AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-09-08
Gazeteciler olarak günlük rutinimizin en önemli bölümlerinden birisi sabahları tüm gazeteleri en ince detayına kadar okumaktır. Sıra Cumhuriyet'e geldiği zaman içimi ince ama derin bir sızı kaplıyor. Dün, meslektaşımız Mustafa Balbay'ın sütununda '177 gündür tutuklu' ifadesi vardı, dile kolay, 177 gün...
Hemen hemen aynı dakikalarda Mustafa Balbay'dan bir mektup aldım. Sayfaların üzerinde 'Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kur. Müdr. Mektup Okuma Komisyonu' ibaresi yer alıyordu.
'Sevgili İsmail' diye başlayan iki sayfalık mektubun son cümlesi, 'Özgür günlerde görüşmek dileğiyle, selamlar ve sevgiler' şeklindeydi.
Bunlar işin duygusal boyutları...
Uzun yıllar Ankara'da beraber gazetecilik yaptığımız bir meslektaşımıza karşı bizi duygulandıran ifadeler...
Şimdi gelelim olayın daha farklı boyutlarına...
Sonuçta çok önemli bir dava, bir soruşturma sürüyor. İddialar ciddi, çok ciddi. Burada bir kere daha 'usul ve esas tartışması' yapacak değilim.
İş artık yüce Türk adaletinin. Yargıya her zaman, hepimizin güvenmesi gerekir. O en doğru kararı verecektir, suçlular cezalarını çeker, masum olanlar aklanırlar ve hayatlarına devam ederler. Yargının vereceği her kararı doğru kabul ederiz, saygı duyarız.
Bütün dosyaya hakim olmadığımız gibi, kendimizi savcı veya yargıç yerine koyamayız, kimlerin suç işleyip işlemediğini bizler bilemeyiz. Hakim aksi yönde bir karar verene dek benim için Balbay masumdur ve başarılı bir gazetecidir.
YAZILMAMAK ÜZERE YAPILAN SOHBETLER
Benim bugün üzerinde durmak istediğim bir başka konu var.
Balbay, bana yazdığı mektupta tıpkı daha önce meslektaşlarımıza günderdiği, gazetelerde yayımlanan mektuplarında olduğu gibi hep gazeteciliğe vurgu yapıyor. Özellikle de 'yazılmamak üzere (off the record)' olarak yapılan görüşmelere.
Balbay, 'Ben kimi off the record görüşmeleri not etmekle terör faaliyetinde bulunduğum iddiası ile karşı karşıyayım' diye yazmış bana. Sonra şu cümleyi eklemiş:
'Bana yönelik suçlamaların özü, gazetecilik faaliyetlerinin terör eylemi olarak yorumlanması... Bence bu, mesleğimiz açısından çok tehlikeli bir durum.'
Balbay, bir süre önce de çok nadiren yazabildiği köşesinde benim CHP Lideri Baykal'la yaptığım bir görüşmemdeki 'yazılmamak üzere olan' ibaremi hatırlatmıştı.
Evet; gazeteciler, özellikle Ankara'da görev yapan veya yönetici pozisyonunda olanlar görüşmelerin bir kısmını 'off the record' olarak yapar. Onlar gazetecinin olup bitenleri daha iyi anlamasını, gelişmelerin perde arkasını görebilmesini sağlar. Kaynaklarımız da o güvenceyle daha rahat konuşurlar. Bu bir gerçek.
Tabii Mustafa'nın notlarının bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini hakimler kararlaştıracaklar. Detayını bilmediğimiz için yorumda bulunamayız. Ama Balbay'ın beraat etmesini işte bu nedenle, mesleğimiz bakımından da dilerim.
Bu da benim bireysel temennim.
SİLİVRİ'NİN KESİK ELEKTRİKLERİ
Balbay, bir süre önce önce mahkemede o her zamanki esprili ifadeleriyle 'Adaleti mumla arıyoruz' dedikten sonra Silivri Cezaevi'nde elektriklerin kesik olmasını gündeme getirmişti. Yazı işleri toplantısında arkadaşlarıma bu işin peşine düşmelerini rica etmiştim. Trafo arızası varmış, hatta önce bazı mahkumların kaçmakta olduğu şüphesiyle jandarmanın havaya ateş açtığı ortaya çıkmıştı. Bütün bunları da haberleştirmiştik. Balbay mektubunda şöyle teşekkür ediyor:
'AKŞAM'daki canlılığın da ayrıca altını çizmek isterim. Benim mahkemede yaptığım konuşmanın üzerine gidip 14 Ağustos günü manşetten haber yapan tek gazete
AKŞAM oldu.'
Değerli okurlar size şunu açık yüreklilikle söylemeliyim ki; 10 yıldır bu gazetede çalışan, 10 aydır yayın yönetmenliği sorumluluğunda bulunan birisi olarak daha fazla içimi rahatlatan hiçbir şey olmadı. Bütün bu süreçte yaptıklarımızla ilgili kimden olursa olsun aldığım hiçbir tebrik, hiçbir övgü daha değerli değildir.
Üstelik Balbay'ın söylediği, 'sadece işimizi yapmamızla ilgili' ifadeler...
Yazımı bitirmek üzereyken, polis-adliye konularını takip eden uzman muhabir arkadaşım Önder Şuşoğlu, 'Şu anda Silivri Cezaevi'nde elektrikle ilgili herhangi bir sorun yok' haberini verdi.
Yazımı Balbay'a selamla bitirmek isterim:
'Sevgili Mustafa, adalet her zaman galip gelecek ve doğruyu gösterecektir. Özgür günlerde görüşmek üzere... Meslektaşın.'