AKÅžAM

Devlet buralara şefkat göndersin

Birinde milli hassasiyet diğerinde kimlik kavgası
dizi

Bir seferde 'iki tarafı' birden görmek insanı olgunlaÅŸtıran bir deneyim. Ne de olsa biri 'milli hassasiyetleri' ile öne çıkan en keskin illerden Yozgat, diÄŸeri ise 'kimlik kavgasını' en sert boyutta veren il Hakkari.
Zannediyoruz ki siyah ve beyaz dünyalar karşılayacak bizi. Birinin ak dediÄŸine diÄŸeri kara diyecek. Gece ve gündüz gibi iki apayrı diyarda gezineceÄŸiz. Öyle ya, yıllardır 'karşı kamplar' olarak etiketlenmiÅŸ iki coÄŸrafya. Biri Türkçü, diÄŸeri Kürtçü.
Sahi nedir bu 'Türkçülük' ve 'Kürtçülük'? GördüÄŸümüz kadarıyla aradaki fark iki harften ibaret. 'T' ve 'K'.  Yoksa ikisinde de aynı acılar, aynı endiÅŸeler, aynı temenniler. Ancak biri göÄŸsünü gere gere 'ben vatanseverim' diyor, diÄŸeri ise boynunu bükmüÅŸ 'bu vatan beni sevmiyor' diye diretiyor. 
Hangisi haklı? Var mı birbirlerinden farkları? YaÅŸanan süreç benzer kıpırtılar yaratıyor mu taraflarda?
Bu soruların cevaplarını bulmak için Yozgat'ta Åžehit Anneleri DerneÄŸi'nin kapısını çaldık. Ve 'evlat acısı yaÅŸamış' üyelerle konuÅŸtuk. Hakkari -Yüksekova'da ise bölgenin 'akil adamları' sayılan aÄŸalara gittik. Onların kendi aÅŸiretlerine verdikleri mesajları öÄŸrendik.

Hakkari'nin en büyük ve güçlü aÅŸiretlerinden biri Diri aÅŸireti. AÅŸiretin 15 binden fazla mensubu var. Bu nedenle Kürt açılımının GüneydoÄŸu'daki etkisini anlamanın en kestirme yolu aÅŸiret liderlerinin kapısını çalmak. Biz de öyle yapıyoruz. Önce Diri'nin bir numaralı lideri 'Cihangir AÄŸa'yı görmek için Yüksekova'nın yarım saat dışındaki köyüne gidiyoruz. Köy yeÅŸillikler içinde. Bizi 'Divanhane'de karşılıyorlar. Divanhane köylerde insanların toplaÅŸtığı ortak yaÅŸam alanı demek. Etrafı meyve aÄŸaçlarıyla çevrili. Önce ellerimizle dalından meyve topluyoruz, sonra da sohbete baÅŸlıyoruz.
Cihangir AÄŸa zamanında siyasette yer almış bir isim. Ancak artık kenara çekilmiÅŸ. Ağır iÅŸitiyor. Yakında yerini ikinci lider İdris AÄŸa'ya bırakacak.
Cihangir AÄŸa'ya 'Bu kez umudun var mı?' diye soruyorum. 'Bak' diyor, 'Bundan 15 yıl önce af çıksa, bu adımlar atılsa iÅŸ buralara gelmezdi. Bir 15 yıl daha beklenirse kim bilir ne hale gelecek? Devlet büyükse
affetmeyi bilir.' 'Peki' diyorum, 'Sen aÅŸiretine süreci olumlu karşılamaları yönünde mesaj verdin mi?' 'Tabii' diye cevap veriyor, ''Ben yıllardır ÅŸimdi konuÅŸulanları anlatıyorum zaten onlara. Bunu desteklemeyecek tek bir kiÅŸi yok.'

