Murat Karayılan Kandil'de Le Monde gazetesine mülakat vermiÅŸ... Le Monde muhabiri , 'Af' meselesini sormuÅŸ...
Aldığı yanıt hayli ilginç,
'Kim, kimi affetmeli? Esrarengiz saldırganlarca öldürülen 17 bin sivil kurbandan kim söz edecek? Kentlerin ortasında öldürülen iÅŸadamları, avukatlar, sendikacılar, doktorlar, öÄŸretmenlerden? İki taraf birbirimi affetmeli. Türk devleti ilk önce özür dilemeli.'
Bu cümle üzerinden saÄŸlam bir polemik baÅŸlayabilir...
Tahrik edici bir tartışma konusu olabilir.
'Ulann, sen kim oluyorsun da koskoca Türk devleti özür dilesin diyorsun' diyebiliriz.
Sonra bir an durdum... Ne yapıyoruz? Bu tartışmalar nereden ve nasıl çıktı?
Bu tartışmanın tarafı olarak bir samimiyet zemini talep edemez miyiz?
İşaret fiÅŸeÄŸini kim ne zaman attı... Ne oldu da biz, bir anda, 'Kürt açılımı' içinde kendimizi bulduk?
Karakollar basılırken, ÅŸehit cenazeleri ÅŸehirlerimize onar onar gelirken gözyaşı dökmeyenler; Kürt sorununun varlığını, siyaset yaptıkları sürece fark etmeyip, sırf konjonktür öyle gerektirdi diye ön saflarda yer tutan mide bulandırıcı politikacıların kuÅŸ beyinleri mi çözümün çerçevesini akıl etti diye düÅŸündüm. Elbette ki hayır...
Süreç bir tasarımın ürünü.
Bakın Amerikalı Türkiye uzmanı Henry Barkey bir süre önce 'Kürt açılımı' üzerine konuÅŸmuÅŸ.
Dört ayaklı bir çerçeve sunmuÅŸ.
1. Anayasada, vatandaÅŸlık tanımını daha kapsayıcı hale getirecek biçimde bazı revizyonlar yapılması gerek.
2. Kültürel reformlarla ilgili olmak zorunda. Yani Kürtçe yayın, eÄŸitim olmalı... Siyasetçiler Kürtçe siyasi konuÅŸma yapmalı.
3. İktidarın bir kısmı yerel yönetimlere devredilmeli.
4. Silah bırakması için PKK'ya yönelik bir tür af veya baÅŸka bir açılım ortaya konulmalı.
Tanıdık geliyor mu?
Åžimdi dünkü gazetelere bakalım... Aydınlarımızın meselenin halline yönelik beyanatları bire bir örtüÅŸüyor.
KonuÅŸun ve konuÅŸalım... Gene ve ısrarla söylüyorum... Samimiyetle...SoÄŸukkanlılıkla...
Oysa zemin kaygan... Vıcık vıcık... Ne MHP'nin 20 yıl önceki tutumu ve söylemi ile bu sorun konuÅŸulabilir.
Ne CHP'nin muÄŸlak ifadeleri ile...
ABD tasarımı bir plan, bu süreçte iÅŸe yaramayacaktır.
Tersine içinden çıkılamaz bir yere sürükleniyoruz.
'Önce Türkiye özür dilesin' lakırdılarıyla nereye varılır Allahınız aÅŸkına...