AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-09-02
Her şey bir yana: Ben Kürt açılımını destekliyorum. İster Amerika'nın baskısıyla olsun, ister seçim malzemesi olarak kullanılsın, fark etmez. Bölgeye kalıcı barış getirecek her türlü adımın arkasında durulması gerekiyor. Bunu demişken, günlerdir tartıştığımız Kürt açılımında yapılan bazı hataları da gözardı edemeyiz. Umarım bunlar bireysel hatalardır... Siyasi yanlışlardır... Ve kolaylıkla düzelir... Hataların üzerinde duralım ki sonuç bir Türkiye hatasına dönüşmesin...
1 Başbakan kendisini bu işin merkezine gereğinden çok fazla oturttu. Böylesi kritik dönemlerde uzun bir yurtdışı gezisine çıkılması, operasyonun İçişleri Bakanı tarafından yürütülmesi daha yerinde olurdu. Zira şimdiki haliyle bu iş bir Türkiye meselesi değil de bir siyasi bir hamle gibi görünüyor; siyasallaşma izlenimi veriyor.
2Kürt açılımı yaparken Türkiye'nin geri kalanını dışlamak, Türkiye'nin siyasi aktörlerini karşıya almak adaletsiz bir durum oldu. Deniz Baykal da, Devlet Bahçeli de tepkilerinde haklı... Muhalefet liderlerinin görüşlerine başvurulmaması büyük bir iletişim kazası. DTP Genel Başkanı'yla görüşen Başbakan'in CHP ve MHP'ye İçişleri Bakanı'nı yollaması 'güç dengesi' ve 'denklik' bakımından şık olmadı. Erdoğan'ın Baykal ve Bahçeli'yle bizzat buluşması gerekir.
3'12 Kötü Adam'ın yer aldığı çalıştay büyük bir hata oldu. AKP iktidarı, fazlasıyla Türkiye'nin liberallerine güdümlü bir izlenim verdi. Türkiye'yi kucaklama görüntüsündense kendi yandaşlarını, kendisine biat edenleri kabul ettiğine dair oluşan inancı yıkması artık çok zor. Öte yandan, Başbakan Erdoğan'ın liberallere bu kadar güvenmeden önce Cem Boyner'le bir görüşmesinde fayda var. Boyner, bugün de sahnede olan aynı aktörler yüzünden başına neler geldiğini, neler çektiğini anlatsın.
4Öyle görünüyor ki Başbakan'ın yakın çevresi yoruldu. Sürekli hata üzerine hata yaptırıyorlar. Ve anlaşılan o ki danışmanlar Türk Basını'ndaki liberalleri fazla ciddiye alıyor.
5Kamuoyunun endişeleri ve kafasındaki soru işaretleri tam olarak giderilemedi. Hiç kimse açılımın ardı arkası kesilmez bir ödünler serisi mi olacağınının yanıtını veremiyor. Açılımın kırmızı çizgileri nedir ve bu açılım terör örgütünün lehine mi olacak?
6Basın, Deniz Baykal'ın Başbakan'ın DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'le görüşmesi üzerine yaptığı 'PKK'yla görüşüyorlar' yorumuna yükleniyor. Ancak aynı DTP'nin Genel Başkan yardımcısı 'Biz Kürt sorununun çözümünde Abdullah Öcalan'ı muhatap alıyoruz, PKK ve Öcalan'sız bir barış süreci olmaz, 15 Ağustos'ta Öcalan'ın açıklayacağı yol haritasını önemsiyoruz' dedi. Türkiye barış sürecine girmeye çalışırken DTP'nin içinden toplumsal mutakabatı bozabilecek açıklamaların çıkması açılıma ister istemez gölge düşürüyor. 'Muhatap PKK' algısı ister istemez Türkiye'de kamuoyu çoğunluğunu açılımın karşısına getiriyor. Bu gibi çıkışlara dikkat etmek ve oluşan barış havasına gölge düşürmemek gerekiyor.
7Abdullah Öcalan'ın verdiği 15 Ağustos tarihi çok yanlış. 15 Ağustos, bilindiği gibi PKK'nın 12 Eylül'den sonraki ilk büyük eylemi olan Eruh Baskını'nın yıldönümü.
8PKK'nın 84 sonrasının bir sorunu olduğunu düşünen liberaller çalıştayı da, kamuoyunu da, Başbakan'ı da yanıltma potansiyeli taşıyorlar. Çünkü bilgileri kısıtlı ve konuya hakim değiller. Tarihi kendileriyle başlatan bir avuç cahil aydın PKK'nın 80'lerin bir sorunu olduğunu düşünüyor. Oysa herkesin bildiği gibi PKK'nın 12 Eylül öncesi de eylemleri var. Örgüt o zamanlar 'Apocular' olarak biliniyor ve kökleni ta 12 Mart dönemine, Abdullah Öcalan'ın SBF'de öğrencilik yapıtğı yıllara kadar uzuyor. Aynı şekilde 'Kürt sorunu' diye genel bir başlık altında toplayacağımız problemlerin ise ne başlangıcı ne de sonucu PKK. 'Kürt sorunu'nun en az 200 yıllık bir geçmişi vardır bu topraklarda, o günden beri de çözülmemiştir. Yani Türkiye bu sorunu Osmanlı'dan miras almıştır.
