AKŞAM GAZETESİ | Aslı Aydıntaşbaş | 2009-08-30

kategori2

Hayat, yeni başlangıçlar içindir

Bazıları için 'Dolu dolu yaşadı' denir ya... İşte gazetelerde bu hafta 77 yaşında kansere yenik düşen Amerikalı Senatör Ted Kennedy'nin hayatını okudukça hep bu cümle dolandı aklımda.
Bazen unutuyor insan. Düşünmeden, sorgulamadan kabullendiğimizde, hayat bir alın yazısı, uzun bir mecburiyetler sinsilesi gibi geliyor. Oysa yaşam bu değil. Hayat, gerçekte sonsuz imkanların, yeni başlangıçların, uzun yolculukların olduğu bir mücevher kutusu. Yok, yok burun kvırmayın hemen. Belki de burun kıvırdığınız için istediklerinizi söke söke alamıyorsunuz bu evrenden. Oysa dünyanın size sunduklarını kabul etmeye hazır olduğunuzda, şans rüzgarlarının yön değiştirdiğini siz de göreceksiniz.  İnanın.
Ve inanın ki hepimizin elinde bir mücevher kutusu var. Yeter ki siz o kutuyu açmak isteyin. Yeter ki kendi kendimizi hapsettiğimiz arabesk dünyalardan kurtulmayı, mutlu olmayı, yeniden başlamayı isteyin...
İşte bu hafta ölen Ted Kennedy'nin öyküsünü, inişleri çıkışları, trajedi ve mutluluklarla tıka basa dolu kocaman bir sandık olduğu için önemsedim.
Sanmayın ki piramidin en tepesindeki yakışıklı adamlar ve güzel kadınları anlatan bu güç-siyaset-para kokan senaryo, bizim sıradan yaşantılarımızdan çok farklı.  Hepimizin benzer iniş çıkışları, kayıpları ve kazançları var.
Yeter ki bu hayat serüvenini bütün güzellikleriyle kabullenelim....
Ted Kennedy'nin ölümü, neden tüm dünyada bu kadar ilgiyle izlendi? Tezatları ve acıları kendi içinde harmanlayan dolu dolu bir yaşam olduğu için. Yaşlı senatör, son 40 yılda Amerikan siyaseti içinde sosyal adaletin, fakir fukaranın haklarının, sol değerlerin sembolüydü. Geçen yıl bu zamanlar genç Chicago'lu politikacı Barack Obama'nın başkan adaylığını desteklediğini açıkladığında, Amerikan tarihinin yönünü değiştirdi. Kennedy desteklemeseydi, Obama bugün ABD Başkanı olmazdı muhtemelen....
Ama Ted Kennedy buralara kolay gelmedi. Ömrü boyunca Amerika'nın belki de en 'aristokrat' hanedanlarından Kennedy Ailesi'nden gelmenin dayanılmaz yüküyle yaşadı. Bir yandan Kennedy mitolojisinin verdiği sosyal sorumluluklar; diğer yandan kendisinden daha parlak sayılan iki büyük abinin siyasi suikastlarla ölümü. Ve ailenin peşini bırakmayan trajediler...
Ted Kennedy'nin hayatını bir paragrafta anlatalım. Şanslı ama zor bir çocukluk. Savaş ve ardından siyaset. Başkan John F. Kennedy'nin vurulmasıyla gelen şok; ardından tüm Amerika'nın umudu haline gelen diğer ağabey Bobby'nin suikastıyla gelen yıkım. İnişli çıkışlı yıllar. Siyasi hatalar. Başkanlık yarışında üst üste gelen başarısızlıklar. 1980'lere kadar milletvekili olarak Senato'da bocalama. Alkol, kilo, ve playboy yılları. Evliliğin dağılması. Düşen popülarite.
Ve ardından yükseliş. Hayatı, tüm cilveleriyle kabulleniş ve tevekkülle gelen çıkış. 1982'de gelen 'Artık Başkan adayı olmayacağım' kararı. Senato'da güçlenmesi. Siyasette artan ağırlık. 1991'de kendisi gibi dul Vicki Reggie ile tanışıp evlenmesi. Hayatının ilerleyen yaşlarında Vicki'de huzur ve mutluluğu yakalaması. Geç gelen dostluk ve aşk. 46 süren senatörlük. Kanun koyuculuk...
Ve siyasette tam yarım asır sonunda, ölümler ve kayıpları geride bırakıp etrafına baktığında, Amerika'da sol değerler, 'sosyal adalet' ve ırkçılığa karşı mücadelenin en önemli sembollerinden biri, Amerika'nın vicdanı haline gelmesi.
Dolu dolu yaşamak buna denmez mi?