AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-09-02

kategori2

Yeterrrrrrr!

Sağımda solumda, evde, sokakta, medyada, üniversitede rastladığım insanların yazıp çizdiklerine, konuştuklarına baktıkça midem eziliyor, bulanıyor. 
Bu ülkede uzmanlık diye bir şey kabul edilmiyor. Uzmana saygı yok. Palavra sonsuz. Palavrayı sıkan da kendi sıktığı palavrayı gerçek sanıyor.
Biri demiş ki 'Neden madem bu istihdam TÜİK'e göre artıyor, biz bizim Samsun'da bunu hissetmiyoruz?' Sanki Samsun ülkenin sanayi merkezi, fabrikalar bacalarını tüttürüyordu, tüm sanayi orada konuşlanmıştı da, şimdi ülke yavaş yavaş toparlanmaya başlarken, Samsun'da da acil ve derhal istihdam zıplaması bekleniyor!
Bir deli bir laf söylüyor, hemen ağızlarda sakız oluyor!  Bugünlerin modası uzun vadeli program ve reform! 'Uzun vadeli program isterük!' dediniz mi , vatandaşların ağızlarının suyu akıyor.
Yahu bu ülkede nasıl uzun vadeli herhangi bir şey uygulanabilir ki?
Hangi gün gazeteyi televizyonu açsam, bir kavga var. Her gün kanlar içinde bir cinayet haberi ve resmi var. Her gün bir hırsızlık faciası var. Bunlar mı bu ülkenin gözlere sokulması gereken şeyleri? 
Her gün bir uzmanlığı olmayan, ama her gün vatandaş adına köşeden bir şeyden şikayet etmeyi esas görevi olarak almış biri sallayıp duruyor, vatandaşı da korkutuyor. Dedikodu ve komplo teorileri almış gitmiş!
Bu ülke bu krize üç beş kuvvetli faktör elinde olarak girdi. Birincisi banka sisteminde sorunumuz yoktu. İkincisi eşşek yükü ile döviz rezervimiz vardı. Üçüncüsü bütçe açığı nerede ise 2007 ve 2008 yıllarındaki sancılı seçimlere rağmen sıfırlanmıştı. Dördüncüsü yavaşlayan ekonomi bir yandan istihdam sorunu yaratıyordu, ama diğer taraftan da cari denge sorununu bir süre için ortadan kaldırıyordu. Beşincisi Türkiye'de özel sektör ve bankalar dış borçlarını çevirebildiler. Altıncısı kamunun kendini finanse etmesi, borcu çevirmesi  de mümkün oldu.
Bütün bunlar olmuşken gene vatandaşların sabit iki adet konusu vardı.
Her gün soruyorlar, 'Doların yıl sonu değeri ne olur? Borsada neye yatırım yapayım ?' Neye istersen yap be garip kuş, bana ne, ben borsa danışmanı mıyım, nerden bilebilirim üstelik doların yıl sonu değerini, hangi hissenin değerleneceğini?
Bir de IMF düşmanları var! Keratalar, bu ülkenin 1980-1981, 1994, 1998-1999 ve 2001 yıllarında sıkıştığımız  zaman paraları veren IMF ve Dünya Bankası değil mi idi? Üstelik bulabildiğimiz en uzun vadeli, en düşük faizli ve en yüksek miktarlı borç bunlar değil mi idi? Bu ne nankörlük?
Hani 'Ayranı yok içmeye atla gider tuvalete!' diye bir laf vardır. Hem ülke olarak tasarrufu sevmezsin, çalışmayı sevmezsin, ortalama 46 yaşında emekli olursun, 77 yaşında ortalama hayat beklentin vardır, 31 yıl emeklilik yaşarsın, Sosyal Güvenlik sistemi yılda 30 milyar dolar açık verir hem de  yılda 50 milyar dolarlık enerji ithalatı nedeni ile esir durumda, burnundan yakalanmış durumdasın hem de sallarsın IMF'ye, Dünya Bankası'na! Ne için? Sana yardım ettikleri için mi, borç verdikleri için mi?
Bak ABD sorunları çıkardı, dünyayı salladı, ama en önce ve en hızlı toparlanan onlar! Nasıl? Çünkü seçimden iki ay evvel muhalefet ve hükümet birleştiler ve dev kamu harcaması ve dev para basımı kararı aldılar ve uygulamaya koyuldular. Sonuç? İşsizlik yüzde 9.5'tan döndü ve ABD ikinci çeyrekte yüzde 2 yıllık büyüme yaşamış olacak.
Biz de her gün kavga edip her şeyi çıkar ve siyasete boğup sürünelim! Varolun siz değerli kardeşlerim!