PKK için af ve bir düzenleme olmazsa sorun çözülmez
Cihangir AÄŸa'nın ardından aÅŸiretin ikinci ismi İdris AÄŸa'nın köyüne gidiyoruz. Bizi ikinci hanımı karşılıyor.  'İdris AÄŸa yok' diyor ve eve buyur ediyor. 10 dakika sonra İdris Öner geliyor. Birlikte Divanhane'ye geçiyoruz. Eski ANAP'lı Öner, tam bir aÄŸa. Sanki bir film karesinin içindeyiz. Bizim sormamıza gerek kalmadan o baÅŸlıyor anlatmaya: 'Sen Ali'yi öldürdün, o Veli'yi. Bırakalım artık bunları! Kim ne derse desin PKK için af ve bir düzenleme olmazsa sorun çözülmez. Bu sorunu çözmek için devlet buralara biraz ÅŸefkat göndersin.'


 dizi1Ben ne kadar Yüksekovalıysam o kadar da Çanakkaleliyim
Yüksekova DTP binasının içindeyiz. Etrafta onlarca genç. Odalarda sigara içmek yasaklanmış ama o odalar geniÅŸ bir koridora açılıyor ve herkes koridorda. Dumandan göz gözü görmüyor. Kendimizi 'temiz hava sahasına' atıyoruz. Etrafımızı hemen gençler sarıyor. Ve sürekli 'Sorunlarımız var' diyorlar. 'Nedir o sorunlar?' diye sorunca da 'İşte sorunlar' diye kekeliyorlar. Karın doyurucu bir yanıt çıkmıyor hiçbirinden.
Bu sırada içeriye beyaz saçlı ve yerel kıyafetli biri giriyor. Girer girmez baÅŸlıyor yüksek sesle anlatmaya. Odanın havasına bir anda hakim oluyor. Önce öfkeli. Sonra tanışıyoruz ve buzlar eriyor. Belli ki yarası var. Anlatıyor: 'Ben Ömer Çakır. 72 yaşındayım ve bir Kürt'üm. Sizler bizleri hiç dinlemiyorsunuz. Bizim dilimizi konuÅŸmuyorsunuz.
Bize de konuşturmuyorsunuz. Benim oğullarımdan biri
19 yaşındayken bir gün ortadan kayboldu. Bakkalın önünden alıp götürmüÅŸler. Nedenini hiç öÄŸrenemedik. Tam
19 gün haber alınamadı. Sonra birden bire salıverdiler.
Ben oÄŸlumu bulmak için Ankaralara gittim. Elimdeki tüm parayla ona avukat tuttum. Neden?'
Ömer Çakır'a Kürt açılımı ile ilgili neler düÅŸündüÄŸünün soruyoruz. Bunun üzerine daha da hiddetleniyor: 'Bazıları bizim toprak istediÄŸimizi söylüyor. Neden sadece buraları isteyelim ki? Ben ne kadar Yüksekovalı isem o kadar da Çanakkaleliyim. Dedem Çanakkale'de savaÅŸmış. Oralardan vazgeçer miyim? O bayrağın üzerindeki kanın çoÄŸu bizim kanımız!  Biz toprak deÄŸil, Kürt olarak yaÅŸamak istiyoruz!'
'Neden Kürt olarak yaÅŸayamıyorsunuz? Ne yapsanız Kürt olacaksınız?' diye soruyorum, baÅŸlıyor torunlarından bahsetmeye: 'Hepsinin iki ismi var. Biri Türk, diÄŸeri Kürt. Kürt ismini nüfus memuru yazmadı. Geçen gün torunumun okuluna gittim, onu sordum. Öyle biri yok dediler. Sonradan aklıma geldi, bizim hiç kullanmadığımız Türk ismini söylemek. İşte o zaman torunumu hemen getirdiler.'



