Bunca yılın ardından 30 Ağustos Resepsiyonu'na İstanbul'dan davetli olarak gelmek de varmış. Bu kez biz, 'Hoş geldin' mesajlarına muhatap olduk.
Zafer Bayramı kutlamaları, resepsiyon bölümü dahil, geçmiÅŸ yıllara göre çok daha görkemliydi. Tertip düzen açısından gösterilen olaÄŸanüstü özenin yanı sıra, sembolik deÄŸeri yüksek seçilmiÅŸ deÄŸiÅŸiklikler de dikkat çekiciydi. Gerçekten özel bir kutlama programı uygulandı, tam manasıyla 'moral ikmali' amaçlanmıştı.
Verilen mesajları, resepsiyon haberlerini okumuşsunuzdur, ben size biraz Merkez Orduevi izlenimlerimi aktarayım...
Resepsiyon, akşam saat 20.30'da başladı. Saat 20.00'den itibaren davetlilerin yerlerini almaları rica ediliyordu.
Orduevi bahçesinde biri 'light' olmak üzere iki sohbet konusu vardı: Her köÅŸede 'DemokratikleÅŸme açılımı', bir de gazeteciler arasında kim smokin giymiÅŸ, kim papyon takmış tartışması yaÅŸanıyordu.
Milli EÄŸitim Bakanı Nimet Çubukçu ile Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt hararetli bir müzakerenin içindeydiler. Beyazıt'a 'AnlaÅŸtınız mı?' diye sordum, 'Evet' dedi. 'Ne üzerine?' diye merak ettim, 'GörüÅŸmeye devam üzerine' sözleriyle yanıt verdi. Eminim, İstanbul'daki vakıf binaları üzerindeki okulları konuÅŸuyorlardı.
BAKANIN ROZETİ CÜNEYD ZAPSU'DAN
Dikkatimi, Devlet Bakanı Egemen Bağış'ın yakasındaki Türk Bayrağı rozeti çekti. Rozetin çok şık ve deÄŸiÅŸik bir dizaynı vardı, sordum. 'Bakan olduÄŸum gün yurtdışındaydım. Cüneyd Zapsu tebrik edip, havaalanına gelip bu rozeti hediye etti' dedi.
O sırada yanımızda Maliye Bakanı Mehmet ÅžimÅŸek de vardı, sohbet koyulaÅŸtı. Egemen Bağış, AKÅžAM'da yayımlanan Ömer Çelik röportajını ne kadar çok beÄŸendiÄŸinden bahsetti uzun uzun.
Madem söz takılardan, aksesuarlardan açıldı, Anayasa Mahkemesi BaÅŸkan Vekili Osman Paksüt'ün Atatürk desenli kravatından bahsetmeden geçmeyelim.
İlk karşılaÅŸtığım kiÅŸilerden birisi BaÅŸbakan ErdoÄŸan'dı, TOBB BaÅŸkanı HisarcıklıoÄŸlu ile beraberdik. Günlerdir 'Açılım kavgalarından' yorgun olduÄŸu gözlemlenen ErdoÄŸan, biraz deÄŸiÅŸmeye baÅŸlayan havanın etkisiyle mi bilinmez, rahatlamış görünüyordu. O sırada Rifat Bey, BaÅŸbakan'dan bir randevu kopardı sanıyorum.
'BİZE PAŞA DEMEYİN, CUMHURİYET GENERALİYİZ'
Bir ara Orgeneral Bekir Kalyoncu ile sohbet ettik. Kendisiyle ilgili Hürriyet'te çıkan bir habere çok üzülmüÅŸ, 'Biz birbirimize paÅŸa demeyiz. Ben Genelkurmay BaÅŸkanımıza PaÅŸam diye hitap etmiÅŸim, olur mu öyle ÅŸey? PaÅŸalık Osmanlı'daydı. Biz Cumhuriyet generaliyiz' dedi. Kalyoncu haklı.
