Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Haydi şimdi gelin de kolaysa açılıma destek vermeyin bakalım

Hayatta bazen büyük deÄŸiÅŸimlerin önemini büyük kavramlarla konuÅŸanları dinleyerek deÄŸil o deÄŸiÅŸimden hayatı direkt etkilenecek insanların 'küçük' hikayelerini dinlemeyi bilerek kavrayabilirsiniz.
Her haberin insani boyutuyla verilmesinin önemi de buradadır.
Çünkü bazen tek bir insan, siyasetin en karmaşık en tartışmalı meselesine tek bir lafıyla tek bir tavrıyla öyle bir açıklık getirebilir ki, ÅŸaşırır kalırsınız.
Siyaset aslında hayatlarımızı en direkt etkileyen konuların tartışıldığı ve kararların alındığı bir yerdir. Tartışılanlar bize ne kadar soyut gelse, bizim dışımızı ilgilendirir gibi algılansa bile meseleye insandan bakarak çok farklı algılamalara ulaÅŸabiliriz.
Ben bunu geçen hafta yaÅŸadım:
Gerçi hükümetin (devletin) Kürt (demokrasi) açılımını ben zaten destekliyorum ama  muhalefetin sert lafları da kafamı karıştırıyordu. Bölünmeden, tehlikelerden çatışmalardan bahsettiklerine göre benim bilmediÄŸim, göremediÄŸim baÅŸka bazı konular mı var diye düÅŸünüyor ve muhalefetin de haklı olabileceÄŸi yolunda kuÅŸku payımı açık tutuyordum.
Ama geçen hafta ortasında beni derinden etkileyen ve duygusallaÅŸtıran bir olayı izledikten sonra açılımın mutlakla baÅŸarıya ulaÅŸması gerektiÄŸini daha da inançlı düÅŸünmeye baÅŸladım.
Beni etkileyen olan olayı sizinle de paylaşacağım şimdi:
CumhurbaÅŸkanı Gül, Çankaya'da ÅŸehit ailelerine bir yemek verdi.
CumhurbaÅŸkanı bu davetiyle çok güzel bir adım atmış oldu. ÇoÄŸunun dar gelirli olduÄŸunu zannettiÄŸim insanlar acılarını cumhurun başıyla paylaÅŸmak imkanını buldular (bir ÅŸey ima etmek istemiyorum ama neden ÅŸehit aileleri daima dar gelirli kesimden çıkıyor, bu soru da kafamı çok meÅŸgul ediyor. Elimde istatistik yok, ölüm sınıf farkı tanımaz tabii ki ve ateÅŸ düÅŸtüÄŸü ocağı yakar. AteÅŸin düÅŸtüÄŸü ev, ister zengin isterse fakir olsun evlat acısı evlat acısıdır ama haberlerde verilen ÅŸehit cenazeleri görüntüleri bende ÅŸehitlerin daima aynı sınıftan çıktığı izlenimini yaratıyor ve bundan da rahatsız oluyorum. Åžehit cenazeleri bitecekse sadece bu bile açılıma destek vermek için yeterli sebep deÄŸil mi Allah aÅŸkına).
 Gül yemeÄŸin sonunda masada ayaÄŸa kalkarak bir duygusal konuÅŸma yaptı. Masasında başı örtülü bir kadın dikkat çekiyordu. Biraz rahatsız gibiydi kadın. YemeÄŸin sonunda CumhurbaÅŸkanı herkesin elini tek tek sıkarak hatırlarını sordu. Masadaki kadına sıra gelince öne doÄŸru eÄŸilerek 'Benden bir isteÄŸin var mı?' diye sordu.
 Kadın cevap vermedi, sessiz duruyordu. CumhurbaÅŸkanı'nın galiba bir sessiz protestoyla karşı karşıyayım diye düÅŸündüÄŸü ve biraz da canının sıkıldığı söyleniyor. Sonra ÅŸehit babalarından bir tanesi CumhurbaÅŸkanı'nın yanına yaklaÅŸtı ve onun kulağına fısıldadı. O kadının Kürt olduÄŸunu ve Türkçe bilmediÄŸinden konuÅŸmadığını anlattı. Kürt kadının oÄŸlu da jandarma eriyken ÅŸehit düÅŸmüÅŸtü.
Benim için bu olay, açılım sürecinin baÅŸarıyla tamamlanmasına tam destek vermem için yeter de artan bir geliÅŸmeydi.
Büyük nutuklara, kavgalara bakmayın siz insanların hayatlarında bu tür mikro trajediler daima var ve maalesef bunlardan da kimsenin haberi olmuyor.
 Bu ülkede oÄŸlu jandarma eriyken ÅŸehit düÅŸmüÅŸ Türkçe konuÅŸamayan bir Kürt kadını olmanın ne demek olabileceÄŸini, o kadının omzuna nasıl yükler bindiÄŸini bir düÅŸünün lütfen.
Ben düÅŸündüm ve kendimi sorguladım ve artık bu tür dramların yaÅŸandığı bir ülkede yaÅŸamak istemiyorum.
 Gençlerin cenazeleri bitsin artık, Kürtlerin hayatlarındaki dramlar da sona ersin. Ben bu yüzden cesur bir adım olduÄŸunu gördüÄŸüm açılım sürecine destek veriyorum.
 Siyasi süreçlerde her durumda insanı görmek ve anlamak gerekiyor. Bu ülkenin insanı da Kürt olsun Türk olsun bayağı acı çekiyor.
Acıyı durdurmak lazım.
Açılım böyle olmaz diyenler bir zahmet nasıl olacağını açıklarlarsa iyi olur.
Devlette bir açılımın yapılması gerektiÄŸi yolunda kararın alınması bile o açılımın içeriÄŸinden bile önemlidir. Bazen devletteki bir tavır deÄŸiÅŸikliÄŸi çözüm yolunda atılabilecek en büyük adım olabilir.
 Beni bilen bilir neyi doÄŸru diye biliyorsam onu çekinmeden, baÅŸkaları ne der diye düÅŸünmeden söylerim. Bugün yapmış olduÄŸum gibi yani.

