AKŞAM GAZETESİ | Metin Taş-Sezgin Özcan | 2009-08-30
Sigara yasağının eğlence yerlerini de kapsama almasının üzerinden kısa bir süre geçti. Konu hakkında tartışmalar kesilmiyor. Yasak, başta kahve, kafe, restoran ve benzeri yerleri işletenleri fazlasıyla etkilemiş durumda.
Yasağın yaz aylarında başlatılması, 'yumuşak geçişi' sağlamak açısından akıllıca bir taktik. Havaların soğumasıyla birlikte yasak kapsamındaki işletmeleri daha da zor günler bekliyor.
Uygulamadan kesinlikle dönüş olmayacağına yönelik açıklamalar karşısında, bu tür yerleri işletenler kaygılı bekleyişlerini sürdürüyor. Bu noktada akla, 'Ölümü gösterip sıtmaya razı etme taktiği mi uygulanıyor?' sorusu geliyor.
Yakında, esnafın mağduriyetini önleme adına sigara içilebilen yerlere parayla ruhsat verilmesi yönünde bir düzenleme gelirse şaşırmayın. Neresinden bakarsanız bakın, ruhsat olayının her iki tarafın da işine gelen yanları var.
Esnaf açısından, eski müşteriyi tekrar kazanma olanağı sağlayan bir yol. Yapılan ödeme de bunun bedeli. Borç-harç denkleştirip parayı öder ve ruhsatı alır.
500 bini aşkın kahvehane, 200 binin üzerine restoran ve kesin sayısı tam olarak belirlenemeyen diğer eğlence yerlerinin varlığı göz önüne alındığında, ruhsat olayının devlet açısından ciddi bir gelir kaynağı oluşturabileceği yadsınamaz.
Uygulamanın çeşitlendirilmesi de mümkün. Yasağın 'suyunu çıkarmamak için' ruhsatlar için 'kota' da konulabilir. Böyle bir uygulama, içilen ve içilmeyen yer ayrışması da yaratacağı için sigara içmeyenlerin tepkileri de şiddetli olmayacaktır.
Yanlış anlaşılmasın, ruhsat konusunda çalışma olduğu yönünde duyum almadık. Sadece, uygulamanın bu kadar 'sert' olması üzerine şeytanın avukatlığını yapalım dedik. Kim bilir, belki de bu yazıyla kaynak arayışında olanların bakış açısı da değişir...
SGK alacakları için yurt dışı çıkış yasağı konulabilir mi?
YURT dışı çıkış yasağı ile ilgili kamu alacakları sadece Vergi Usul Kanunu ile Gümrük Kanunu kapsamındaki alacaklar ve bunlara ait gecikme zammı ve cezalar ile mi sınırlandırılmıştır? Mesela, Sosyal Güvenlik Kurumu'na olan prim borçları bu kapsamda değerlendirilmiyor mu? Sonuç itibarıyla onlar da bir amme alacağı değil mi? Ö. Dalımdu
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (SSGSSK) 88. maddesinde, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (AATUHK) 51, 102 ve 106. maddeleri hariç diğer maddelerinin uygulanacağı ve Kurum'un, 6183 sayılı Kanun'un uygulamasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanacağı hüküm altına alınmış olmakla birlikte, AATUHK'nın Yurt Dışı Çıkış Tahdidi başlıklı 36/A maddesinde, yurt dışı çıkış yasağının kapsamı Devlete ait olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamına giren amme alacakları ile bunlara ait zam ve cezalar ile sınırlı tutulmuştur.
Buna göre, SGK alacakları devlete ait amme alacağı olmakla birlikte söz konusu kanunlar kapsamında olmadıklarından, prim borçları için yurt dışı çıkış yasağı uygulanması söz konusu değil.
Şirketin vergi borcundan dolayı eşin mal varlığına gidilir mi?
ÜÇ sorum olacak, cevaplarsanız çok sevinirim.
