Sağımda solumda, evde, sokakta, medyada, üniversitede rastladığım insanların yazıp çizdiklerine, konuÅŸtuklarına baktıkça midem eziliyor, bulanıyor.
Bu ülkede uzmanlık diye bir ÅŸey kabul edilmiyor. Uzmana saygı yok. Palavra sonsuz. Palavrayı sıkan da kendi sıktığı palavrayı gerçek sanıyor.
Biri demiÅŸ ki 'Neden madem bu istihdam TÜİK'e göre artıyor, biz bizim Samsun'da bunu hissetmiyoruz?' Sanki Samsun ülkenin sanayi merkezi, fabrikalar bacalarını tüttürüyordu, tüm sanayi orada konuÅŸlanmıştı da, ÅŸimdi ülke yavaÅŸ yavaÅŸ toparlanmaya baÅŸlarken, Samsun'da da acil ve derhal istihdam zıplaması bekleniyor!
Bir deli bir laf söylüyor, hemen ağızlarda sakız oluyor! Bugünlerin modası uzun vadeli program ve reform! 'Uzun vadeli program isterük!' dediniz mi , vatandaÅŸların ağızlarının suyu akıyor.
Yahu bu ülkede nasıl uzun vadeli herhangi bir ÅŸey uygulanabilir ki?
Hangi gün gazeteyi televizyonu açsam, bir kavga var. Her gün kanlar içinde bir cinayet haberi ve resmi var. Her gün bir hırsızlık faciası var. Bunlar mı bu ülkenin gözlere sokulması gereken ÅŸeyleri?
Her gün bir uzmanlığı olmayan, ama her gün vatandaÅŸ adına köÅŸeden bir ÅŸeyden ÅŸikayet etmeyi esas görevi olarak almış biri sallayıp duruyor, vatandaşı da korkutuyor. Dedikodu ve komplo teorileri almış gitmiÅŸ!
Bu ülke bu krize üç beÅŸ kuvvetli faktör elinde olarak girdi. Birincisi banka sisteminde sorunumuz yoktu. İkincisi eÅŸÅŸek yükü ile döviz rezervimiz vardı. Üçüncüsü bütçe açığı nerede ise 2007 ve 2008 yıllarındaki sancılı seçimlere raÄŸmen sıfırlanmıştı. Dördüncüsü yavaÅŸlayan ekonomi bir yandan istihdam sorunu yaratıyordu, ama diÄŸer taraftan da cari denge sorununu bir süre için ortadan kaldırıyordu. BeÅŸincisi Türkiye'de özel sektör ve bankalar dış borçlarını çevirebildiler. Altıncısı kamunun kendini finanse etmesi, borcu çevirmesi de mümkün oldu.
Bütün bunlar olmuÅŸken gene vatandaÅŸların sabit iki adet konusu vardı.
Her gün soruyorlar, 'Doların yıl sonu deÄŸeri ne olur? Borsada neye yatırım yapayım ?' Neye istersen yap be garip kuÅŸ, bana ne, ben borsa danışmanı mıyım, nerden bilebilirim üstelik doların yıl sonu deÄŸerini, hangi hissenin deÄŸerleneceÄŸini?
Bir de IMF düÅŸmanları var! Keratalar, bu ülkenin 1980-1981, 1994, 1998-1999 ve 2001 yıllarında sıkıştığımız zaman paraları veren IMF ve Dünya Bankası deÄŸil mi idi? Üstelik bulabildiÄŸimiz en uzun vadeli, en düÅŸük faizli ve en yüksek miktarlı borç bunlar deÄŸil mi idi? Bu ne nankörlük?
Hani 'Ayranı yok içmeye atla gider tuvalete!' diye bir laf vardır. Hem ülke olarak tasarrufu sevmezsin, çalışmayı sevmezsin, ortalama 46 yaşında emekli olursun, 77 yaşında ortalama hayat beklentin vardır, 31 yıl emeklilik yaÅŸarsın, Sosyal Güvenlik sistemi yılda 30 milyar dolar açık verir hem de yılda 50 milyar dolarlık enerji ithalatı nedeni ile esir durumda, burnundan yakalanmış durumdasın hem de sallarsın IMF'ye, Dünya Bankası'na! Ne için? Sana yardım ettikleri için mi, borç verdikleri için mi?
Bak ABD sorunları çıkardı, dünyayı salladı, ama en önce ve en hızlı toparlanan onlar! Nasıl? Çünkü seçimden iki ay evvel muhalefet ve hükümet birleÅŸtiler ve dev kamu harcaması ve dev para basımı kararı aldılar ve uygulamaya koyuldular. Sonuç? İşsizlik yüzde 9.5'tan döndü ve ABD ikinci çeyrekte yüzde 2 yıllık büyüme yaÅŸamış olacak.
Biz de her gün kavga edip her ÅŸeyi çıkar ve siyasete boÄŸup sürünelim! Varolun siz deÄŸerli kardeÅŸlerim!