AKŞAM | YASAM | 07 EYLÜL 2009, PAZARTESİ

Hakkı Devrim'li reklamlar

Gönlümün bütün Altın Portakallarını, bütün Oscarlarını, Kristal Elmalarını, ne var ne yok hepsini Hakkı Devrim’e vermek geliyor içimden. 

GÜLÜM DAĞLI    gulumdagli@gmail.com

Eda Taşpınar evleniyormuş, hiç söylemiyorsunuz. İyi ki bi’ tatile gittim, bereket versin hiçbir şeyden haberim yok. Hadi onu geçtim… Serdar Ortaç gaza gelip “Ben yüzyılın şairiyim!” demiş konserinde, o olay doğru mu ya? Eğer doğruysa gerçekten çok üzülürüm kaçırdığım için… Ah o tarihi dakikalar! Keşke ben de gitseydim konsere! O kadar da dedim, “Bir gün mutlaka Serdar Ortaç’ı izlemek istiyorum çünkü yeni bir eziyet arıyorum” diye…  Hadi bunu da geçtim… Daha geçen gün Rock’n Coke’ta gözlerinden kan fışkırtarak gotik prensi oynayan koskoca Hayko Cepkin, şu anda Firefox penceremde açık olan Youtube’ta ilahi söylüyor, bunu biliyor muydunuz? Tabii ki biliyordunuz çünkü bu olay da eskimiş! Ben tatildeyken sen git sakallarını uzatıp eli yüzü düzgün yakışıklı bir çocuk ol, haykırmadan sakin sakin ilahi söyle, yetmezmiş gibi bir de bu ilahiye klip çek, bütün gazeteler ve televizyonlar benden önce “İlahi Hayko sen adamı öldürürsün!” şakası yapsın; ben de gideyim denize filan gireyim öyle mi? Sanki dersin 10 gün değil de, 10 ay yok olduk! Hiçbir şey bıraktığım gibi değil. Artık tatildeyken gazete dergi okumayı ve televizyon seyretmeyi bırakmayacağım. Geri döndüğümde şok üzerine şok yaşıyorum… Bu arada fark ettim ki değişmeyen tek şey açılım muhabbeti! Bizim hükümet gençleri de tatile çıktı herhalde, politikada her şey bıraktığım gibi duruyor. 

Yalnız bu değişimlerden biri var ki, kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi herhalde! Hakkı Devrim’in Vodafone reklamlarında oynamasından bahsediyorum! Yarabbi duy duyur sesimi diye çığlık atasım geliyor izledikçe. Böyle kusursuz bir oyunculuk olabilir mi? Gönlümün bütün Altın Portakallarını, bütün Oscarlarını, Kristal Elmalarını, ne var ne yok hepsini Hakkı Devrim’e vermek geliyor içimden. Çevirip çevirip izleyesim var. Özellikle, “Hayatıma giren son kadın, torunum!” deyişine özel bir alaka besliyorum. “Ah ben hala telefonu kulağıma götürüyorum eheheh” şakası var bir de, ne kadar içten ve samimi! Kim akıl ettiyse vallahi bravo! 

Asansör arkadaşım Hakkı  Devrim

Bir de Hakkı Devrim’le benim aramda garip bir karma, çekim yasasının gücü gibi kozmik bir durum söz konusu. En azından benim açımdan durum böyle… Hayatımda ilk kez röportaj yaptığım insan, hayatımda ilk kez azar yediğim insan, hayatımda ilk kez sıramı kapan insan ve aynı zamanda hayatımda ilk kez sıramı kaptığı için kavga çıkarmayıp bu durumu sevimli bulduğum insandır Hakkı Devrim… Bütün bunlar nasıl oluyor da oluyor, ramazan köşesi fıkrası niyetine anlatayım. 

Çok çok eskiden bir gün röportaj yapmak için odasının kapısını çaldığımda bana ilk sorusu, “Röportaj mı yapacağız yoksa mülakat mı?” olmuştu. Ben de heyecandan tir tir titrediğim için ne diyeceğimi şaşırmış, “Eööö bilemiyorum ehehe, sanırım röportaj!” demiştim ve yemiştim azarı: “Röportaj ve mülakat arasındaki farkı bilmeden niye bu işi yapıyorsun?” Yani doğru cevap tabii ki benim veremediğim cevap olacakmış. Bu her zaman öyle olmuştur zaten... Neyse yıllar sonra ben Hürriyet binasında çalışmaya başladım. Yani Hakkı Devrim’le aynı binada. Geliş gidiş saatlerimiz de acayip bir şekilde örtüşüyor. Zırt pırt asansörde karşılaşıyoruz. Sabah öğle akşam beraberiz desem yeridir. Fakat kendisi beni tanımıyor tabii ki. Bense korkuyla karışık saygıdan hiç yaklaşamıyorum yanına. Bir gün yine biz asansör sırası beklerken (evet Hürriyet’te her zaman asansör sırası olur, özellikle sabahları!), Hakkı Devrim arkadan gelip çat diye benim önüme geçti. (“kaynak yaptı” diyecektim ama ayıp olur diye demiyorum) Hiçbir şey söylemedim! Hatta bilakis gülümsedim. Hoşuma gitti desem yeridir… Zaten bilmeyerek yaptı, dalgınlığına geldi de geçiverdi öne... 

O zamandan beri Hakkı Devrim’le karşılaşmıyorum ama yazılarını hiç aksatmadan okurum. Okan Bayülgen’in muhtelif programlarını kaçırmamamın büyük sebebi de yine kendisidir. Şimdi bir de Voodafone reklamlarında görünce, hem de böyle asansörde karşılaşmışım gibi birdenbire; ciddiyetle izledim reklamı. “Ahanda bir şey anlatacak şimdi” diye düşündüm herhalde! Alışkanlık işte. Fakat reklam öyle sevimli ve babacan ki Hakkı Devrim birden Hakkı Dede oluverdi benim için de. Allah uzun ömürler versin, başımızdan eksik etmesin inşallah dediklerimizden, kıymetini bildiklerimizdendir; öyle de çok severiz.  

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3