Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Münevver davasından çekiliyorum

Kaç gündür süren para pazarlıkları hikayesi, dün baba Süreyya Karabulut'un akıllara zarar basın toplantısı, aylardır devam eden bir polis baÅŸarısızlığı, katil zanlısının bir türlü yakalanaması ama en önemlisi de 'deÄŸiÅŸen hava' bu davaya bir gazeteci, bir izleyici olarak tüm ilgimi kaybetmeme neden oldu.

Bu haberin içine daha fazla daldıkça korumak istediÄŸim mesafeyi tutturamadığımı fark ediyorum. 'True crime' hikayelerinin en kötü tarafı da budur zaten üçüncü ÅŸahıslar için: Hikaye yapısı gereÄŸi illa ki taraf tutmayı zorunlu kılıyor. Belki de dünyada suçtan bir edebiyat türünün doÄŸmasında insanın taraf olmaya ne kadar kolay meyilli olduÄŸu yatıyordur.
Zihin bulandırmasının baÅŸ mimarı Süreyya Karabulut kadar iyi habercilik örneÄŸi olarak yorumlamakta hiçbir sakınca görmediÄŸim günlük, MSN yazışması kayıtları gibi belgeleri okumak da bu cinayetle ilgili bakış açımı deÄŸiÅŸtiriyor.

Kimseyi incitmeden ÅŸöyle söyleyebilirim sanırım: Yabancılaşıyorum. Acıyı hissetmektense sergilenen bir oyunun parçası haline getirildiÄŸimi düÅŸünüyorum. Katile de, medyaya da, maÄŸdura da öfke duyuyorum.
Ne hale gelmiÅŸiz, nasıl kaybetmiÅŸiz ahlaki duygularımızı... Ahlakı sadece bacak arasında arayan bir topluma dönüÅŸmüÅŸüz. Bir ölümün ardından ahlaklı bir tartışma yapmaktan bile yoksun hale gelmiÅŸiz.
Münevver hayatını kaybettiÄŸinden beri konuÅŸulan her ÅŸey çok kirli deÄŸil mi?
Tartışmalar düpedüz bir ahlaki erozyonun ürünü. Dikkat ediyorum, herkes davadan kendince bir pay çıkartmaya çalışıyor. Aracılardan, iÅŸadamlarından bahsediliyor. Sanki bu bir oyun ve herkes kendisine bir rol biçiyor.
İşin en vahim tarafı da hepimiz Süreyya Karabulut'a kızıyoruz... Ben de dahil olmak üzere... Bir tek kelime daha etmesini istemiyorum, bir kez daha medya önüne çıkmasına tahammülüm yok. Bu iÅŸi bir ÅŸova dönüÅŸmesini izlemek ve bu ÅŸovun izleyici olarak da parçası olmaya itirazım var.

Ama bakıyorum da bu cinayetle oluÅŸan yabancılaÅŸma seansında zaten herkes oyuncu; herkes çok profesyonel bir tek bu baba amatör olduÄŸu için rolünü yüzüne gözüne bulaÅŸtırıyor.
Ve benim artık Münevver haberiyle ilgili okuÄŸum her satır Türkiye'nin nasıl çürüdüÄŸünü yüzüme çarpıyor...
Umarım katili bir an önce yakalarlar, bir an önce yargılanır ve bu cinayet davası biter... O güne kadar Münevver haberleri okumaya, izlemeye ara veriyorum.
Türkiye, 'true crime' literatürünü de yolundan saptıracak, yozlaÅŸtıracak kadar garip bir ülkeye dönüÅŸtü çünkü.
Bu oyun bir an önce bitmezse maÄŸdur hayatını kaybeden bir genç kızdan daha fazlası olacak; bu olayın bütün aktörleri ve taraf olmaya çalışanlarda onarılmaz yaralar açılacak.

Ey Nazi özentisi, titre ve kendine gel!
Manohla Dargis, New York Times'taki eleÅŸtirisinde Quentin Tarantino'nun yeni filmi 'Inglorious Basterds'ta yönetmenin sinemaya aÅŸkını yansıttığını yazıyor. Ancak filmin merkezine ana kahraman olarak bir Nazi'yi oturtarak bu aÅŸkı kirlettiÄŸini ekliyor. Tarantino'yu çok ağır kesip biçen bu yazıyı da, Tarantino'nun filmi kadar çok beÄŸendim.
Dargis'in endiÅŸelerinin ne derece haklı olduÄŸunu ise 'Inglorious Basterds' izlendikçe ve cahil yeni Türkiye gençliÄŸi tarafından sahiplenildikçe daha iyi anladım.
Son zamanlarda sosyal paylaşım sitelerindeki kimi kullanıcıların fotoğraflarına bakıyorum hepsi filmdeki Nazi subayı Hans Landa'nın fotoğrafını koymuşlar.
Bazılarının altında ÅŸöyle yazışmalar okudum: 'Ne cool'du bu adam deÄŸil mi?'
Cool diye bahsettikleri adam bir Yahudi avcısı, karakteri bozuk, pislik, kendisini herkesin emrine satabilecek kadar aÅŸağılık ama en önemlisi acımasız bir katil.
Tarantino'nun bu karakteri filmde 'karizmatik' gibi gösterdiÄŸine yönelik eleÅŸtiriler yükselmiÅŸti, Dargis'te olduÄŸu gibi. Ama ben adamın acımasızlığının ve aÅŸağılık karakterinin de yansıtılarak sinemasal bir adalet oluÅŸtuÄŸunu düÅŸünmüÅŸtüm.
Anladığım o ki Hans Landa'nın karizmatik diye gösterildiÄŸi kısımlar, terazide onun küçük duruma düÅŸürüldüÄŸü ve iÄŸrenç yüzünün yansıtıldığı sahnelerden daha ağır basmış.
Bu yüzden de iÅŸte günümüzün ÅŸuursuz, bilinçsiz, apolitik cahil gençleri tarafından kahramanlaÅŸtırılmış Hans Landa.
Ürkmemek, endiÅŸe duymamak mümkün deÄŸil...
İnternet'te kendimizi tanımlamak için kullanılan küçük fotoÄŸraf karelerine 'avatar' deniyor. Bu avatar'lara ya insan kendi fotoÄŸrafını koyar, ya hayran olduÄŸu bir figürün, karakterin...
Avatar'larına Hans Landa'yı koyanlar burada hayranlık duydukları kişinin aslında bir katil, bir Nazi subayı olduğunun ne kadar farkındalar acaba?
İkinci Dünya Savaşı'nın üzerinden daha bir asır geçmedi, tarih bu acıları çok yakın bir zamanda yaÅŸadı.
Almanya'da Nazi sembollerinin yasaklanmasının, kullanımlarına kısıtlama getirilmesinin olumlu sonuçları olduÄŸunu bir kez daha düÅŸündüm iÅŸte. Bu simgelerin yerli yersiz kullanımları eninde sonunda Naziler'in sempatik gibi gösterileceÄŸi bir dönemin yolunu açabilirdi...
Åžu anda Türk gençlerinin Nazi avatar'ları da içimizdeki faÅŸisti uyandırmaktan baÅŸka bir anlam taşıyor mu?
Tarantino'dan politik bir bilinç beklemiyoruz zaten ama mesajı algılayan kitle filmine olan sevgimizi kirletiyor.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3