AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-09-08

kategori2

Devlet de olmasa nasıl sanat yapacaksınız siz?

Bir Ermeni sanatçıyla sahneye çıkarsın... Ermeni meselesi tamamdır. Sosyalist kimliğinle TÜSİAD üyelerine saz çalarsın... Emek-sermaye çelişkisi hallolur.
Alevisindir, rol icabı camiye gidersin... Alevi-Sünni ihtilafı biter.
Şarkına bir iki Kürtçe cümle sokuşturursun... Türkler ile Kürtler kardeş olur.
(Ama herkes kardeş olduğu için, bir ensest durumu oluşmasın diye, kimse sevgili olamaz, o ayrı...)
İmam, rahibeye aşık olur... Hıristiyan-Müslüman gerilimi son bulur.
Piyanist çalar, dansöz göbek atar... Buradan da bir klasik-oryantal barışı doğar.
Jeneriklere söz yazıp konsere çıkarsın... Dinleyici haber programı başlayacak zanneder... Ama olsundur; her şey kardeşlik içindir.
Özgürlük şarkısı yaparsın... Sonra uluslararası sermayeye satarsın... Devrimci ile sermayedar da böylece anlaşmış olur.
Kural şudur:
Önce devrimci olacaksın, sonra jingle yapacaksın, öyle parayı kazanacaksın.
Bu sıralamayı algılayamayan jingle'cılar ise... Önce jingle yapıp, sonra devrimci olmaya karar verdikleri için maalesef para da kazanamazlar.
Her neyse. Biz işimize bakalım...
Dizini çekersin... 50'lerin rüküş resimlerinin altına, 27 Mayıs motifleri döşersin... Türkiye tarihiyle hesaplaşır...
27 Mayıs'ın bir kısmını doğru anlayan birkaç kişi kalmışsa eğer, toptan yanlış anlaşılır hale getirmeyi başarırsın.
Bitmek bilmez bu ucuz prodüksiyonların, 'bu sefer parayı götürür müyüz' çıkışlarının sonu yoktur...
Çünkü maalesef başı, yani samimiyeti yoktur.
Sanat pazarında 'açılımcılık' bir profesyonel meslektir. 'Devlet bir açılım yapsın da, aman bize de ekmek çıksın' diye beklerler.
Necip ve öncü sanatçımızın aklına açılmak, neden sebep bilinmez, bir türlü devletten önce gelemediği için...
Kitlelerin ruhuna dokunacak, herkesi yeni bir duygu durumunda buluşturacak eser çıkartacak vakit maalesef yoktur.
Bu yüzden Türk sanatının açılım üslubu; ikidir.
Kürt, Türkçe türkü söyler...
Türk, Kürtçe türkü söyler... Yani; 'yer değiştir.'
Olmadı bir Kürtçe, bir Türkçe söyler...  Yani; 'karıştır-barıştır.'
Siz bizi, enayi sandınız galiba?
Bırakın bu muhalif ayaklarını... Devlet de olmasa, nasıl sanat yapacaksınız siz?
Bırakın bu anti-medya ayaklarını da; o paparazzilerin, magazincilerin ayaklarını öpün...
Onlar olmasa nasıl gündeme geleceksiniz siz?