AKŞAM | SIYASET | 07 EYLÜL 2009, PAZARTESİ
22 Temmuz genel seçim sonuçlarını neredeyse gerçeğe yakın rakamlarla tahmin eden Konda Araştırma Şirketi'nin Yönetim Kurulu Başkanı Tarhan Erdem'e göre hükümetin Kürt açılımı CHP ve MHP'ye kaybettirdi, DTP'nin itibarı arttı. AKP'nin gaza basarak devam etmesi gerektiğini söyleyen Erdem: Dönüş AK Parti için felakettir
ÖZKAN TAMİRAK
Kürt açılımı tartışmaları çerçevesinde AKP, MHP, CHP ve DTP'yi ayrı ayrı yorumlar mısınız?
AKP: 29 Temmuz'da İçişleri Bakanı'nın beyanatındaki kararlılığını sözlü olarak taşıyor ama bunun gereğini yapmıyor gibi görüyorum. İki nedeni olabilir. Biri siyaseten öyle görünmek istiyordur. İradesini yumuşatmış görünüyordur ki zaman kazansın. Biri de gerçekten bazı karşı çıkışlar yüzünden. İkisi de bence yanlış. İlk günkü karalılığını devam ettirmesi doğrudur. AKP'de genel olarak böyle bir zaaf var. Bir meseleye başlıyor, onun sonunu getiremiyor. Bir yönetim zaafı var.
BAHÇELİ'YE YAKIŞTIRAMIYORUM
MHP: Hepsinde bir yönetim zaafı var aslında. MHP ve CHP; liderlerinin sözlerinin peşinden gidiyorlar. Yani iki partinin de siyaset biliminde tartışılan şekilde politikaları yok. Mesela son bir seri beyanatları oldu. Sayın Devlet Bahçeli'nin. Ağustosun 20'si, 21'i, 22'si ve 25'inde. Bir de bu sefer Ermenistan meselesi var biliyorsunuz. Bunların hiçbiri gruplarında veya merkez yönetim kurullarında, il başkanlarıyla tartışılarak, yani partinin özümsediği şeyler değildir. Politika fikirler değildir. Genel başkanın fikirlerini, o söyledikten sonra, grup başkanvekilleri de ifade etti. Bazı kimseler, bunların partinin temel fikirlerine uygun olduğunu söyleseler de ben, eski milliyetçilik fikirlerinden daha ileri şeyler söylediğini sanıyorum. Bir de üslubu ve nezaketi bakımından da yakıştıramıyorum Bahçeli'ye. İçeriğinde ciddi bir politika görmüyorum.
CHP: Deniz Bey'in tek adam liderliğinde bir parti. Partisine oy kazandıracağını zannettiği sözler diye algılıyorum söylediklerini. Ama Türkiye'nin şartlarına, partisinin derinliğine, tarihine hiçbir şekilde uygun olmadığını sanıyorum. Doğrusunu isterseniz çok ayıplıyorum. Özetle, Kürt açılımı meselesinde MHP ve CHP'nin kendi taraftarlarından oy kaybettiğine inanıyorum.
AHMET TÜRK GÜVENİLİR
DTP: Bu partinin tek bir meselesi vardır. Kürt siyasetini takip edebilmek; ama çok heterojen türdeş olmayan bir yapısı vardır. O sebeple kendi içlerinde değişik şeyler söyleniyor, aynı politikanın altında gibi görünerek. Bir siyasi parti olmaktan ziyade, Kürt meselesini izleyen, onun başarısı için uğraşan bir parti diye görmek lazım. Bizim siyasi hayatımız açısından çok büyük bir kazanç var: Ahmet Türk. Çok ağırbaşlı, deneyimli, dürüst bir kişi. O bence kendi halkı için de, bizim devletimiz, siyasi hayat için de çok önemli bir değer diye görüyorum. Ama dediğim gibi içerisinde çok fraksiyon var. Partidekileri birlikte tutanın Ahmet Türk olduğuna inanıyorum. Ahmet Bey olmasa onların her biri bir başka tarafa giderler. DTP, mesela bundan önceki aynı mahiyetteki partilerden olsa bugün daha problemli olur. Ama şimdi Ahmet Türk'ün ağırlığı ile tek bir politikayı sürdürmeye çalışıyor. Netice de başarılı oluyor. Çünkü kendisine güvenilen bir adam. Bugünden yarına farklı düşünmeyeceği belli olan bir insan olduğu için, bu 4 partiden Kürt açılımında siyaseten en başarılı bulduğum parti DTP'dir.
