Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, son on yıldır, en fazla 'KuruluÅŸ Felsefesi,' 'Kurucu İlkeler,' 'Ulus Devlet' ve 'Üniter Yapı' sözlerini duyduÄŸumuz dönem; 'Demokratik Açılım' diye adlandırdığımız bugünler oldu.
Kimileri, Demokratik Açılım'ın bu deÄŸerlere bir tehdit oluÅŸturduÄŸu endiÅŸesiyle; Kurucu Kavramlar'ı derinlemesine olmasa da slogan düzeyinde sahiplendi.
Kimileri ise, Demokratik Açılım'ın tartışma süreci içinde dönüp dolaşırken, sorunların çözümüne referansları 'Kurucu Kavramlar'da buldu.
Nihayetinde, tartışma süreci savrulma emareleri gösterse de, su yolunu buluyor. Muhalif, muvafık; herkes çözüm adresi olarak 'Kurucu Felsefe'yi gösteriyorsa çözüm için 'restorasyon'da uzlaşılıyor, demektir.
O halde 'Kurucu Felsefe'nin inÅŸa ettiÄŸi 'milli bilinç' üzerine daha çok tartışmamız gereken bir sürece girmemiz kaçınılmaz.
Cumhuriyet'in temel metinleri okuma ve tartışma antolojimizin ana maddelerini oluşturmalı.
Açıkçası; İspanya, İrlanda modellerini hevesle tartışan; Amerikan think-tank'lerinin raporlarını ayrıntılarıyla takip eden 'ekran münevverleri'nin mesailerinin bir kısmını niçin 'Kurucu Metinler'e vermekten imtina ettiklerini anlamakta güçlük çekiyorum.
ÖrneÄŸin Amasya Tamimi; Türk 'Devlet Aklı'nın milliyetçilik konusunda yaptığı stratejik sıçramanın kaynağı olarak, entelektüel ilgi bekliyor.
Türk Milleti kavrayışının İttihatçı irredentist anlayıştan sıyrılıp, Milli Mücadele'ye katılan/katılacak her unsuru içeren ve bu unsurların ayrımsız olarak 'bir tek ulus'u, Türk Ulusu'nu oluÅŸturmasının kaynakları burada rahatlıkla görülebilir. Sorunların çözüm yeri olarak da ilk kez bu metinde Meclis iÅŸaret edilmiÅŸtir.
Amasya Tamimi ve sonrasındaki metinleri takip ettiÄŸimizde, 'Anayasal Türklük' kavramının kaynaklarını da kolaylıkla gözleyebiliriz. Yurdumuzdaki tüm etnisitelerin 'Anayasal Türklük' içinde gönüllü yer alışlarının mekanizmasını anlayabiliriz.
Keza, bu dönemi 'Devlet Aklı'nın İttihatçılıktan kopuÅŸu, milliyetçiliÄŸi Anayasa çerçevesinde deÄŸerlendirecek bir sıçramaya ulaÅŸması olarak da okuyabiliriz. Atatürk MilliyetçiliÄŸi denilen de esasında budur.
Bu çalışmayı yaparsak; 'KurtuluÅŸ Savaşı'nı yapanlara Türk milleti denir,' ve 'Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaÅŸlık bağı ile baÄŸlı herkese Türk denir,' tanımlarının ardında yatan 'KuruluÅŸ Felsefesi'ni de daha iyi analiz edebileceÄŸimize inanıyorum.
Bir gazete yazarının elinden gelen, bu metinlere dikkat çekmekten ibaret.
İktidarından muhalefetine, Silahlı Kuvvetleri'nden Sivil Toplum Örgütleri'ne ve hatta Kürt kökenli siyasetçilere kadar herkes 'KuruluÅŸ Felsefesi'ne referans verme ihtiyacı hissederken...
Bir Tarih Kongresi'ne ihtiyaç duymuyor muyuz sizce de?
Ve her ÅŸeyi çok iyi bilen medya münevverleri... Siz de, Ulus-devlet'in restorasyonunun muhalif olduÄŸunuz AK Parti hükümeti devrinde yapılıyor olmasından kompleks üretmeyip, lütfen medyalarınızı; halka 'ulusal birlik'in unsurlarını ve 'Anayasal Türklük'ü anlatabilecek Cumhuriyet Tarihçileri'ne de açınız.
Anayasa Mahkemesi'nin 1993/2 sayılı kararı ne diyordu?
'Dünya 11. yüzyıldan bu yana çaÄŸlar boyu Anadolu için 'Türkiye' ve burada yaÅŸayanlar için 'Türkler' adını kullanmıştır. Bu durum ulus bütünlüÄŸü içinde yer alan farklı etnik grupları görmeme anlamına gelmez.'