AKŞAM GAZETESİ | Ahmet İnam | 2009-08-30
'Açılım'ın açıldığı ülkemizin sularındayız. Neden açılmak için bu kadar bekledik? Demek ki açılım uygun zamanını bekliyordu? Peki açılım ne kadar Anadolu insanının temel sorunlarıyla ilgili? Ne kadar Anadolu'nun tümünü kapsıyor? Neden 'Kürt sorunu' ya da 'Güneydoğu sorunu' olarak ortaya çıktı da sonra adı demokratik açılım oldu? Ne kapalıydı da açılmaya başladı? Neden? İlk sorunun yanıtı olumlu: Sorun Anadolu insanının dirliği sorunudur. Yazık ki hükümet sorunu etnik bir temelde ele almış görünerek çok büyük bir yanlış yaptı. Güneydoğu'da yalnız Kürtler yaşamıyor. Demokratik adı da uygun değil, yapılması istenen atılıma. Anadolu'nun bir kesimine demokratik açılımda bulunacaksınız, demek ki önceleri bulunmadınız. Ülkenin diğer kesimleri 'zaten' demokratik' olduğu için onlara açılım yok, öyle mi? Yaklaşım çok yanlış. Ayrımcılığı düzelteyim derken daha fazla ayrımcılık yapmaya başlıyorsunuz. Anadolu İnsanının Dirliği Sorunu adı altında her kesimin ahenk içinde yaşamasını öngören büyük bir proje ile yola çıkılmalıydı. Madem hükümet kelle koltukta bu işe giriştiğini öne sürüyor, o zaman projeyi açık açık görmemiz gerekirdi. Unutmayalım; bilimde örneğin, büyük devrimler cesur hipotezler açık ve seçik biçimde dile getirildiğinde gerçekleşebiliyor. Siyasette durum daha karışık olabilir. Yine de açılım ancak açıklıkla, iyi düşünülmüş, iyi çalışılmış, temelleri sağlam düşünce düzenleriyle gerçekleşebilir.
Açılım, fırsat kollayan, yerel bakışlı, yeterince irdelenmemiş, bu ülke insanının hassasiyetlerini dikkatlice gözetmeyen, zaman zaman muhalif kanatları Ergenekon kıskacına alıcı suçlamalarla, zaman zaman düzeysiz polemikler ve her zamanki öfkeli, kabadayı çıkışlarla yürütülmeye çalışıldı .
Anadolu İnsanın Dirliği Sorunu ülkemizin varlığını sürdürmesinde en temel sorundur. Bu sorun yeterince yaratıcı olabildiğimizde anlaşılıp, irdelenebilecek. Çözülemeyecek elbette tüm boyutlarıyla. Kararlılık, süreklilik, bilgece bir sebatla adım adım sorunun yollarında yürünecek. Önemli olan da budur, şu aşamada. SORUNUN YOLLARINDA YÜRÜME YÜREKLİLİĞİ. Bu yürüyüş yıllar yılı sürecek. Kimse kesin çözüm rüyası görmesin. Şimdiye dek yürünmedi mi? Elbette yüründü. Bu sorunla ilgili siyasi tarafların görüşleri yok mu? Beğenin beğenmeyin, elbette var. Açılım sözü bu anlamda propaganda kokan bir söz. Şimdiye değin hep kapalıydık, şimdi açılıyoruz anlamında anlaşılırsa, uygun bir yorum olmaz bu. Gerçekçi, yürüyüşü kolaylaştırıcı, karşı tarafı dinlemeye açık, Anadolu insanının bütününü gözeten atılımlar yapılamadı, yapıldıysa da başarılı olamadı. Bu atılım da çözebilirse, çözdüğü kadar sorun da çıkaracak. Ama sorun yürüyüşü de bu demek, sorunlar çözümleri, çözümler sorunları kovalayacak. Yürüyeceksiniz. Bu ülke bizim. Bu kültür bizim. Ortak yaşam öykülerimiz var. Bu öyküleri ortak yaşamın can suyuyla besleyecek Anadolulu olmanın ne anlama geldiği konusunda düşünce inşalarına gereksinimiz var.
Bir felsefeci arkadaşım sorun, insan hakları sorunu dedi. Bir açıdan doğru. Anadolu insanının insan olma hakkında sorunlar var. Geçmişte yapılan, hala devam eden büyük haksızlıklar var, ağır işsizlik sorunu, umutsuzluk sorunu, değişik kesimlerin çıkarlarına uygun propagandaları var. Anadolu İnsanının Dirliği Sorunu, çok cephede iyi yönetilen büyük bir var oluş mücadelesi sorunudur. Yalnız insan hakları değil, felsefe açısından ağır bir anlam sorunuyla da karşı karşıyayız. Bu toprakların insanları hangi değerlerle geçmişe, geleceğe bakacaklar? Umutlarını ne besleyecek? Neden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayı isteyecekler? Salt karınlarını doyurdukları, yaşamlarını sürdürebildikleri bir yer olduğu için mi? Dinsel değerler mi bizi bir araya getirecek? Hangi yorumlarla oluşturulacak ortak değerler? 'Demokrat' bir ülke bir kesimin dinsel değerleriyle var olabilir mi? Siyaset alanında ağzımızdan düşmeyen demokrasinin manevi, tinsel karşılıkları için bu ülkede kaç kişi kafa yormaktadır, kendi dogmalarını karşı tarafa kabul ettirmeye çalışmadan?
Açılıyor muyuz? Düşünce ve değerler alanı hala kapalı. Manevi demokrasiyi anlayamayan bir kültür ne kendine ne de başkasına açılabilir. Siyasi açılımların anlam alt yapısı üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Bizi bir araya getiren değerlerin keşfi ve icadı yürüyüşün bize verdiği önemli bir ödevdir.