AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-08-30

kategori2

Bir yazarın kafasından aşağı boşaltılan yeşil boya

Haberiniz olmuştur belki... Geçenlerde Taraf yazarı Roni Marguilles'in kafasından aşağı ÖDP'liler yeşil boya döktü. Davaya, sola ihanet ettiği, liberalcilerle işbirlikçilik yaptığı düşünülen Marguilles'e tepki gösterdiler.
Marguilles belli ki çok ürkmüş, dünkü Hürriyet'e 'Mafya bile ailenin yanında dokunmuyor' diyerek olayı bağlamından koparmış. Oysa Batı'da bakanlar, başbakanlar yüzlerine pasta yiyor. ÖDP'lilerinki bu tarz bir anarşik eylem, abartmamak gerek.
Ama Marguilles'in kaygısını da anlıyorum.
Çünkü bu gibi liberallere, kendilerini satanlara, onun bunun adamı olanlara artık tahammül kalmadı.
Dedikodulara göre Ahmet Altan, yardımcısı Yasemin Çongar'a bu olay üzerine 'Aman sen de bu aralar pek dışarılarda görünme Yaso' diye uyarıda bulunmuş. Çünkü insanların kendilerine tepki duyduklarının farkında.
Türkiye'de kim ne derse desin bugün televizyonların ana izleyicileri, yani reklamverenin hedef kitlesi olarak para harcayan kitle ya da gazete tirajlarının temelini oluşturan okurun Cumhuriyetçi hassasiyetleri yüksektir. Liberaller, hükümet destekçileri yandaş yayın organlarında ne kadar yer alırlarsa alsın bu insanların gözünde üç kuruşluk itibarları yoktur.
O yüzden yemekte kafalarından aşağı yeşil boya dökülür... Yer yer yuhalanırlar, mekanlardan kovulurlar, tepki toparlarlar...
Maalesef liberaller bu dönemeçte bu ülkenin nitelikli çoğunluğunun bütün hassasiyetini ayaklar altına alacak bir arsızlıkta düşüncelerini ifade ediyorlar. Bu toprakların değerlerini yok etmeye çalışıyorlar.
19 Mayıs kaldırılsın istiyorlar... Cumhuriyet Bayramı'nı küçümsüyorlar... Askeri yok etmeye uğraşıyorlar... Atatürk'e uğraşıyorlar...
Bütün bunlar birer düşünce tartışması ekseninde de ilerlemiyor; insanların inanç ve düşüncelerini aşağılamak için diş bilenmiş  gibiler.
Onlar sertleştikçe, onlara yönelik tepkilerin de sertleşmesi kaçınılmaz.
Eğer İstanbul'da sık gezen biriyseniz, eskiden Beyaz Türk mekanlarında boy gösteren pek çok liberal ismin giderek gözden kaybolduğunu, eve kapandığını, daha az gezdiğini, insanların içine daha nadir çıktığını da gözlemleyebilirsiniz...
Lüks sitelerdeki kapı komşularından restoranların garsonlarına, müşterilerine kadar eleştirel bakışların hedefi haline geldiler... Kendi mahallelerinde bile tepki topluyorlar... Arkadaş çevreleri bile seslerini yüseltiyor bu duruş bozukluğuna karşı...
İnsan düşünmeden edemiyor: Madem bu tepkilerden bu kadar çekiniyorsunuz, bu kadar korkuyorsunuz, neden bu kadar sert ve provokatifsiniz?
Kendileri gibi düşünmeyenleri kabul etmeyen ve düşünce terörünü yaratanlara karşı bir tepkidir bu yazarın kafasından aşağı boşaltılan yeşil boya.

'Özgürlük' bize kaldı
Bugün Zülfü Livaneli'ye yönelik bir 'açık mektup' yazmayı tasarlıyordum. Ondan tek bir şey isteyecektim, telefon şebekesinin kullanımına sunduğu 'Özgürlük' şarkısını geri çekmesini. Hayatımızın film müziği haline gelmiş şarkıların reklamlarda kullanılmasına zaten karşıyım, ama 'Özgürlük'ün özel bir durumu var. Livaneli'nin bu şarkısı 12 Eylül'den sonra yetişen apolitik gençliğin tek devrim marşı. Politika konuşmanın, tartışmanın, politik olmanın yasaklandığı bir ülkede Paul Eluard'ın bu şarkı sayesinde öğrendiğimiz şiirle kendimizi ifade ettik.
Kendi adıma ben 'Özgürlük'ü  şiirde söylediği gibi okulda tahtaya yazmıştım. O yüzden Livaneli'ye özgürlük özlemimizi satmaması için çağrıda bulunacaktım. Ne zamandır da aklımdaydı...
Bütün bunları  düşünürken birbiri ardına ilginç gelişmeler oldu...
Cuma günü Livaneli, bu konuları tartışmak için Rana Elik'in programına bağlanmış. Sonradan internetten gördüğüm görüntülerde epey sert açıklamalar yapmış. Aynı gün ben de kendisinden bir mektup aldım.
Mektubun içeriği  özel ama Livaneli'nin son zamanlarda canının çok yandığını  hem televizyondan hem de mektubundan anlamak mümkündü. Kürt açılımı  konusunda AKP'ye verdiği destek, ardından da 'Özgürlük'ün reklam müziği olmasına yönelik tepkiler ağır gelmiş olmalı.
Dün, Livaneli kendi köşesinde 'Özgürlük'ü sevenlerin ve reklamda kullanılmasına razı olmayanların sesini dinlediğini yazdı. Bestesini reklamlardan geri çekti. Çok sevindim.
Bu neresinden bakarsanız bakın önemli bir gelişme...
Nitelikli okurun gücü...
Bu yüzden Cumhuriyetçiler, Ulusalcılar için simge olmuş Livaneli'nin önce AKP'ye destek verip ardından da 'Özgürlük'ü satması onun sinirlerini yerinden oynatacak kadar çok tepki topladı.
Ve Livaneli de kemik okurunun, kemik dinleyici kitlesinin hassasiyetine direnemedi. Doğru olanı yaptı.
Livaneli, bu şarkının reklamlarda kullanılması için 'Başka kuşakların da bestelerini tanımasını' gerekçe göstermişti.
Hiç endişe etmesin, 'Özgürlük' kulaktan kulağa, kuşaktan kuşağa yayılır zaten.