Şu ana kadar gelinen noktada kim kazandı?
Kaybeden, CHP ve MHP. Kazanan henüz belli değil. Sandık bakımından soruyorsanız ben belirsiz bakıyorum. İtibarı artan parti DTP'dir.
Neden CHP ve MHP kaybetti?
Çünkü halkın çoğunluğunun fikrinin dışına çıktılar. 4 ay evvel MHP'ye oy vermek isteyen insanların sayısı 100 ise, bunlardan önemli bir kesimi, Kürt açılımında başarılı olunmasını istiyor. Ve partisi de buna karşı çıkıyor.
MHP'nin izlediği tutum ne getirir?
Bir militan grubu daha da katılaştıracak. Diğerlerine sevk edecek. Bu durum CHP'de daha fazla olacak. MHP netice itibarıyla milliyetçi bir parti. Bence ikisi de itibar kaybetmiştir. Ama bu bütünüyle oyunu ya da sempatizanlarını kaybetmek anlamına gelmez. Bir miktarını kaybetmiştir. Bunun miktarını tespit etmek için ayrı bir araştırma yapmak lazım. Henüz böyle bir araştırma doğru sonuç vermez.
Terörle birlikte konuşmak yanlış
PKK'nın silah bırakması, dağdan inmesi bir başarı kriteri sayılacak mıdır sizce?
Önce şunu söyleyeyim: Kürt meselesi ile terörü fazla ilişkilendirmemek lazım. İlgisizdir demiyorum. Ama birlikte konuşulmaması lazım. Terör Kürt meselesinin bağlı değişkeni değildir. Matematik olarak ifade edersek; Kürt sorunu eşittir, y=f(x) var ya hani y, x'in fonksiyonudur. Y, x'e bağlı bir değerdir. Halbuki Kürt sorunu sadece teröre bağlı bir değer, konu değildir. Değişkenlere bağlı olan bir şeydir. PKK'nın dağdan inmesi, tabii Kürt sorunu çözüldükçe sonucunu verecektir. Ama bu tip grupların sayısının ve silahlarının sıfır olması beklenemez. Bunlar marjinaldir, aldıkları sonuç azalacaktır. Bundan 20 sene sonra her şeyimizi hallettiğimizi varsayarsak, yine Kürt bağımsızlık hareketini düşünen insan olacaktır. Nitekim şu anda İspanya'dan bağımsızlık isteyen Katalanlar vardır. Madrid'de gösteri yaparlar. Ama o İspanya'nın 6 sene önceki problemi değildir artık. Başka bir şey. Şimdi toplumsal bir meseleyi konuşuyoruz.
Destek vermeyenlerin kafasında laiklik var
Ekonomi bu tartışmalardan etkilenir mi?
Kısa vadede etkilenmez. Ama uzun vadede Türkiye Kürt meselesini çözerse, olumlu yönde çok etkilenir. İstikrar ortamı artacak. Eğer olumsuz olursa, dönüş olursa kısa dönemde, 6-7 ay sonra ekonomi negatif etkilenmeye başlar.
AKP ne olursa olsun dönmemeli mi diyorsunuz?
