Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Çocuk nümayişinde yapacağım konuşma

Hafta sonlarında oÄŸlanın arkadaÅŸları kalmaya geliyor. Geçenlerde bir ara 'Odamdan çıkıp gürültüye müdahale etmeliyim' diye düÅŸündüm. Ama sonra 'Nasıl olsa bir yararı olmaz' diye vazgeçtim.
EÄŸer çıksaydım onlara ÅŸöyle bir konuÅŸma yapacaktım:
'Merhaba 4 yaşındaki, 7 yaşındaki ve 8 ile 9 yaşındaki küçük insanlar. Bir dakika vaktinizi alabilir miyim. Size çok önemli ÅŸeyler söyleyeceÄŸim, eÄŸer dinlerseniz sonunda size çikolata vereceÄŸim.
Åžimdi arkadaÅŸlar biliyorum ki sizler için bir aÅŸağıya bir yukarıya sürekli koÅŸmak ve koÅŸarken de bağırmak, arada bir de canhıraÅŸ ÅŸekilde haykırmak çok ama çok önemli bir ÅŸey. Bunu katiyen taviz vermeden muhakkak yapmalısınız nedense. Ve yine biliyorum ki; ÅŸu kapalı kapının ardındaki odadan hiç iÅŸ makinesi sesi gelmediÄŸinden dolayı ve ben arada bir odadan çıkıp küfemle bir ÅŸeyler taşımadığımdan, benim o odada hiç çalışmadığımı düÅŸünüyorsunuz. Karım da aynı ÅŸeyleri düÅŸünüyor ve bana bunu her gün söylüyor.
Ama yanılıyorsunuz! Ben çalışıyorum orada vallahi de billahi de. Gözüm önüme aksın ki çalışıyorum be. Hatta biraz önce odadan çıkmadan önce Maurice Ravel'in sol el için konçertosu ile Wittgenstein arasında ne tür baÄŸlantı olabilir diye düÅŸünüp okuyordum..
(Söylevimin bu aÅŸamasında Ravel kim, Wittgenstein kim ve ne baÄŸlantı varmış gibi sorular gelecek. Biliyorum ben de onlara 'Susun!!! Ben konuÅŸurken tamamen sessizlik istiyorum' diye bağırdıktan sonra devam edeceÄŸim).
Åžimdi bazıları diyecektir ki; 'Bu soruya cevap bulsan ne olur bulmasan ne olur, kimin umurunda?', haklı da olabilirler ama ben de böyleyim iÅŸte... Yapacak fazla bir ÅŸey yok. Ne okuyorsam, ne düÅŸünüyorsam sadece sessizliÄŸe ihtiyacım var.
Bakın siz ÅŸurada uslu sevimli fareler gibi susmuÅŸ dururken bile üst kattan çekirdek çitlenmesi sesleri geliyor. 'Çıt çıt çıt çıt...' Bu ses Çin iÅŸkencesi gibi beni delirtiyor. (Bu aÅŸamada da oÄŸlum bu iÅŸkenceyi daha sonra kendisine detaylı anlatmamı isteyecektir mutlaka).
Arada mutfaktan da 'Kat kat kat...' sesi geldiÄŸini duyuyorsunuz deÄŸil mi? DeÄŸil mi ha! Ha, konuÅŸun, hadi istenmeyince konuÅŸursunuz istenince de susarsınız deÄŸil mi. O 'Kat kat kat...' sesini benim babam çıkarıyor tamam mı?
Son günlerde babam yeni bir adet edindi. Arada gizlice mutfaÄŸa gidiyor ve benim sabah kahvemde kullandığım esmer küp ÅŸekerlerden yiyor. 'Bunu neden yapıyorsun?' diye sorduÄŸumda 'Çok güzelmiÅŸler' diyor. 'Peki ne olmasını bekliyordun ki be adam, yani saf ÅŸeker çiÄŸniyorsun, bunun tadı neden kötü olsun ki, böyle bir ÅŸey mümkün mü, ÅŸekerin güzel olması bir sürpriz mi?'
Çocuklar, aslında Rana'nın ve babamın yaptığı gürültüleri fazla önemsemiyorum. Çünkü bıçak kemiÄŸe dayanırsa daima onları öldürme opsiyonum var ama size kıyamayacağımdan korkuyorum. Gerçi beni çok zorlarsanız bunu da bilemem. Yani ÅŸimdi mutfaÄŸa gitsem, babamı boÄŸsam, sonra da yukarıya çıkıp karımı tamamen ortadan kaldırsam çat çat çat ve kat kat kat sesleri bitecek ama siz küçük bülbüllerin çıkardığınız gürültünün çözümü bu kadar kolay deÄŸil. Bu yüzden sizden ricam mümkün olduÄŸunca alçak sesle bağırmanız ve evin içinde sadece yürümenizdir.
Ha bir de ÅŸu var. Bu da çok önemli. Ben bazen odamın penceresini açıyorum. Pencere açıkken bana dışarıdan dört küçük insanın su tabancalarıyla aynı anda su sıkmalarını istemiyorum. Durup dururken ıslanmaktan katiyen hoÅŸlanmam. Jet hızıyla su sıkan tabancalar canımı da yakıyor. Bu bir daha olduÄŸu takdirde su tabancalarına pompalı tüfekle karşılık vereceÄŸimi bilmenizi istiyorum (Bu aÅŸamada gerçek silah lafını duyunca çocukların yüzünün parladığını ve oyunu tekrar oynamak arzusuyla dolduklarını göreceÄŸimden eminim).
Beni sabırla dinlediÄŸiniz için teÅŸekkür ederim. Alın size birer çikolata.
(Çikolataları alır almaz çocuklar hep bir ağızdan haykırarak kapının önüne çıktılar ve silahlarıyla penceremin önüne siperlendiler. Saldırıya geçmek için pencerenin açılmasını bekliyorlar)

