Irak'taki Amerikan askerleri Türkiye üzerinden çekilecek. Henüz bir anlaÅŸma veya açıklama olmasa, hatta 'son ana kadar böyle bir gündem yokmuÅŸ gibi davranılsa da' bunu göreceÄŸiz.
Üç gündür ABD'nin füze kalkanı projesinin Türkiye'ye kaydırılacağı haberleri yayılıyor. DışiÅŸleri Bakanı Ahmet DavutoÄŸlu, 'Bize öyle bir teklif gelmedi' dedi, doÄŸrudur. Ne var ki; 'Washington'da politika yapıcılar arasında bunun tartışıldığı' sır deÄŸil.
Size ilk buradan duyurmuş olalım:
BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan çok yakında önce İngiltere'ye, ardından ABD'ye gidiyor. Bürokratlar ÅŸu anda gezi programları üzerinde yoÄŸun bir çalışma sergiliyorlar. Belki de bir formülle Obama'nın göreve baÅŸlar baÅŸlamaz gerçekleÅŸtirdiÄŸi Türkiye ziyaretinin iadesi yapılacak.
İktidarda geçen zaman, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Beyaz Saray arasındaki iliÅŸkilerin geliÅŸmesine yaradı. ErdoÄŸan'ın 5 Kasım 2007 Washington ziyareti ve Bush'la görüÅŸmesi tarihi nitelikteydi. Bugünkü gündemimizi belirleyen ve geleceÄŸe taÅŸacak en önemli geliÅŸmelerin temeli o gün atıldı.
Cumhuriyetçiler'in gidip, Demokratlar'ın gelmesi iliÅŸkinin kapsamını daraltmadığı gibi, tam tersi bir etki yarattı, bugün yeni bir rüzgar esiyor.
Süreç, Avrupa BirliÄŸi-Türkiye iliÅŸkisinin ateÅŸini düÅŸürdü ama türlü engellere raÄŸmen, iki taraf belli bir rotada sabit kalıyor. En azından 'beraberlik' bitmiyor, biraz mesafeli de olsa sürüyor.
Peki bunları nasıl okumalı?
Cevap: 'Küresel sistemle entegrasyon.'
Hem hükümetin hem de yedi yıldır yönettikleri Türkiye'nin dünya sistemine eklemlenmesi.
Åžimdi, büyük fotoÄŸrafa bakarak, 'nasılına ve nedenine' geçelim.
Ekonomİk krİz, Japonya'da İktİdar deĞİŞtİrdİ
KüreselleÅŸme tamamen ekonomi üzerine inÅŸa edilmiÅŸ güçlü bir sistem. Her ÅŸeyi ve herkesi etkisine alıyor. Siyaseti de o belirliyor, hukuku da...
Her ÅŸey uluslararası sermayenin güvenli yatırım yapmasına uygun dizayn ediliyor.
Bakınız, Japonya'da hafta sonu yapılan seçimlerde neredeyse yarım asırdan sonra ilk kez iktidar deÄŸiÅŸiyor. Geleneklerine baÄŸlılıklarıyla ün salmış Japonlar, adeta çok partili hayata bugün itibarıyla geçiyor. Tüm anketlerin gösterdiÄŸi gibi bunun sebebi 'ekonomi politikalarına ve artan iÅŸsizliÄŸe tepki.'
ABD'ye bakalım...
FED BaÅŸkanı Bernanke'nin atanmasına deÄŸinmiÅŸtik. ABD BaÅŸkanı Obama, partisine yakın birini deÄŸil, aslen bir Cumhuriyetçi olan Bernanke'yi krize karşı uyguladığı 'akıllı, sakin ve cesur' kararlarından dolayı dünyanın en güçlü bürokratı olarak atama kararı aldı.
Çin mucizesinin sırrı
Geçenlerde Çin BaÅŸbakanı Wen Jiabao ile yapılan bir TV röportajına rastladım. BeÅŸ yılda ilk kez konuÅŸmuÅŸtu, 'Dünyanın süper güçlerinden birisiniz. Neden Irak'ta, İran'da, Sudan'da insanlık dramlarına müdahale etmiyorsunuz?' sorusuna 'Hayır biz süper güç deÄŸiliz. Biz ülkemizin ekonomik kalkınmasına odaklanıyoruz' yanıtını verdi. Derinlemesine düÅŸünelim, çok etkileyici deÄŸil mi?
