AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-09-08
30 Ağustos kutlamalarındaki 'Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye' sloganını beğenmeyenler olmuş.
Dikkatimi çekti, beğenmeyenler genellikle Genelkurmay Başkanlığı'na ulaşabilecek, makam-köşe sahibi insanlar. Bir telefon edip; 'bu sloganı beğenmedik, nereden çıktı bu' deme yeteneğine de sahipler.
Ancak sanırım, 'yahu beyefendi, biz orduyuz. 'Güçlü Tarım; Güçlü Türkiye' mi deseydik yani?' cevabını alabilecekleri için, bundan imtina etmiş olmalılar.
Pek militarist bulunmuş 30 Ağustos kutlamaları.
Sanırım, düşmanın denize dökülüşünü konfeti ve havai fişek eşliğinde kutlamak veya hiç kutlamamak istiyorlardı.
Silahlı Kuvvetler de bu fevkalade demokratik fikirleri değerlendirmiştir muhakkak surette. Ancak, yakışık almayacağını düşünmüş olmalı.
Biliyoruz; Türkiye'nin bir militarizm, bir ordu vesayeti sorunu var da...
Hayatın bütün alanlarını ve hatta bayramları bile bunun endişesiyle, bunun kompleksiyle mi geçireceğiz yani?
30 Ağustos gereğinden fazla görkemli bir şekilde kutlanmış... Mış...
O ordu, 30 Ağustos'ta düşmanı yenemeseydi, başka orduların 30 Ağustos'ta nasıl törenler yapacağını hayal etmek çok mu güç?
Silahlı Kuvvetler'in siyasete müdahalesini eleştirmek ayrı şey, ordunun bayramlarda bile görünmez olmasını istemek ayrı şey.
Bir ordusu var Türkiye'nin... Ne yapsınlar yani, kamuflaj kıyafetiyle dağda mı geçit töreni yapsınlar; bayramları hissettirmeden, gizli gizli mi kutlasınlar?
Şirazeyi kaçırmamak lazım.
Sonra, 'hepten orduyu kapatalım da siyasete müdahale endişesinden kurtulalım' diyenler çıkabilir...
'Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye' sözünde rahatsız olunacak bir şey yok.
Ordumuz güçlü olmazsa, ana haber bültenlerinde o şanlı ordunun geçit töreni yerine, zil takıp oynayan başka askerleri izlemek zorunda kalabiliriz.
Evet, Güçlü Ordu'su olan bir ülkede demokrasi olması garanti değildir. Demokrasi başka mekanizmalara da bağlıdır ama...
Zayıf Ordu'su olan bir ülkede, demokrasinin, yani millet iradesinin esamesi okunmaz.
O ülkede, 'Güçlü Ordu'su olan başka milletlerin demokratik iradesi' hüküm sürer.
Demokrasi için 'Güçlü Ordu;' yeter şart değil ama; gerek şarttır.
Demokratların, aydınların görevi; ordunun siyasete müdahale edemeyeceği ve etmeyeceği bir sistemi teklif edip kurmak, güçlendirmek ve bunun kültürünü yaygınlaştırmaktır.
Siyasetin; orduyu yönlendirmeye çalışan anti-demokratik unsurlarla mücadelesini desteklemektir.
Yeter Şartlar'ın mekanizmasının kurulmasına yardımcı olmaktır.
Bunu becerememe endişesiyle, 'aman ordu zayıf olsun da, siyasete müdahale edemesin' demeye getirmek biraz hazin ve pek de tutarsız olmuyor mu?