Ahmet'i ErtuÄŸrul mu giydirecek?
Spor kıyafetleriyle İstanbul'dan uçaÄŸa binen ErtuÄŸrul Özkök ile Ahmet Hakan ihramlarını otele vardıklarında giyeceklermiÅŸ. FotoÄŸrafların Hürriyet'e özel kalması için bu zorunluydu tabii.
Ama benim kafama takılan bir konu var. Ahmet'in kolu kırık ve alçıda, ihramını nasıl o halinde tek eliyle giyecek, bilemiyorum. Gerçi insan gayret ettiÄŸinde her ÅŸeyi baÅŸarabilir. Ludwig Wittgenstein'ın kardeÅŸi Paul saÄŸ kolu olmamasına raÄŸmen (çocukların anlamadığı Ravel baÄŸlantısı da burada iÅŸte) çok iyi bir piyanist olmuÅŸtu.
Ancak ben Ahmet'in İstanbul'da sadece tek elini kullanarak ihrama girme tatbikatı yapıp yapmadığını bilmiyorum ama eÄŸer yapmadıysa bunu Arabistan'daki odasında tek başına baÅŸarması pek mümkün deÄŸil. Acaba ErtuÄŸrul mu giydirecek onu ki. EÄŸer böyle bir ÅŸey olursa umarım Sebati Karakurt o anın da resmini çeker. Çünkü ErtuÄŸrul'un Ahmet'i giydirdiÄŸi andaki fotoÄŸraf benim merak ettiÄŸim tek fotoÄŸraf ÅŸu anda. Gerçi Özkök de bilmez ihrama girmenin yöntemini ama o muhakkak kendisini giydirmesi için bir uÅŸak kiralamıştır. (Lawrence'a benzeyen bir İngiliz uÅŸak tercih edilmeli bence). Sınıfsal meselelerde titiz olduÄŸu için uÅŸağını Ahmet'e ödünç vermeyeceÄŸine de eminim. Bu durumda Ahmet hakkında endiÅŸelerimin sürüyor olması da normal deÄŸil mi?



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3