AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-09-08
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Lideri Deniz Baykal'la 'Demokratikleşme açılımı' çerçevesinde bir görüşme yapmak istediğini açıkladı. Bu gelişme, AKŞAM okurları için sürpriz olmadı. Başbakan'ın Başdanışmanı Ömer Çelik'le yaptığımız röportajı 'İkinci tur Erdoğan'dan' manşeti ile duyurmuştuk. Aynı günlerde Baykal'ın da 'belli rezervlerini koruyarak', 'açılımın içeriğinin doldurulması şartı' ile Başbakan'ın talep etmesi halinde bu randevuya 'evet' diyebileceğini yazmıştık.
Baykal'ın dünkü açıklamaları sert görünüyor ama süreç asıl şimdi
başlıyor. Başbakan resmen randevu isteyince Deniz Bey ona kayıtsız
kalmayacaktır. Bu tavır CHP için siyaseten yanlış olur. Baykal bunun farkında. Aslında Deniz Bey'in gönlünden geçen şey bence 'Keşke Başbakan hiç randevu istemese' şeklindedir.
İşin gazetecilik tarafını bir tarafa bırakalım, bugünkü derdimiz işin siyasi ve toplumsal boyutu...
Sonuçta, ülkenin Başbakanı ve ana muhalefet partisi lideri çok kritik bir dosya üzerinde, 'içeriği ve çerçevesi belli' bir toplantı yapmalı, tartışmalı.
ONURLU BİR BÜROKRAT VE KARARLI BİR BAKANIN TAVRI...
Gazetecilik yeteneklerimizin ve sezgilerimizin övülmesi peşinde olduğumuz sanılmasın. Boş içeriklerine rağmen bunu yapanların komik duruma düştükleri ortada. Fakat bugün, AKŞAM'da yer alan kimi özel haberlerimizin birtakım bürokratik ve siyasi yansımaları üzerinden 'okuma' yapmamızın tam zamanı.
Önceki günkü AKŞAM'ın birinci sayfasında İngiliz Büyükelçiliği'nin,
savunma fuarı için ülkelerine gidecek Savunma Sanayii Müsteşarı
Murad Bayar'a vize başvurusu sırasındaki bir 'yersizliği'ni duyurmuştuk. Büyükelçilik, Müsteşar Bayar'dan parmak izi istemişti.
Bayar 'onurlu bir Türk bürokratı' olarak bunu reddetmiş ve bu koşullarda vize almayacağını, İngiltere'ye gitmeyeceğini bildirmişti. Üstelik Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de devlet terbiyesi ve vakarına sahip bir siyasetçi olarak bürokratının bu tutumunu desteklemiş, kendisi de İngiltere seyahatini iptal etmişti. Benzeri durumlarda başka siyasetçi ve bürokratların ne kadar duyarsız davrandıkları sır değil.
Bu haber sektörümüzün en iyi ve gelecek vaat eden savunma muhabiri olan Barkın Şık'ın özel bir çalışmasıydı. Sonra ne olduğunu da dünkü gazetemizde öğrenmiş olmalısınız. İngiltere Büyükelçiliği parmak izi almadan vize vermeyi kabul etti. Ayrıca haberimiz vesile oldu, Bayar'a kırmızı pasaport da verilecek.
VALİYİ PİSUVAR DEĞİL, YARDIM LİSTESİ YAKTI
Yukarıdaki habere benzer gelişmelere hemen her hafta gazetemiz okurları bir veya birkaç kez şahit oluyor. Tarafsızlığı, cesareti halkımız ve sektörümüz tarafından tescil edilmiş olan AKŞAM'da çıkan her haber karşılığını buluyor. Bürokrasi ve siyaset, bu gazetede yayımlanan yanlışlardan dönme ihtiyacı hissediyor. Yüz binlerce karayolu haritası bizim 'Silivri'de aslında olmayan bir yere Ergenekon ismi koydular' haberimizden sonra toplatıldı. Ordu Valisi Kaban'ın merkeze alınmasının arkasında da pisuvar yanlışından çok, devlet imkanlarıyla sağlanan yardımların valinin eşinin adıyla ve yardım alanların açık kimleriyle anons edilmesi yatıyor. Bakan Hayati Yazıcı'nın 'bu rezaletin hesabını soracağız' diyerek AKŞAM'a yaptığı açıklama merkeze alma kararının sinyaliydi.
'Kiralık İşçiler Yasası'nın veto edilmesi, Cumhurbaşkanı'nın çeşitli yasaları nasıl onaylayacağı ve hangi gerekçeleri 'şerh' olarak düşeceği gibi artık kamuoyuna mal olmuş haberlerimizi hatırlatmaya gerek yok.
Ya da önceki gün yaptığımız gibi 'Bu babaya sahip çıkın' diyerek Süreyya Karabulut için dile getirdiğimiz çağrımıza Devlet Bakanı Selma Kavaf'ın verdiği karşılığı dün gazetemizde okudunuz. Adil Gür anketimizin, IRA röportajlarımızın ve Hakkari'den Yozgat'a anaların feryadı dizimizin yankıları hala sürüyor. Tüm siyaset dünyası önümüzdeki hafta yayımlayacağımız beş büyük araştırma şirketinin değerlendirmelerini konuşacak.
Durmadan gazeteciliğin nasıl yapılacağını tartışmanın anlamı yok. Önce halkın gündemini yakalayacaksınız, siyasetin ve ekonominin, magazinin ve sporun, hayatın her alanının nabzını tutacaksınız. Yanlışlara karşı sert duracaksınız, vurursanız düşüreceksiniz. Doğruların yanında olup cesaret vereceksiniz. Ne sırdaş ne yandaş olacaksınız. Bir zamanların Hürriyet Gazetesi gibi... Sonra keyifle, yaptığınız işlerin sonuçlarını izleyeceksiniz. AKŞAM Ailesi bugünlerde çok gururlu.