OÄŸullarımız boÅŸ yere mi öldü
dizi2Yozgat'ın merkezinde yürüyoruz. Ana meydanda bir testi. Yörenin testi kebabını simgeliyormuÅŸ. Etrafta bir kalabalık, bir kalabalık... Trafik felç. Sokaklara AKP'li belediyenin bayrakları asılmış. Biliyorsunuz, Yozgat MHP'nin en önemli kalelerinden biriyken belediyeyi AKP'ye kaptırdı. BaÅŸbakan'ın 'Yozgatlı anaları da anlayalım' mesajının altında belki de burada kazandığı zafere duyduÄŸu güven var.
Kent merkezindeki 'Åžehit Anneleri' derneÄŸine varıyoruz. Burası büyükçe bir dükkan. İçeriye girer girmez boydan boya çerçeveli fotoÄŸraflar çarpıyor göze. Åžehitlerin fotoÄŸrafları... FotoÄŸrafların altına bir masa konmuÅŸ. Dernek BaÅŸkanı Zübeyir Altınok'un masası. Bembeyaz sakalları ve hep yaÅŸlı gözleriyle 'pamuk gibi bir amcacık' Zübeyir Altınok. OÄŸlu Adnan 1997'de ÅŸehit olmuÅŸ 'O gün bugündür bir daha eski ben olmadım' diyor ve ekliyor: 'Åžimdi Kürt açılımı diyorlar, tamam. Ama yanlış yapıyorlar. PKK'yı Kürt meselesi olarak öne çıkarıyorlar. Hiç öyle ÅŸey olur mu? Biz PKK'ya affa karşıyız. OÄŸullarımız boÅŸ yere mi öldü?'
Ama hemen ardından da 'bizim sorunumuz PKK ile. Kürtlerle bir sorunumuz yok' demeyi ihmal etmiyor. Zübeyir Altınok gittiÄŸimiz gün Ankara'dan dönmüÅŸ. BeÅŸir Atalay ile ÅŸehit aileleri olarak görüÅŸmüÅŸler. O görüÅŸmeyi ÅŸöyle anlatıyor Altınok: 'Bakan bizi kuzu kuzu dinledi. Sonra da notlar aldı. Biz de bir çözüm istiyoruz. DerneÄŸimiz partiler üstü bir kurum. Ama terörist anaları ile bizi bir araya getirmeye çalışıyorlar. Buna karşıyız. Çünkü biz sadece ölen teröriste deÄŸil, anasına da kızıyoruz. Hepsi aynı onların!'

BABA YÜREĞİ BU UNUTUR MU
ZÜBEYİR Altınok oÄŸlunun fotoÄŸrafının olduÄŸu duvara gidiyor. Eliyle fotoÄŸrafı iÅŸaret ederken gözlerinden yaÅŸlar geliyor. 'İster 12 sene geçsin, ister 22. Baba yüreÄŸi unutur mu?' diyor ve ortaya Cem'in çektiÄŸi bu fotoÄŸraflar çıkıyor. Odadaki duygusal hava içeri giren yaÅŸlı bir çift ile bölünüyor. Onlar da ÅŸehit ailesi. Kadın konuÅŸmak istemiyor ama baba baÅŸlıyor anlatmaya. İsmi Hasan Aslan. 2 oÄŸlan, bir de kız babasıyken 1993'te Tunceli'nin Kuzmukpınar Karakolu'na düzenlenen saldırı sonucu bir oÄŸlunu kaybetmiÅŸ. O da hemen bir fotoÄŸrafı iÅŸaret ediyor ve 'İşte buydu' diyor. '20 yaşındaydı oÄŸlum. Pırıl pırıldı.' Gözleri nemlenirken soruyorum. 'Peki diyorum, BaÅŸbakan'ın bahsettiÄŸi açılım baÅŸka oÄŸlanların ölmesine engel olur mu dersin? Yoksa içten içe BaÅŸbakan'a PKK'lıyı muhatap alıyor diye sen de mi kızıyorsun?' 'BaÅŸbakan'a hiç kızılır mı kızım?' diye bana çıkışıyor. 'O BaÅŸbakan, ne yapacağını bilir ama yine de PKK'ya affı tasvip etmiyoruz. Hem daÄŸa çıkanın ailesi ile ben bir miyim? Onunla neden kucaklaÅŸayım?'

YARIN: Yüksekova'da köyü boÅŸaltılanların kamplarına girdik. YaÅŸamın 'sıfır noktası'ndakiler ne diyor?

 

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3