AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-09-08
Rupert Murdoch, tarih vererek malumu sonunda ilan etti: Haziran 2010'da sahibi olduğu News Corp şemsiyesinin altındaki gazete ve TV'lerin internet siteleri paralı olacak.
Hemen 'öyle şey olur mu' demeyin... Dünyanın en karlı medya imparatorluğu, son 1 yılda 3.4 milyar dolar kaybederse, pekala olur. 'Kaliteli gazetecilik bedava olmamalı' mantığını güden Murdoch'un ilk deneme için seçtiği yayını ise, 2 yıl önce satışı büyük hadise yaratan Wall Street Journal. Elbette bedava habere fena halde alışan internet okuru, ilk etapta para vermemek için başka haber sitelerine kaçacak, bu da rakipler için bir avantaj. Bu riskli deneme için ABD'de prestijli WSJ'yi seçen Murdoch, İngiltere'de de önce Times'ın pazar gazetesi Sunday Times'ı test edecek. Kopyala yapıştır alışkanlığını engellemek için telif hakları her zamankinden çok daha agresif bir şekilde kontrol edilecek...
Yılların kurdu, medya dehası Murdoch, kaybedeceği bir alanda böyle büyük bir kararı kolay vermez, ama risk aldığının da farkında. Medya uzmanları, online yayından para istemenin 'intihar' anlamına gelebileceğini, 'link ekonomisi'nde bedava haber veren sitelerin kazançlı çıkacağını iddia ediyor. Ama diğer yandan da kaliteli gazeteciliğin devam edebilmesi, yaşaması için sektörün kendini korumaya alması şart...
TVİT'Çİ GAZETECİLER
Murdoch kararında yalnız değil... Fransız Le Figaro da 2010'da paralı olacak. Günlük 6.6 milyon ziyaretçisi olan (hit değil, dikkatinizi çekerim!) LF, şık bir hareket yaparak hali hazırda bedava olan içeriği değil, kuracağı özel haber birimi için para alacak. Bu kararın nedeni, gazete satışlarının düşmesi değil, internet sitesi reklamından yeterince kazanamaması. Kaldı ki Fransızlar, habere kısmen de olsa para vermeye alışık: Le Monde'un tüm içeriğine ulaşmak, ayda 6 euro...
Gelelim işin Türkiye boyutuna... İngiltere'de The Guardian editöründen şöyle bir laf duymuştum: 'Amerika'da internet gazeteciliğinde ne icat ediliyorsa, bize 4 yıl sonra geliyor.' Bu durumda Türk medyasına kafadan 6 yıl tanımalı!
Mesela twitter 1.5 yıl önce Batı medyasında keşfedildiğinde, bizde kimseciklerin olaydan haberi yoktu. İran'daki olaylar esnasında twitter en hızlı haberleşme aracı olarak başarıyla kullanıldı. Bizdeyse twitter'cı köşe yazarları şimdi şimdi ortaya çıkmaya başladı, ancak haber için twitter'ı kullanma alışkanlığı henüz yok.
Mesele teknolojiyi bir ucundan tutup kullanmakla da bitmiyor; eğer hayatınızın, işinizin bir parçası haline gelmiyorsa, ondan faydalanmayı beceremezseniz, pek fazla anlamı da yok. İşte Türk medyasında da durum budur: Yeniliklerin hızına yüzeyde yetişse de teknolojiden gerektiği gibi faydalanamıyor, işinin ciddi bir parçası haline getirmek için kafa yormadığından yakın gelecekte kaybetmeye mahkum.
PAZAR'LIK
- AKIL ÇİZGİLERİ: Yankı Yazgan'ın 'Akıl Çizgileri', okuması çok kolay fakat insana kendini veya dünyayı sorgulatan cümleler ve çizgilerle dolu bir kitap... 'Mutluluk ya da başarı formüllerine bir nazire yanı taşıyan bir anti-formül'ü de var Yazgan'ın: '4Z... Basitçe, Zevk, Zahmet, Zaman ve Zaruret.' Hayatı 'çok isteyince olur' diye kutulayanlara şiddetle önerilir!
- HEMŞİRE JACKIE: Sopranos'un süper hatunu, Tony'nin karısını oynayan Eddie Falco'nun HBO'daki yeni dizisinin adı 'Nurse Jackie'. Yoğun bakım ünitesinde çalışan bir hemşirenin hayatı ne kadar enteresan olabilir ki diyebilirsiniz... Herkesten sakladığı halde ilaç bağımlısı olan, sert gerçekçiliği ve yufka yüreği aynı bedende taşıyan Jackie'ye ben bayıldım. Ne de olsa dizinin yönetmeni Steve Buscemi! Sadece Falco'nun cuk oturduğu hemşire karakterine değil, yan karakterlerin herbiri çok başarılı: Hayatın içinden, komik ve aynı zamanda dramatikler.