1- Şirket borçlarını (SSK, Maliye) ortaklar karşılayamazsa, devlet bu amme alacağı için ortakların eşlerine rücu eder mi, eşlerin malvarlığına tedbir koyabilir mi?
2- Şirketin borçlarından şirketin eski ortakları da sorumlu olabilir mi?
3- Sağlığımda sahip olduğum gayrimenkulleri çocuklarıma paylaştırsam, sonra da devlet şirketin borçlarını tahsil edemeyince bu paylaştırma işini muvazaa olarak görür mü? C. Göncü
Sorunuza şirketin SSK veya Maliye borçlarını ortakları karşılayamazsa diye başlamanızı dikkate alarak, sorunuzun limited şirketler açısından değerlendiriyoruz. Zira, anonim şirket ortaklarının bu tür bir sorumlulukları yok.
1- Limited şirket ortaklarından tahsil edilemeyen amme alacağı şirket ortağının eşine rücu etmez, yani eşin mal varlığına gidilmez ve tedbir koyulmaz.
2- Ortaklık payını devreden eski ortak ve devralan yeni ortak devir öncesine ait borçlardan sermaye hisseleri oranında müteselsilen sorumlu olurlar.
3- Gayrimenkulleri çocuklarınıza paylaştırdığınızda, paylaştırma tarihi ve borcun ilgili olduğu tarihe bağlı olarak muvazaa söz konusu olabilir.
Harcayalım ama nereye?
BİR süredir medyada 'alın verin, ekonomiye can verin' kampanyası sürüyor. Türkiye Reklam Konseyi tarafından hazırlanan spotlarda; Akın Öngör'ü simitçi, Deniz Gökçe'yi bakkal, Yaman Törüner'i oyuncakçı, Meliha Okur'u çiçekçi olarak izliyoruz. Kampanya sloganın ve kampanyada görev alanların iyi seçilmiş olması, başarı şansını artıracak gibi görünüyor.
Harcamaların artması, durgunluğun aşılması, üretim ve yatırımların artırılmasında önemli bir araç. Ancak burada ince bir nokta var. O da, kuru kuruya harcamaların artmasının kime, ne yarar sağlayacağı üzerinde durulması. Söz gelimi, sırf harcamaları artırmak için talebin ithal ürünlere yönelmesi durumunda, ekonomide beklenen 'olumlu etkiler' ortaya çıkmaz. Dahası, orta ve uzun vadede olumsuz etki ortaya çıkar.
İşte yazının başlığında, 'harcayalım ama nereye' diye sormamızın nedeni bu. Sivil inisiyatifin gerçekleştirdiği bu tür kampanyalarda 'yerli ürünlere' vurgu yapılmasının (yabancı reklam müşterilerini kızdırmayı saymazsak) hiçbir sakıncası yok.
Yabancı kaynaklı ürünlerin daha çok satış yapmak için toplumsal, kültürel, dini ve ahlaki değerleri (Örneğin, Ramazan ayı içerikli reklamlar) hoyratça kullandıkları bir ortamda, yerle bir edilmek istenen yerli malı kullanma bilincine vurgu yapılması son derece önemli.
Kebabımıza, baklavamıza başkalarının sahip çıktığı, köftelerimizin fast-food ürünlerle savaştığı ve yoğurdumuzun belirsiz sebeplerle cıvıklaştırılmaya çalışıldığı, gösterişlik tüketimin zirve yaptığı dönemlerde yerli ürünlerin tüketilmesinin özendirilmesi gerekiyor. Bu yapılmadan, sadece 'harcayın' temalı kampanyalar başka ekonomilere daha çok yarar sağlar. Bizden söylemesi...
AKLINIZDA BULUNSUN
Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde geçerlilik şartı
Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin geçerliliği, bu sözleşmelerin noterde yapılmasına bağlıdır.
GÜNÜN SÖZÜ
'Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca, o devletin bütün hayat ışıklarında bağımsızlık felç olur.'
Mustafa Kemal ATATÜRK