Dönüş felakettir. Halkın, Kürt ve Türk 48 milyon seçmenin çok çok önemli bir çoğunluğunun Kürt açılımının başarısını istediğine, bunun gerektiğini düşünenlerin sayısının fazla olduğuna inanıyorum. Başbakan'ın da buna inanması lazım. Söylenenleri duyup geçmesi lazım. Ne onlara cevap yetiştirmeye gerek var, ne onları dikkate almak gerekir. Kaba tabirle gaza basıp, devam etmesi lazım. Bunun bir örneğini yaşadık: TRT Şeş. 2-3 ay önce konuşulanları düşünün. Zannedersiniz ki TRT Şeş kurulunca çok şeyler olacak, seller akacak, yangınlar çıkacak falan. Açıldıktan 1 hafta-10 gün sonra hepimiz sanki 5 seneden beri TRT Şeş yayında gibi, bakmaya başladık.
Siz destekliyorsunuz...
Benim gibi davranmamalarının sebebi, laiklik bakımından AK Partisi'nden kuşku duymalarıdır. Birçok kimsenin. Okumuş yazmış hanımların, şimdiye kadar hep kişisel özgürlük peşinde olan insanların bu meselede demokrasiden ve kişisel özgürlüklerden yana olmayışlarının sebebi, İslami kuralların devlete egemen olacağı kanaatinden ileri gelmektedir.
Milliyetçilikle ters düşmediğini anlatamadılar
Bu süreçte hangi parti için büyük risk var? Hangi parti için büyük fırsat var?
Eğer bu açılımdan geri dönülürse, bütün partiler açısından büyük risk görüyorum. Ama devam edilir, başarılı olunursa AKP ve DTP dışındaki partiler için büyük bir risktir. Kürt meselesinde başarı demek Türkiye'deki demokrasinin dirilmesi ve genişlemesi demektir.
Kürt açılımına hangi partinin tabanı daha hassas yaklaştı ve etkilendi?
Türkiye'de yıllardan beri bu sorunun terörle birlikte konuşulması sebebiyle anneler, şehit aileleri hassastır, muhtemelen onlar etkilenmiştir. Siyasi planda bakarsak, Türkiye'de 70 seneye yakın bir Türk milliyetçiliği, Osmanlı'nın son dönemlerinde, sonra Türkeş'le başlayan bir milliyetçilik, Türkizm hareketi var. O hareketin mensupları, bence çoğu bilgi noksanlığı sebebiyle, Kürt milliyetçiliğinin karşısında bir politika olarak gördüklerinden rahatsız olmuşlardır. Bunu da hiçbirimiz, siyaset adamları anlatamamışlardır. Kürt meselesinin milliyetçilikle ters düşen tarafı yoktur. Şimdi yavaş yavaş sanıyorum oturuyor taşlar yerine. MHP'nin tabanının diğer partilerin tabanına nazaran daha hassas olduğunu sanıyorum.
Projelerinizi madde madde yazacaksınız
Hükümetin Kürt açılımı projesinde ne gerçekleşirse bu proje başarıyla tamamlanmış olur?
İlk aşılacak eşik Kürtlerin güven duymaya başlamasıdır. Son varılacak hedef yönetim sistemimizin değişmesidir. Tabii 1- 2 günlük meseleden bahsetmiyoruz. Burada yapılacak iki türlü şey var. Ayrı ayrı maddelendireceğimiz, şöyle yapılabilir diyeceğimiz konular var. Bir de yapan insanların tavrına, bilgisine ve ustalığına bağlı konular var. Bu ikincisi idarecilerin meşrebine, huyuna, suyuna, bilgisine, tecrübesine bağlı olan şeylerdir. Şimdiye kadar bunu Turgut Özal denedi. Bazı yanlışlıklar yapıldı.
Başarılı olamadı. Şimdi bence daha bir sonuç alıcı şeyler yapıyorlar. Onlar da alt yapıdır aslında.
Güneydoğu, Doğu Anadolu'da proje üretmek lazım. Yapılacak işlerin neler olduğuna dair ciddi bir listemiz olduğunu elimizde, ben bilmiyorum. Bunları yazmak lazım.