Medya notları
AYÅžE ARMAN-HINCAL ULUÇ:
Dün Hürriyet'te ikisinin fotoÄŸraflarını görünce cesur, güzel iÅŸ ama ne yazık ki bir fırsat kaçırılmış diye düÅŸündüm. O fotoÄŸraflarda bir fetiÅŸistik ve sado mazoÅŸist duyarlılık ve estetik var, ama bu duyarlılık üstüne fazla çalışılmamış, üzerinde fazla kafa yorulmamış gibi  geldi bana. Bu gibi durumlarda madem cesur bir adım atılıyor neden en iyisi olmasın diye düÅŸünülmesi gerekmez mi? ÖrneÄŸin çıtayı yükseltip bir Helmut Newton, bir Karl Lagerfeld için bu kavramda bir çekim yapsaydı neler düÅŸünürdü diye sormanın ne sakıncası olabilir? AyÅŸe Arman'ın kıyafetinde uyumsuzluklar vardı. ÖrneÄŸin polis üniforması bir yandan, üniforma fetiÅŸizmine göz kırparken ayakkabılar o kıyafetle tamamen uyumsuzdu. Ben o çekime danışman olsaydım AyÅŸe Arman'a  kapalı ve topuÄŸu makul yükseklikte bir ayakkabı ve ince çorap giymesini tavsiye ederdim ve etek de biraz, çok az daha kısa olmalıydı. Hıncal Uluç'un gözündeki bant da deri olsaydı ortama çok uyumlu olurdu.

ABSÜRD TİYATRO: TuÄŸçe Tatari yazarlıkta dün yeni bir aÅŸama katetti ve deyim yerindeyse kendini aÅŸtı. Yazısında öyle bir cümle vardı ki en absürd yazı ustası bile bunu düÅŸünemezdi. Ionesco veya Jean Genet bile böyle bir cümleyi hayal edemediler. Tatari'nin 'son günlerin en güçlü medya buluÅŸması' baÅŸlığını attığı yazısından anladığım kadarıyla  bir aÅŸamada geceye katılanlar bir an durmuÅŸlar ve ÅŸöyle bir ÅŸey olmuÅŸ. Yazıdan aynen alıyorum: 'Aramızda bu gece kim eksik diye düÅŸündük. Ortak cevap kimse oldu'.
Absürd tiyatro ustalarına bu cümleyi alıp aynen kullanmalarını tavsiye ediyorum.

AÅžK ROMANI ELEÅžTİRİSİ: YiÄŸit Karaahmet'in dizide oynayacağını yazdığı Elif Åžafak'ın 'AÅŸk' romanı üzerine Dücane CündioÄŸlu'nun Yeni Åžafak'ta yazdıklarını okudum ve bilgiye dayalı eleÅŸtirinin tam da bu ÅŸekilde yapılması gerektiÄŸine karar verdim. Üniversitede ders olarak  okutulabilecek kalitede bir yazıydı bu.

AHMET HAKAN: BaÅŸbakan'ın eÅŸi Emine Hanım'ın haciz konularak evi elinden alınan Abdurrahman Dilipak'ın'ın evini ziyaret etmesinden dolayı duygulandığını yazmış. DoÄŸrusunu isterseniz ben de duygulandım ama düÅŸünmeden de edemedim acaba o olay gibi bir ÅŸey benim başıma gelseydi beni ziyaret etmeyi düÅŸünen olur muydu diye. Biz Dilipak arkadaşın başına gelenlere karşı çıkmayı ve tavır almayı bildik de bize olsaydı aynı ÅŸey, aynı tavrın bizim için gösterileceÄŸini nedense hiç sanmıyorum.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3