Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Ve yol ayrımına geldik

Bu meslekteki ilk günümden itibaren, sonra da zaman zaman saÄŸlamasını yaptığım bir gerçek yol göstericim oldu. Bir gazetecinin en büyük gücünün kapıyı vurup çıkabilme gücü olduÄŸuna inandım. Bu yüzden de parası olan gazeteci olmayı çok önemsedim; gazeteciliÄŸi para için yapmaktan bahsetmiyorum, ama bir gün kapı dışarı edildiÄŸinde ya da vurup kapıyı çıktığında giden maaşına yanmamak bize bu mesleÄŸi istediÄŸimiz gibi yapma olanağı saÄŸlar...
Tam da bu sebepten dolayı, bu meslekteki kahramanlarım da hep kavga edenler, kapıyı vurup çıkanlar, hayatlarını sözleÅŸmelerle mahkum etmemiÅŸ isimler oldu.
Günümüz ÅŸartları için çok mu romantik kaldı bu düÅŸünceler, ben mi hayalci ve idealistim bilmiyorum, ama hala bu kendi kendine yaratılmış özgür alanın varlığı besliyor beni.
Bir gün hepimiz ErtuÄŸrul Özkök'ün tavÅŸan kardeÅŸ kıyafetini giyip bu odalara, bu binalara, bu konumlara veda edeceÄŸiz.
O gün gelene kadar da yaptıklarımızla, baÅŸarılarımızla deÄŸil de kritik durumlarda aldığımız tavırlarla bir miras inÅŸa edebileceÄŸiz ancak.
Eskiden gözümde büyüyen kahramanlarımın ÅŸimdi hiçbiri o kadar büyük, ulaşılmaz, tanrısal deÄŸil. Hepimiz gibi o kahramanlarım da ölümlü, hepimiz gibi özünde onlar da kolayca düÅŸürülebilecek maskeler taşıyormuÅŸ, hepimizin gibi onların da bedeli ağır hataları, yanlışlıkları olmuÅŸ.
Ama küçücük bir tercih, çok ufak gibi görünen bir adım fark yarattı... Zor zamanlarda verilmiÅŸ bir karar, 'Zincirlerimden baÅŸka kaybedecek hiçbir ÅŸeyim' yok duygusu.
Bu meslekte efsane olmuÅŸların bıraktığı en büyük miras: Kapıyı vurup çıkabilmek...
Sonra bazı adamlar geldi... Basının gelmiÅŸ geçmiÅŸ onurlu deÄŸerlerini ayaklar altına almak için gönderilmiÅŸ gibiydiler. Mantar gibi her yerde bitmeye baÅŸladılar. 'Tak' denileni 'ÅŸak' diye yaptılar. Herhangi bir fikir beyan etmekten uzak, kavgadan, tartışmadan, muhalefetten korkan, boyun eÄŸen, düÄŸme ilikleyen bir gazeteci nesli oluÅŸturdular.
MesleÄŸin efsaneleri teker teker köÅŸeye çekilmeye baÅŸlayınca yönetilmeleri ve kullanılmaları çok kolay olan bu adamlara gün doÄŸdu; dönemsel zorunlulukların etkisiyle de tercih edilmeye baÅŸlandılar. Ve maalesef gazeteciliÄŸe dair bildiÄŸimiz ne varsa yerle bir etmek için gün be gün uÄŸraşır oldular.
Basında kim bu standartları deÄŸiÅŸtirdi, kim çıtayı bu kadar aÅŸağı çekti, kim bu mesleÄŸi evrensel kurallara göre yapılamaz hale getirdi- gerçekten bilmiyorum. Birden fazla etkeni olduÄŸu kesin...
Bana kalırsa çoktandır bir yol ayrımındayız. Artık saÄŸcı solcu, dinci laik gibi bölünmeler deÄŸil, bambaÅŸka bir ayrışma/kamplaÅŸma yaÅŸanıyor basında...
Ya biatın, sindirmenin, boyun eğmenin ve korkunun yoluna sapacağız ya da giderek 'daha az tercih edilen' ama iyi bildiğimiz yoldan, kutup yıldızımız gazetecilik olarak devam edeceğiz.
Bu mesleÄŸi yapmak, bu mesleÄŸi her ÅŸeyin üzerinde tutmak, bildiÄŸimiz her ÅŸey için savaÅŸacak mıyız yoksa kirli uzlaÅŸmaların, hoyrat boyun eÄŸmelerin ve tektipleÅŸtirme merkezlerin emrinde teslim mi olacağız?
Kapıyı vurup çıkabilme gücümüzden vaz mı geçeceÄŸiz...
Bu dönem de gelip geçicidir... Bu dönemde çok ağır bedeller ödeyecek birçoÄŸumuz... Ve bu dünya yine kimseye kalmayacak.
Gizli ajandaları gereÄŸi eÄŸilip bükülenleri, beklentileri yüzünden kendilerini satanları bir ölçüde anlayabiliyorum. Onlarla mücadelemi sürdürüyorum, sürdürmeye de devam edeceÄŸim. Ama bile bile, 'Dönem böyle' deyip ittifak yapanları, gazetecilikten vazgeçenleri gördükçe asıl canım çok yanıyor...
