AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-09-02

kategori2

Karabağ'dan çekilme efsanesi

Dün Türkiye'de ve Ermenistan'da yayınlanan gazeteleri yan yana koyan bir yabancının kafası karmakarışık olmuştur herhalde. Türk tarafında 'Erivan Karabağ'dan çekiliyor, Türkiye-Ermenistan ilişkileri normalleşiyor' manşetleri, Ermeni tarafında ise 'Türkiye ile yeni protokol var ama asla Karabağ'dan geri adım yok' başlıkları... Peki hangisi doğru?
***
Bulmacayı çözmek ve 'karşı taraf'taki havayı anlamak için Ermenistan'daki siyaset yapıcılar ve gazetecilerle konuştum. Karabağ konusunda tablo net: Ermeni yönetimi herhangi bir geri çekilme sözü vermiş değil. Hatta Ermeni kamuoyunun havasına bakılacak olursa bu söz konusu bile olamaz. Erivan'da hükümete yakın çevreler 'Yeni bir protokol imzalandı. Türkiye diplomatik ilişki başlatacak, üstelik bunu, biz geri adım atmadan yapacak' diye bayram ediyorlar. Muhalefet ise kuşkulu. İmzalanan  protokolün, soykırım iddialarını zayıflatacağını söylüyor.
***
Soykırım konusunda ateşli tutumuyla bilinen, muhalefetteki Daşnak Partisi'nin genel sekreteri Giro Manoyan da protokol imzalanmasına tepki gösterenlerden. Telefonla konuştuğum Manoyan'a göre protokolde asla kabul edilmeyecek üç konu var: 1) Karabağ'dan çekilme, 2) Mevcut sınırların tanınması 3) Soykırım meselesinin oluşturulacak komisyona bırakılması. Manoyan bunların Ermenistan'ın pozisyonunu zayıflatacağını söylüyor, 'Biz Daşnaklar olarak önkoşulsuz bir şekilde ilişkilerin başlatılmasını talep ediyoruz' diyor. Ermenistan'ın ana muhalefet partisi Ermeni Milli Kongresi (Armenian National Congress) de Daşnak'la aynı görüşte. Dünden beri olumsuz açıklamalar yapıyor. 
***
Öte yandan koalisyon partileri tablodan memnun. Ancak onların gördüğü tablo buradan görünenle aynı değil. Onlar Cumhurbaşkanı Sarkisyan'ın da bastırmasıyla Türkiye'nin ilişki başlatmak için bir adım attığını ve bunun sınırları açma yolunda önemli bir gelişme olduğunu söylüyor, Karabağ'dan çekilmenin söz konusu olmadığını ileri sürüyorlar. Erivan'daki havayı en iyi koklayan gazetecilerden biri olan Artur Papyan'a göre hükümete paralel çizgideki yayınlar bu atmosferi kamuoyuna büyük ölçüde yansıtmış durumda. Kısacası Ermenistan'da 'vermeden aldık' psikolojisi hakim.

Kilit aktör Rusya
PEKİ ama Karabağ konusunda verilmiş herhangi bir söz yoksa buraya yansıyan hava nereden kaynaklanıyor? Sürecin hızlanmasının arkasında, bazı çevrelerin iddia ettiği gibi ABD mi var?
***
Bu soruların cevabı Putin'in geçtiğimiz ay Türkiye'ye yaptığı ziyarette gizli. O ziyarette yapılan görüşmelerin ardından Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu çıkmış ve 'Türkiye ve Rusya Karabağ sorununun çözümünde birlikte çalışacak' demişti. Bu çok şaşırtıcı bir açıklamaydı. Çünkü Rusya yıllardan beri Türkiye-Ermenistan arasındaki sorunların çözümünü desteklemeyen bir ülke. Desteklememesi de normal, zira Rusya Ermenistan'ın dünya ile ana bağlantı noktası. Türkiye ile kapıların açılması Ermenistan'daki Rus etkisini zayıflatır.
***
Öyleyse Putin neden politikasından taviz verdi? Bunun iki nedeni var. Birincisi sorunu çözmek için çalışan Minsk grubunun faaliyetlerinden rahatsız. Onların yerine Türkiye-Rusya işbirliği ile Karabağ meselesini çözüme kavuşturmayı tercih ediyor. İkincisi ise özellikle enerji konularında geliştirmeyi umduğu Türkiye -Rusya ilişkilerinin hatırına Ermenistan'da kısmen etki kaybetmeyi göze alıyor.
***
Bu sebeplerle Putin ve Erdoğan Türkiye'de yaptıkları görüşmelerde Karabağ konusunda ortak sondaj çalışmaları yapmayı ve Azerbaycan'ı yumuşatmayı kararlaştırdılar. Yani Ermenistan dışındaki aktörlerde bu konuda bir faaliyet var ancak Ermenistan henüz ikna edilmiş ya da bu konuda adım atmış değil.
***
Burada yeni olan faktör Rusya. ABD ise pozisyonunu koruyor. Ne kilit oyuncu ne de son günlerde bu konuya özel bir mesai harcadı.

CHP ve Daşnaklar'ın ortak noktası
SÖZ konusu protokol ile ilgili iki ülkeden de çeşitli yorumlar geliyor. Bu yorumlar içinde ilginç bir ortak nokta var: İki ülkenin muhalefeti aynı pozisyonda. Türkiye'de CHP 'Bu protokol büyük devletlerin dümen suyudur' açıklaması yapıyor, Ermenistan'da ise Daşnaklar 'Soykırım konusunda elimizi zayıflatıyorlar. Bu protokol kabul edilemez' diyor.
***
Demek 'milli hassasiyetler' üzerinden siyaset yapmanın evrensel bir dili var...

Düzeltme: Pazartesi günü sizlere Feroz Ahmad ile yaptığımız söyleşiyi sunduk. Ahmad soyadını sayfada 'Türkçeleştirmek' adına Ahmed olarak yazmayı uygun bulmuştuk ancak hoca bizi düzeltti. Biz de buradan harf hatası için özür diliyoruz.