları hayli ilginç ve birbirlerine aşık olmaları ihtimali daha da ilginç... Tabii ki bu konuda çok güzel bir film çekilebilirdi. Bunu da kabul etmek gerekiyor. Quentin Tarantino bu kıyağımı ileride unutmaz umarım.   .