AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-09-08

kategori2

Sürecin adı 'restorasyon....' Demek ki; sanat konuşacağız...

Sürecin 'restorasyon' diye tanımlanmasını arzu ettiğimi gizleyecek değilim. Ulus-devlet içinde demokratikleşmenin; bir kopuş veya kırılmaya neden olmayıp, bilakis milli birlikte güçlenmeyi sağlayacağını anlatabilecek daha iyi bir terim, belki de yok.
Geçen hafta, bu sütunda okuduğunuz, 'Açılım süreci 'restorasyon kararı' getirecek' başlıklı analiz biraz da bu niyetle yazılmıştı.
'Açılım süreci'nin koordinatörü İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın dünkü konuşmasında, 'restorasyon' kavramını kullanmasını; hak verirsiniz ki, tartışma sürecinde 'suyun yolunu bulduğu' saptırma ve yönlendirmelere karşı önlemlerin alındığı şeklinde yorumladım.
...
Şimdi, restorasyon süreçlerinin toplumlarda yalnızca siyasal süreçler olmadığını, 'kolektif bilinçaltı'na ve vicdanlara yönelik süreçler olduğunu anlamamız gereken bir dönemdeyiz.
Nitekim, Sayın Bakan da bu işin bugünden yarına gerçekleşemeyeceğini, uzun bir süreç olacağını da konuşmasında ifade etti. Acelecileri uyardı.
Öyleyse restorasyon dönemleri toplumlara neler getirdi, tarihe bakıp hatırlayalım...
Her restorasyon, rejimin ihyasını sağladığı gibi, aynı zamanda yenilikler ve demokratikleşme gibi sonuçlar da içeriyor.
Her restorasyon dönemi, bir çeşit 'dar çevre iktidarı'nın, 'soylu sınıfı'nın, 'ruhban sınıfı'nın ayrıcalıklarını kaldırıyor.
Ve her restorasyon dönemi, MERKEZİNE SANATI ALARAK VİCDANLARIN TEMİZLENMESİNİ SAĞLIYOR!
'Siyaset konuşuyorduk, sanat nereden çıktı' diyenler olacaktır. Anlatalım...
Toplumların yaşadığı acılı yıllar; öfke, suçluluk, mağduriyet duygularını birbirinin içine geçirip, kolaylıkla içinden çıkılamayacak psikolojik yapılar inşa etmiş oluyor.
Dünya tarihi, bu süreçlerde, toplumların yalnızca siyasal kararlarla ve metinlerle değil, sanat yapıtlarının katkısıyla bir arınma (katharsis) yaşayıp, normalleşebildiklerini öğretiyor bize.
Devlet Aklı, restorasyon sürecinde sanatın önünü nasıl açabileceğini, sanırım planlıyordur.
Ancak, 'Devlet bu kararı aldı; öyleyse buradan da nemalanalım,' diyen aynı Dar Çevre'nin tesir alanından bilhassa uzak durmak, gerekir.
Böyle bir tesir...
Demokratikleşmenin algılanışındaki 'samimiyet duygusu'na zarar vereceği gibi, vicdanların rahatsız kalmasına da neden olacaktır.
Siyasette ve medyada olduğu gibi; sanatta da bu böyle.