Bizim gazeteyi ve standart olarak bakmak zorunda olduÄŸum gazeteleri hariç tutarsak, ilgiyle izlediÄŸim sadece bir-iki yazarı nedeniyle satın aldığım gazeteler var. ÖrneÄŸin D. CündioÄŸlu yüzünden Yeni Åžafak, Telesiyej yüzünden Taraf bizim eve girer... Ayrıca her iki gazete de görüÅŸlerine katılmadığım halde farklı seslere, nefeslere sayfalarında yer verirler. Yani oralarda deÄŸiÅŸik ÅŸeyler görmek mümkün. DiÄŸerleri bazen fotokopi ile çoÄŸaltılmış algısı yaratırlar... Hele Türkbükü ve ÇeÅŸme haberleri...
FarklılaÅŸma adına uçuÅŸmalarına bazen göz yummak mümkün tabii. Ancak ÅŸu Taraf'ın BaÄŸbozumu haberine açıkçası bozuldum... Belki de Bozcaada'da tam da BaÄŸbozumu'nun göbeÄŸinde bulunduÄŸum ÅŸu günlerde okuduÄŸum için... Tam da Bozcaada BaÄŸbozumu Åženlikleri'nin baÅŸlamasına birkaç gün kalmışken... Tam da Türk ÅŸarapçılığı müthiÅŸ bir ivme ile geliÅŸirken... Tam da baÅŸta son yıllarda Ada'ya müthiÅŸ bir hava getirmiÅŸ olan Corvus olmak üzere, ÇamlıbaÄŸ, Talay, Aral ÅŸarapları Bozcaada'yı bir yerel marka yapmak için hummalı bir çalışma içine girmiÅŸlerken... Tam da Kavaklıdere, Mey, Doluca, Gülor, Selendi, Åžato Kalecik vb. Türk ÅŸarabının marka deÄŸerini yükseltmek için ciddi olarak çabalarlarken... Tam da restoranlarda Türk ÅŸarapları yabancı ÅŸaraplara kafa tutmaya baÅŸlamışken... İşte tam da bu sırada siz Taraf'ın dün birinci sayfadan kocaman verdiÄŸi habere bakın:
'BaÄŸbozumu baÅŸladı'... YaÅŸasın, dedim, bizim Bozcaada'dan bahsedecek herhalde... Hayır... Koskoca renkli üzüm fotoÄŸrafının altında ÅŸu haber var: 'Fransa'nın Bordeaux bölgesindeki Chateau Haut-Brion ÅŸaraplarının üretildiÄŸi Pessac'da mevsimlik iÅŸçiler beyaz üzümleri toplamaya baÅŸladı. Her yıl üzümlerin çiçeklenmesinden 110 gün sonra baÅŸlayan baÄŸbozumunda iklim ÅŸartları önemli'...
Åžaka gibi... Ama deÄŸil. Dünkü Taraf... Birinci sayfa... Neredeyse 'Açılım haberi' büyüklüÄŸünde... Bu 'yabancılaÅŸmayı' ('ecnebileÅŸme' demek istemedim) anlamayı ne kadar isterdim... Evrensellik boyutlarım ve entelektüel birikimim buna müsaade etmiyor herhalde...
Ad değişikliği 40 yıla oturur...
Prof. Dr. Ali Murat Vural hoca yollamış... Bilimsel bir çalışma... Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi'nde yayımlanmış. Cilt: 10, Sayı: 2, Sayfa: 23-34, Elazığ-2000Ö Yazarı Harun Tunçel... Makalenin adı ÅŸu: 'Türkiye'de ismi deÄŸiÅŸtirilen köyler'...
Dünyanın baÅŸka hangi ülkesinde örnekleri var acaba? 'Kültürel transformasyon, akümülasyon' , 'Toplumsal devinim', 'Cumhuriyet projesi', 'Toplum mühendisliÄŸi' ne derseniz deyin... Gerekçe olarak anlatmakta zorlanabilirsiniz...
Çalışmanın 'Sonuç' bölümünde deniyor ki:
'Ülkemizde elli yılı aÅŸan bir süreden bu yana yer adlarının deÄŸiÅŸtirilmesi iÅŸlemleri yapılmaktadır. Bu süre içerisinde yaklaşık 28 bin kadar yerleÅŸme adı deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir. Bunların 12 binden fazlası ise köy adlarıdır.
...İsmi deÄŸiÅŸtirilen köylerin ülkedeki dağılışında en fazla dikkat çeken özellik DoÄŸu Karadeniz, DoÄŸu Anadolu ve GüneydoÄŸu Anadolu'da sayılarındaki artış ve yoÄŸunlaÅŸmadır. Bu alan içinde yer alan köylerin tamamına yakın bir kısmının ismi Türkçe olmadığı için deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir. YerleÅŸmelerin bazılarının isim deÄŸiÅŸiklikleri üzerinden onlarca yıl geçmiÅŸ olmasına raÄŸmen yöre halkı hala eski isimleri kullanmayı tercih etmektedir.
ÖAncak eski isimlerin kullanımında genç insanlar göz önüne alındığında belirgin azalmalar dikkati çekmektedir. Bu durum en az birkaç on yıl daha eski isimlerin kullanımının süreceÄŸinin göstergesidir.'
Aslında biraz daha gayret ve sebat edilirse 30-40 yıla kadar insanlar yerleÅŸim bölgelerinin yeni adlarına alışmış olacaklar... Ne var yani... Åžunun ÅŸurasında toplamda 80-90 yıl sürecek bir süreçten söz ediyoruz... Ha gayret...