AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-09-08

kategori2

Adalet BakanI reformda kararlı

Yetkiler HSYK'ya ama bu HSYK'ya değil

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Adalet Bakanlığı yaptığı dönemlerdeki sohbetlerimizde, liberal kesimlerin sık sık hışmına uğramasından yakınırken şöyle konuşurdu:

'Beni haksız yere eleştiriyorlar. Oysa bu bakanlık koltuğuna oturduğumdan bu yana Avrupa Birliği reformları noktasında en fazla ben çaba harcadım. Dikkat edilirse, AB reformlarının çok büyük bölümü yargı ve Adalet Bakanlığı ile ilgilidir.'
Çiçek haklıydı.
Çoğu kere aksayan yargı, bazen siyasallaşır, zaman zaman da siyasetin müdahalesine maruz kalır. Aslında bizim her şeyden önce yargı reformuna ihtiyacımız vardır. Bu tespiti yaparken, Türk devlet yapısı içinde yine de karşılaştırmalı olarak en fazla güveneceğimiz kurumlar yargı mekanizmasını yürütenlerdir. Bizim toplumsal beraberliğimizin en önemli çimontosu adalet sistemimizdir.

30 Ağustos resepsiyonunda Adalet Bakanı Sadullah Ergin'le uzun uzun yargı ile ilgili yapılması gerekenleri konuştuk. Bakan Ergin, 'Yayın yönetmenlerine posta ile yolladık, bir iki güne kadar elinize geçer' dediği, yargı reformu strateji belgesi ile yargı reformu taslaklarından bahsetti. Olayın teknik kısımlarını haberlere bırakalım, ben 'yapılabileceklerden' ve 'projenin siyasi takviminden' size notlar aktarayım.

REFERANDUM SEÇENEĞİ MASADA MI?
Bakan Ergin'e, 'Düşündüklerinizden ve anlattıklarınızdan bir kısmı Anayasa değişikliği gerektiriyor. Muhalefetten bu anlamda destek bulabileceğinize inanıyor musunuz?' diye sordum. Bence burası önümüzdeki günlerin nasıl geçeceğinin kilit noktası.
Bakan, 'Biz isteyelim, muhalefet verecek mi bakalım' dedikten sonra, tebessüm etti ve 'İsteyenin bir yüzü kara...' esprisi yaptı.
'Referandum seçeneğini kullanabilir misiniz?' diyerek ısrar ettim.
'Şu anda bunları kararlaştırmak için çok erken' yanıtını verdi.
Bu sözlerden ve sohbetin kalan kısmından anladığım
kadarıyla, hükümet demokratikleşme ve yargı reformu şemsiyesi altında kapsamlı çalışmaları sürdürecek, muhalefetin desteğini arayacak, özellikle HSYK'nın ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değiştirilmesi gibi çetrefil, uzlaşmaya varılması çok güç konularda 'olmazları' gösterecek. Salt bir yargı referandumu üzerinde durulmuyor ama zamana yayılacak çalışmalar içerisinde belki de 2011 seçimlerine giderken referandum kartına başvurulacak. Bu hamle, hükümete taban üzerinde siyasal motivasyon yaratma kaynağı olabilir.
Aksi halde CHP veya MHP'nin şu konjonktürde AKP'ye 'HSYK ve Anayasa Mahkemesi yapılarını değiştirme vizesi' vermeleri hayli güç. Ayrıca hukuki engeller de işin cabası...

BAKAN: 'BÖYLE HSYK DÜNYADA YOK'
Bakan Ergin'le sohbet ederken, bir adım ötemizde Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç vardı. Bir ara döndü ve bana 'İsmail Bey artık İstanbullu oldunuz' dedi. Önümüzdeki günlerde kendisini ziyaret edip, düşüncelerini almayı planladığımı buradan aktarmış olayım.
Şimdi dönelim Adalet Bakanı Ergin'in çok tartışılacak HSYK analizine:
'Bizdeki gibi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu sistemi dünyanın hiçbir yerinde yok. Aslında sistemimiz 1961 Anayasası'nda hayli demokratikti. O HSYK bugünkünden kat kat daha iyiydi. Ancak 12 Mart askeri döneminde geriye gidildi. Anayasada ne yazar: 'Yargı millet adına' görev yapar. Peki HSYK'da millet nerede? Şimdi biz HSYK'nın üye sayısını artırmayı, bir kısmını Meclis'te seçmeyi planlıyoruz. Bunu yaparken hakim ve savcılarla ilgili bütün yetkiyi de HSYK'ya devredeceğiz. O zaman Adalet Bakanlığı'nın o konuda yapacağı bir şey kalmayacak. Ama unutmayın, yetkiler bugünkü HSYK'ya devredilmeyecek. Daha demokrat ve çoğulcu yeni HSYK'ya bırakılacak.'
Bakanın sözleri böyle. Yaptıkları çalışmalar da çok detaylı. Öte yandan yüksek yargı organlarının üyelerinin bir bölümünün ciddi itirazları ve endişeleri var. Siyasal iklim muhalefet ile iktidarın çekişmesinin tırmandığı günlerde iyice sertleşti. Ama Başbakan Erdoğan'ın geçenlerde söylediği gibi yavaş yavaş seçim sathı mahalline de giriyoruz. 2011'deki genel seçimlere
giderken yargı tartışmasının ısınması kimseyi şaşırtmasın.