İlker BaÅŸbuÄŸ 'PaÅŸa' ifadesini yasaklamıştı, göreve ilk geldiÄŸi günlerde. Bunu yeri geldiÄŸinde, kendisine 'PaÅŸam' denildiÄŸinde sivillere de söylüyor diye duydum.
KonuÅŸmamız ilerledikçe söz Diyarbakır'dan açıldı. Bir ara Kalyoncu'dan Kürtçe bir ifade duydum, merakımı görünce, 'Diyarbakır'da görev yaparken öÄŸrenmiÅŸtim. Başım gözüm üstüne anlamında. Bir tek onu biliyorum' diyerek güldü.
ÅžAMİL TAYYAR'IN ASLAN GÜNER'LE KARÅžILAÅžTIÄžI AN
Bir baÅŸka köÅŸedeyiz. Orgeneral Aslan Güner'le sohbet ediyoruz. Güner, 'İşte ne güzel, eski dostlarla bir aradayız' dedi. Star'dan Åžamil Tayyar, 'Bir de ilave var, yeni bir dost' dedi, kendisini kastederek. Åžamil, iki gün önce kuvvet komutanlıklarındaki devir-teslim törenlerinin ardından verilen resepsiyona davetli olmadığını yazmıştı. BaÅŸbuÄŸ'un resepsiyonuna ise davetliydi. Bu yıl davette Hadi Özışık da smokini ve papyonuyla birlikte ilgi odağıydı. Kolay deÄŸil, internet medyasının 'kabul görmesi' için uzun zamandır mücadele veriyordu. Artık internet medyası da genelkurmayın akreditasyon listelerine girmiÅŸ oldu.
BÜROKRASİNİN ZİRVESİNDE GÜNDEM 'AÇILIM'
Davetin en ciddi iki ismi Türk bürokrasisinin zirvesindeki kiÅŸilerdi. Birisi CumhurbaÅŸkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, diÄŸeri BaÅŸbakanlık MüsteÅŸarı Efkan Ala. DemokratikleÅŸme açılımını yüksek siyaset anlamında ve devlet politikası kapsamında konuÅŸtuk, tabii ki yazılmamak üzere. Efkan Ala'nın Diyarbakır tecrübesini biliyordum, meÄŸer terörün en ateÅŸli olduÄŸu 1996'da da Tunceli'deymiÅŸ. O günden bu yana yaÅŸanan deÄŸiÅŸimleri ondan dinlemek çok yararlı oldu. Elbette Mustafa İsen'le her zamanki gibi Rumeli sevdamızdan da bahsettik.
İLBER ORTAYLI'NIN BAYRAM YORUMU
Gecede en çok ilgiyi sevgili hocamız İlber Ortaylı çekti. Hoca da hayatından çok memnundu. CumhurbaÅŸkanı ve BaÅŸbakan ayrıldıktan, ev sahibi askerleri de tebrik ettikten sonra Hoca'yla beraber ayrıldık ve ortak ahbaplarımızın evine, kahve içmeye geçtik. Hoca, uzun yıllardır düzenlenen en iyi tören organizasyonu olduÄŸunu söyledi. Yıllar önce ondan, 'Bu memlekette asker ve polis düÅŸmanı olmak akıl karı deÄŸildir' sözünü duymuÅŸtum. Gecenin ilerleyen saatlerine doÄŸru, 'Askerlerin makbul gördüÄŸü kimseler bizde maalesef azınlıkta ve marjinal kalıyorlar' cümlesini iÅŸittim. Hoca, buna çok deÄŸer verdiÄŸi CoÅŸkun Kırca'yı örnek gösterdi, ben de rahmetli Gündüz Aktan'ı... Galiba bilge tarihçimizin bu derin cümlesi üzerinde hepimizin biraz düÅŸünmesi gerekiyor.
NOT: Resepsiyonda en uzun sohbeti Adalet Bakanı Sadullah Ergin'le gerçekleÅŸtirdim. Bakana yargı reformu ile ilgili sorular sordum, ancak o yanıtları yarına bırakıyorum.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.