AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-08-30
Kendinizi 'seçkin' ilan etmek için birilerini ve onların kültürünü dışlamak gerekir. Tesis edilen bu hiyerarşiyle de kendinizi seçkinleştirirsiniz.
1990'ların meşakkatli gayreti de toplumun genelinden kendini ayrıştıracak kültür arayışı olmuştu.
Dönemin kapitalist ilişkilerince bu arayış 'tüketerek seçkinleşme' olarak belirlendi.
Bu yeni seçkincilik tamamen tatminkar ve tamamen satın alınmış bir statüydü.
Kozmopolitlik iddiası da taşıyan ayrıcalıklı bir 'prestij kulüp' gibi yapılandı.
Medya da var gücüyle desteklediği yeni seçkinliğe kendini eklemlemeye çalışıyordu.
Yeni seçkinlerin evleri, ofisleri, giysileri, partileri, ilişkileri 'bir fantezi alemi' olarak sergileniyordu.
Görüntülenmemek ve hakkında konuşulmamak 'yok olmakla' eşti.
Görünmenin itibarı hele 'tüketirken/tükenirken görünmenin' itibarı çok yüksekti.
İnce zevk, yüksek beğeniye denk düşemeyen hayat kurgusu teşhiri sürdü gitti.
Ta ki 'gusto stil' çiftlerinden Hasman-Taşpınar çifti ayrılana dek.
'Cool çiftin' erkek partneri ayrıldığı sevgilisi için 'İffetsiz kadın, ortaçağda yaşasaydı yakılırdı!' dedi.
Bütün ilişkilerini büyük bir vitrinde yaşama istekliliği ve fazlasıyla imaj farklılaştırma hevesliliği çifti yormuştu besbelli.
Hasman'ın eski sevgilisi için vardığı hükümler çok zihin kamaştırıcı idi...
Onun söyledikleriyle seçkinci cemaatimsi kulüp aslına rücu ederken, reddettiği derin kökleriyle de sarmaş dolaş oluyordu.
Ve şimdi gerçekten bizle kültürel ayrışma zamanı gelmişti...
Yeme-içme-gezme-görme-görünmenin içini boşalttığı hayat maalesef yetmiyordu sarsıntılı anlarda.
Yeni kültürün baş dönmesi kesilmiş, ayaklar yere değince konuşma başlamıştı.
Hasman'ın ifadelerinde kadının yakıldığı zamanlara atıfta bir çağdaş recm özlemi vardı.
Kadının iffetini diline pelesenk eden bütün erkek egolarının battığı sığlığa batılırken.
İffetsizlikle damgaladığı kadını afişe etmesinde beis görmüyordu
Yüzeysel seçkinliğin altından 'arkaik, ilkel' erkek zihniyeti çıkıveriyordu.
Kadını lanetleyen, hedef gösteren dil devam ediyor 'boyası çıktı sıvası göründü!'
Oysa dökülen, kadını birey değil süs olarak hatta 'marka' olarak koluna takan zihniyetin pulları değil mi?
Kapitalist ve ataerkil sistemin erkeğinin 'erkekliğinin incindiği' anda kadın 'çamur' ilan edilir!
Kadının şeytani varlığına karşı tüm topluma cadı yakma çağrısı yapılır!
Yüzeysel fetiş kültürü, asli kodlarındaki 'ırkçı' ve 'cinsiyetçi' özüyle karşılaşıyor.
Dışlanan, groteskleştirilen, indirgenenlerin 'ahı' çıkıyor ne diyelim!