9Başbakan'ın bu meseleyi şahsen sahilenmesi sandıkta nasıl yankı bulacak? AKP, açılımın oy oranı olarak ters tepebilme ihtimalini ilk aşamada gözönünde bulundurmadı görüntüsü veriyor. Açılımın 'tavizler serisi' olarak kamuoyu algısında kabul görmesi iktidar partisinin oy oranını düşürecek, CHP ve MHP'ye oy kazandıracaktır.
10Başbakan'ın 'tarihi' konuşmasındaki 'Daha hiçbir şey belli değil, ortaya çıkmadı' vurgusunu nasıl yorumlamalıyız? Ortalığı yatıştırma çabası mı, yoksa iktidarın da açılımın tam olarak ne olduğunu bilmediği yönünde mi?
Asmalımescit problemi
Kabuk değiştirip gözde mahalle olan son yer Beyoğlu'ndaki Asmalımescit oldu. Altı-yedi sene öncesine kadar kuş uçmayan ıssız bir yerken giderek büyüdü ve yeni çekim alanı oldu... Şimdi haftaiçleri dahil yolda yürüyemiyorsunuz, masalar Bodrum Barlar Sokağı gibi. Yaya trafiği bir anda sıkışıveriyor...
Beyoğlu Belediyesi bu değişimin altından kalkabilecek mi peki?
Pek umutlu değilim açıkçası. Başkan'ın 'fönlü saçlardan' daha fazla şey sunması gereken Beyoğlu'na.
Bir kere bu masa enflasyonu, her isteyenin sokağı istediği gibi tıkayabilmesinin önüne geçmemekte ısrarlı Belediye. O klişe ama yerinde soruyu gündeme getirelim: Ya yangın çıkarsa? Sofyalı Sokak'ta yürünmüyor, Asmalımescit Sokak'ta arabalar meyhane masalarını teğet geçiyor. Daracık sokaklarda kocaman kaos...
Ciddi bir güvenlik sorunu da var Asmalımescit'te. Tinerciler, dilenciler, evsizler habire masaları taciz ediyor.
Hafta sonu, Tünel'in en güzel mekanlarından Şimdi'nin önünde otururken gündüz vakti çöp kamyonunun geçtiğine tanık oldum gözlerimle. Dakikalarca çöp toplandı, sokaktaki herkes bu ağır kokuya mahkum oldu. Çöp kamyonunun gitmesiyle koku da bitmedi ama, akan çöplerin suyu saatlerce yolda kaldı ve koktu...
Belediye bu konuyla ilgili daha makul bir düzenleme yapamaz mı? Mekanlara belli çöp çıkartma saatleri belirleyip çöp öğütücü kullanımını zorunlu kılamaz mı?
Asmalımescit'in dertleri bu kadarla da sınırlı değil. Bir kere ciddi bir gürültü problemi var. Barlar kapalı mekanda müzik yapsa da ses yalıtımı yeterli olmadığı için sokak sabaha karşı üçte, dörtte inliyor. Geçen gün bir barın önünde sahibiyle oturuyorduk, 'Sence bu gürültü fazla değil mi' dedim, 'Hayır, normal' dedi. Demek ki mahallede bir şuursuzluk, akıl tutulması var... Onlar yetmezmiş gibi bir de zurnacı-kemancı falan müzik terörü estiriyor sokakta. Sıkı ses denetimi gerekiyor buraya...
Esnaf da bu hızlı değişime ayak uyduramamış... Pek çoğu hızlı büyüyen bu semtten rant kapmak, parayı vurmak derdinde. Bu yüzden de hizmet vermiyorlar. Öyle kötü yemekler yedik ki son zamanlarda: Zeytinli'de bir gün öncesinin bayat mezelesi, Boncuk'ta vasat yemek ve dayağa yakın sertlikte bir hizmet anlayışı... Pahalı fiyatları ve karşılığını vermeyen ürünleriyle Yakup 2 ise çoktandır dolaşım haritamızın dışında... Civarın en iyi meyhanesi yine Asmalı Cavit, ama onun da dışarıda oturma alanı kısıtlı...
Neyse, Asmalımescit daha çok muhabbete gebe... Büyüdüğü gibi dertler de beraberinde geliyor... Bir an önce el atılsa hiç fena olmaz...