AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-09-08

kategori2

Overlok makinesi ayağınıza geldi

Kapıları sürgülü bir minibüste cereyan ediyor olay, çoğunluk. Sokak sokak dolaşıp, püskülleri dağılmış halı-kilimlerinizi tamir edip, kenarlarını overloklayıp, evlere servis yapan araçlar bunlar. Gelişini müjdeleyen mekanik kadın sesi ve o standart anons çınlıyor şu an: 'Overlok makinesi ayağınıza geldi'... Gelmesine geldi de benim niyetim, umreyi ayağımıza getiren 'yılın yazı dizisi'nin düşündürdüklerine odaklanmak bugün.
Hürriyet 'sitkom'unun Umre Özel Bölümü haftaya damgasını vurdu, malumunuz. Üstelik, araştırmacı gazeteci ruhunun el atıp, mini mini belgeseller yapması gereken nice ritüel olduğunu da cümle aleme gösterdi. Buradan hareketle, fantezisini kurduğum yazı dizilerinin tatlı hayallerine dalıp, kendimce bir görev dağılımı yaptım. Takdir sizin...
Trend gereği, Ruhat Mengi-Yaşar Nuri Öztürk ve Selahattin Duman üçlüsünden acil tarafından bir cuma namazı açılımı beklemekteyim. Ki, Ruhat Mengi'nin her ne sebeple olursa olsun, başını örtme ve erkeklerden bir adım geri durma olanağı olamayacağını hesap ederek Yaşar Nuri Hoca'nın refakati elzemdir kendisine. Kadınlar cuma namazı kılmaz gerçi ama bunun olurunu bir şekilde verecek, hatta gerekirse Ruhat Hanım'ın cemaatten bir adım önde durabileceği hakkında yakası açılmadık bir yorum bulacaktır yanılmıyorsam, Yaşar Nuri Hoca. Özellikle de Selahattin Duman'ın, cami avlusunda abdest alırken ceketi-cüzdanı, namaz çıkışında da ayakkabıları 'hacılatmamak' için alınacak önlemler hakkında döktürecekleri için dizginlenemez bir meraktayım...
Sonracığıma mübarek ay bitmeden, Nazlı Ilıcak-Ayşe Özyılmazel ve Elif Aktuğ üçlüsünden bir teravih açılımı okumak da oldukça zihin açıcı olacaktır, kanımca. Fakat, van minüt! Ayşe Özyılmazel Alaçatı'dan yetişip de gelemezse, Nur Çintay pekala uyabilir bu ekibe.
Akabinde, Serdar Turgut-Oray Eğin ve Fehmi Koru'dan, sürpriz bir Kadir Gecesi açılımı da gelirse... Şok! Şok! Şok! Tabii Serdar Turgut son anda olaya Twitter'dan dahil olmakta diretir mi bilemem, nasip kısmet...       E haydi Allah kabul etsin.

Taksi şoförü ve 'gecenin öteki yüzü'
Sıradan insanların sıra dışı hikayeleridir, asıl büyüleyici olan. Sinemada, edebiyatta ve hayatta, en ilham verici hikayeler onlardan çıkar. İşte Şevket Şahintaş böyle bir adam... O bir taksi şoförü. 1988'den beri İstanbul sokaklarında direksiyon sallıyor. 2004'ün buz gibi bir gecesinde, donmak üzere olduğu halde uyumaya çalışan 'evsiz'leri fark etmesiyle başlıyor Şevket Bey'in hikayesi... İlk iş, gidip bir fotoğraf makinesi alıyor kendine. Bir yandan müşterilerini gidecekleri adreslere teslim ederken, bir yandan da fotoğrafçılık yapıyor İstanbul gecelerinde. Evsizleri, dilencileri, tinercileri, hayat kadınlarını, travestileri çekiyor...
Yıllar geçiyor, fotoğraflar birikiyor. Derken, Şevket Şahintaş bir müşterisinin aracılığıyla ODTÜ Mezunlar Derneği'nde bir söyleşi ve fotoğraf gösterimi gerçekleştiriyor... O günden sonra müthiş şeyler oluyor, 2008'de Der Spiegel Online'da röportajı ve fotoğrafları yayımlanıyor. CNN Türk, Şevket Şahintaş'ın belgeselini çekiyor. İFSAK'ta, Boğaziçi Üniversitesi'nde, 18 Mart Üniversitesi'nde ve Fransız Kültür Merkezi'nde fotoğraf gösterimleri yapılıyor. St. Petersburg'da 'Çağdaş Türk Fotoğrafçıları' adlı etkinlikte Türkiye'yi temsil ediyor. Fotoğrafları, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin konuk fotoğrafçılar bölümünde üniversite arşivine alınıyor.
Ve sevgili okur; halen taksi şoförlüğüne devam eden Şevket Şahintaş, bugün ilk kişisel sergisini açıyor... Ve fotoğraflardaki tek amacının; 'Sokaklarda yaşayan insanların varlığını, onlara yardım edebilecek her mecraya hatırlatmak' olduğunu söylüyor.
Gelin bu harikulade adamı tanıyalım ve harikulade sergisini izleyelim. Yaz buralardan çekip giderken ve uzun-soğuk kış kapı ağzında beklerken, iyi bir şey yapalım; Şevket Şahintaş'ı ve çektiği karelere ruh veren tüm insanları selamlayalım.
Not: GECENİN ÖTEKİ YÜZÜ adlı bu sergi, 13 Ekim'e kadar Beyoğlu-Tünel'de, Suriye Pasajı 4. Kat, Manzara Perspektives'de.