AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-09-08

kategori2

AK'a kara deme baskısı

Zülfü Livaneli kıvrak bir hamle yaptı ve 'Kimse korkmasın, ne olursa olsun bölünmeyeceğiz' diyerek, 'AKP ne yaparsa yapsın yanlıştır' mantalitesini sorgulayan bir yazı yazdı. İşin enteresanı, hükümete muhalif yayın çizgisiyle bilinen Vatan'ın bu yazıyı manşete çekmesi oldu...
Livaneli'nin ne kadar muhalif olduğu sorgulayanlar, onu, solcuları CHP'yle aynı kefeye koymakla ve AKP'yi yüceltmekle eleştiriyor. Ancak burada önemli olan, Kürt açılımıyla birlikte basının yüksek sesle şu soruları sorma aşamasına geçmesi:
CHP ne kadar soldur, ya da 'laik, çağdaş kesimi' ne kadar yansıtmaktadır? Kürt açılımına köstek olma tavrıyla nereye gidecektir? Varlıklarını AKP'nin her hamlesine karşı çıkmak üzerine kuranlar, her zaman haklı mıdır?
Konuyla ilgili asıl vurucu tespitler, yine eski bir CHP'li olan, laik kimliğinden kimsenin şüphe duymayacağı Tarhan Erdem'den geldi. Neşe Düzel'in röportajında Erdem, Türkiye'deki aydın sorununa şöyle dikkat çekiyor:
'Bazı aydınlarımızın ön yargıları ve sabit fikirleri var. Bu kesim, 'AK Parti ne yaparsa yanlıştır. Bizim, onun her yaptığının karşısında olmamız lazım. Hatta onun söylediklerini, sağını solunu değiştirip öyle yazmamız lazım' diye düşünüyor ve bunu yapıyor da (...) Köşe yazarlarının yarısından fazlası AK Parti'nin karşısında olduğu için, 'Kürt açılımı yararsız' diyor. AK Parti dünyanın en doğru şeyini savunsa da bunlar yine karşı çıkıyor ve geçmişte kendi yazdıklarıyla, söyledikleriyle ters düşüyorlar.'
ERDOĞAN'DAN NEFRET ETMEK
Bu analizin satır arasında yatan şu: Sadece 'AKP ne yaparsa yapsın yanlıştır' mantalitesini sürdürmek için, basında ciddi bir çarpıtma, dezenformasyon söz konusu... Ve sırf bu yüzden bazı aydınlar, Güneydoğu sorununun çözülmesine ve hükümetin attığı adımlara esasen itirazları olmasa bile, 'Kürt açılımı safsatadır, ülkenin bölünmesidir' diye bağırmayı tercih ediyor.  
Pardon, bu mudur Türk aydını, entelektüeli? Hükümete biat etmek kadar, kayıtsız şartsız muhalefet etmek de dar görüşlülüğün bir tezahürü değil mi? Sırf Tayyip Erdoğan'ın kişiliği, politikası veya muhafazakar değerlerinden nefret etmek, onun her daim 'yanlış' yaptığı anlamına mı gelir?
Bana kalırsa 'muhalif aydın' kimliğine sarılanlar, sırf kendi tabanlarına hoş görünmeye çalışırken tersine bir mahalle baskısını bizzat yaratıyor: Bu anlayışa göre Taraf gazetesinde yazan herkes Fethullahçı, Altan ailesi baş liboş. Tarhan Erdem 'iki mahallenin' dinamiklerini o kadar güzel özetlemiş ki:  
 'Özel hayatta özgürlükçü olan, yüzü Batı'ya dönük eğitimli kesim, siyasi açıdan özgürlükçü olmuyor. Özel hayatta muhafazakar olan kesim ise siyasi açıdan özgürlükçü oluyor.'
İşte bu yüzden, Zülfü Livaneli'nin dediği gibi yabancı birine bizdeki solu ve sağı açıklamak imkansız!  İşte bu yüzden, CHP Avrupa soluna çemkirip 'Biz soluz, siz sağa kaydınız' diyebiliyor!

Yandaş değiliz
Skylife'ın el değiştirmesi hakkında pazar günü yazdığım yazım üzerine hem Cordis hem de İnfomag'dan mail geldi. İhalenin gizli saklı yapılmadığı, meselenin 'yandaş'lıkla alakası olmadığını belirtmişler:

- Cordis, 2003 ve 2006'da en yüksek fiyatı verdiği için Skylife ihalesini aldığını belirtiyor. Ancak THY yönetimi, 6 yıllık süreçte kapaktan başlıklara kadar derginin içeriğine karıştığı için malum 'yandaş' algısı yaratmış olabilir.

- Skylife'ın 2009 ihalesinden Cordis'in haberi olmamış, ancak Turkuaz grubunun da katıldığı bilgisi geldi. En yüksek teklifle ihaleyi alan İnfomag grubu, 'batma noktasında' olmadığını, aksine çalışanların maaşlarını hiç aksatmayıp, yeni yatırımlarla büyüdüğünü belirtiyor.  

- Son söz: THY gerçekten iyi bir dergi çıkarmak istiyorsa, bu işi yayıncılıktan anlayanlara bırakmasında fayda var. Yoksa ihaleyi hangi gruba verdiğinin anlamı yok. Madem bu kadar dergiciliğe meraklılar, ihaleyle uğraşmayıp kendileri yapsınlar! Yoksa ikinci bir Bilim Teknik vakası kapıda, benden söylemesi...