İleride yüzümüze nasıl bakacaklarını merak ediyorum.
Ama uzun bir maratonsa eÄŸer bu koÅŸu, sonunda akla kara illaki ortaya çıkacaktır. O gün geldiÄŸinde yeteneksizler, korkaklar, boyun eÄŸenler ve tetikçiler bir uçurumdan aÅŸağı uçar gibi teker teker dökülecek... O gün ne zaman gelecek bilmiyorum, ama o günün geleceÄŸini biliyorum.
Maratonun sonunda ne bırakmış olacağız: Korkularımız ve kaygılarımız yüzünden atamadığımız adımlar mı, yoksa gözümüzü karartıp vurduÄŸumuz kapılarla mı hatırlanacağız.
Dün, bu düÅŸüncelerin ışığında Serdar Turgut'un yazısını okuyunca içimde derin bir sızı hissettim. YöneticiliÄŸi boyunca gazeteci-patron arasındaki trafik polisliÄŸini mükemmel idare etmiÅŸ, savaÅŸta gazeteciliÄŸin galip gelmesi için uÄŸraÅŸtığını bildiÄŸim birinden 'Ne yapalım, düzen böyle' diyerek günümüzün çarpık yapısını savunuyor duruma düÅŸmesini kabullenemedim.
Bilmiyorum, belki de dediÄŸim gibi ben fazla idealistim. Bugünlerde de fazla duygusal. Yine de içimden bir ses benim haklı olduÄŸumu, düzen böyleyse bile kabullenmek yerine savaşılması gerektiÄŸini düÅŸündürüyor.
Hanımlar, beyler.
Ormanda bir yol ayrımındayız...

Kazananlar / Kaybedenler
Sezen Aksu: VatandaÅŸ olarak Kürt açılımına verdiÄŸi destekten dolayı fena halde kaybeden son günlerde. Babası üzerinden vurmaya çalışanlar mı istersiniz, onu AKP'ye yanaÅŸmakla suçlayanlar mı... Bir zamanların yere göÄŸe koyulamayan divası ÅŸimdi fena halde tepki çekiyor... Cumhuriyetçi kesimi bu desteÄŸin samimiyetine ikna edemedi, iletiÅŸim kazasına uÄŸradı.
Hülya AvÅŸar: Bir zamanlar öylesine antipati toplamıştı ki, hamileyken iki terminal arasında taksiye binmek istemiÅŸ ve ÅŸoför tarafından reddedilmiÅŸti. Her polemiÄŸinde, her medyatik çıkışında 'kaybeden' damgasını yiyen AvÅŸar, tek bir röportajla aniden 'kazanan' oldu. Azılı düÅŸmanları bile AvÅŸar'ın çıkışını dengeli ve bilinçli buluyor, ama en önemlisi samimiyet konusunda herkesi ikna ediyor.
Zülfü Livaneli: Bugüne kadar buram buram oportunizm kokan hamleleri, siyasette 'her ÅŸey mübah' oyunları ya da gemisinin yönünü paraya doÄŸru kırması bile zedelemedi Livaneli'yi. En son Açıkhava'daki konserine binlerce insanı topladı, Ergenekon çıkışları yankı buldu. Tam da böyle bir kamuoyu desteÄŸi varken tek bir yazıyla tepkileri üzerine çekti, AKP'ye açılım konusunda verdiÄŸi destek 'kemik okurun' hoÅŸuna gitmedi. Bu sefer 'kaybeden' oldu Livaneli; kendisini açıklama çabaları da karşılık bulmadı.
Devlet Bahçeli: Ona faÅŸist diyenler, MHP'den ürkenler, ülkücülerin adını telaffuz dahi etmeyenler bile Kürt açılımındaki sert çıkışlarından dolayı puan kazandığını inkar edemiyor. Bahçeli, bu topraklardaki insanların en büyük hassasiyetini korumak yolunda ısrarlı bir siyaset izliyor; giderek artan ÅŸiddetle açılımcılara saldırıyor ve bir ÅŸekilde kazanıyor.
Can Dündar: Ailemizin iyi çocuÄŸu, 'Sarı Zeybek'le herkesi aÄŸlatan romantik isyankar, laiklerin rol modeli, bir zamanların en popüler gazetecisini bitirmek için liberallere göz kırpan 'Mustafa' filmi yetti. Ayağının altındaki zemini kaybeden Dündar çoktandır radarların dışında.
HaÅŸmet BabaoÄŸlu: Yüzüklerin efendisi, domates güzeli, medyatik aÅŸkların inandırıcı olmayan damat adayı ve Ege zeytinyaÄŸlarının tutkunu HaÅŸmet BabaoÄŸlu yayından kaldırılan programının ardından 'Ancak medyada kendimden söz ettirirsem yeniden iÅŸ bulurum' düÅŸüncesiyle kaleme aldığı, altından kalkamayıp içini pek dolduramadığı polemik-olma-isteÄŸindeki yazılarıyla kaybeden.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3