Bir baÅŸka merak konusu, 'Elinizde yüksek miktarda ABD hazinesinin bonoları var. Bunu bir silah olarak kullanacak mısınız?' ÅŸeklindeydi.
'ABD ile karşılıklı çıkarlarımız var. Ekonomik krizden çıkmak için beraber hareket edeceÄŸiz. Biz ekonomik argümanları silah olarak kullanmayız' cevap bu.
Gazeteci Fareed Zakaria, Çin'in az konuÅŸan, çok akıllı baÅŸbakanıyla sohbetine, 'Ekonomik açıdan olaÄŸanüstü bir büyüme sergilediniz, Çin mucizesinin sırrı nedir?' diyerek devam etti. Bakın, nasıl
karşılık aldı:
'Çin'de 200 milyondan fazla internet kullanıcısı var. Politik reformlar ve ekonomik reformlar birlikte yürür. Demokratik seçimler, hukukun üstünlüÄŸü, adil yargılama, ÅŸeffaflık ve özgür medya. Bu ilkeleri yerleÅŸtirmeye çalışıyoruz. Ekonomik kalkınma ile demokrasi birbirini destekliyor.'
Bazen söylemler, uygulama kadar önemli deÄŸil midir? 'Varlığın evi olan dil' kim olduÄŸumuzu, ne yaptığımızı ve nereye gideceÄŸimizi göstermez mi?
28 Åžubat'ın dönüÅŸtürücü etkisi
Bir baÅŸka zorlu coÄŸrafyaya dönelim:
ABD ve İngiltere birlikleri Afganistan'da en büyük zayiatlarını aÄŸustosta verdiler. İngiltere BaÅŸbakanı Brown dün Afganistan'daydı. Karzai seçimleri kazandı. Uluslararası aktörlerin bir numaralı önceliÄŸi 2010'dan itibaren Afganistan olacak. Dünyanın bütün coÄŸrafyalarında ciddi hareketlenme var. Sistem, Afrika'dan OrtadoÄŸu ve UzakdoÄŸu'ya kadar her yerde yeni halkalar ekleyerek hem çıkarlarının hem de ilkelerinin kökleÅŸmesine çalışıyor.
İşte Türkiye böyle bir konjonktürün ışığında kendi geleceÄŸini tasarlıyor. Ergenekon'dan Kürt açılımına, füze kalkanından Afganistan'a, hatta IMF ile iliÅŸkilere kadar her konu büyük bir dünya siyaseti ÅŸemsiyesi altında yorumlanmalı.
Bunu gerçekleÅŸtirmek İslamcı gelenekten gelen AK Parti hükümetine tesadüf ediyor. Evet, 28 Åžubat o geleneÄŸi dönüÅŸtürdü, elbette sistem de dönüÅŸüyor. Toplumsal dinamiklerin deÄŸiÅŸmesi karşılıklıdır. 28 Åžubat olmasaydı BaÅŸbakan ErdoÄŸan ve arkadaÅŸları, AB taraftarı olmayacaklardı. Hatta en büyük öfkeleri Batı'ya, iki yüzlü diye gördükleri Avrupa'ya dönüktü.
Åžimdi, on yıllardır 'içeride yaÅŸadıkları meÅŸruiyet krizlerine çare olarak Brüksel'i, Washington'ı' görmelerine niye ÅŸaşıralım ki?
'İçeride' yaÅŸadığımız bu karşılıklı etkileÅŸim/dönüÅŸüm hiç kuÅŸkusuz uluslararası arenada da gerçekleÅŸiyor. ABD'nin söylemleri, Obama'nın açılımları dikkat çekici deÄŸil mi? ABD Genelkurmay BaÅŸkanı Mullen, 'Çok hatalar yaptık; ince ve anlayışlı olan İslam alemini anlamak için çaba göstermedik' diyor.
Dünya kendi barışı, huzuru ve istikrarı için yeni bir politika deniyor. Türkiye böyle ÅŸanslı bir konjonktürün avantajlarıyla karşı karşıya. Yeni bir dünya kuruluyor, Türkiye oradaki yerini alıyor. Olup bitenlere
bir de böyle baksak...