AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-09-08
Adli yıl dün Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in konuşmasıyla açıldı. Hukuk ve yargı aslında iki yıldan beri Türkiye'nin bir numaralı gündem maddesi...
Tartıştığımız tüm konuların kesişme noktası yargıya çıkıyor.
Hükümet'in 'Yargı reformu çabaları' tam da adli yıl açılışı öncesine denk düştü. Bu zamanlama tesadüfi değildi, tam tersine bilinçli bir tercihin ürünüydü.
Geçtiğimiz haftaki bazı yazılarımı özellikle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısıyla ilgili hazırlıklara ayırdım. Adalet Bakanı Sadullah Ergin'le ve sonrasında Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'le yaptığım görüşmeler ışığında konuları değerlendirmeye çalıştım. Bakan Ergin, telefonla bizzat arayıp, 'Siz yazdınız ama bir de işin perde arkasını anlatalım, cumartesi ben İstanbul'a geliyorum. Gazetecilerle buluşacağız' deyince Tarabya Hakimevi'nde görüşmek için randevulaştık.
Bunca gürültü patırtının ortasında sizlere yaptığım bütün bu görüşmeler ve başka bazı temaslar ışığında yargı alanında nelerin yapılıp, nelerin yapılmayacağını aktarmaya çalışayım.
Adalet Bakanı bizlere önceden Yargı Reformu Stratejisi ile bunun Eylem Planı'nı iki ayrı dosya halinde göndermişti. Hakimevi'nde ise bunlara ilave olarak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu hakkında 30 sayfalık bir çalışma dağıtıldı. Üç dosyayla ilgili Bakan da bilgiler verdi.
Öncelikle şunu söyleyelim: Ergin, Meclis'teki günlerinde olduğu gibi ciddi ve sıkı bir çalışmanın içinde. 'Bu hazırlıklar benden önce, Cemil Bey (Çiçek) ve Mehmet Ali Bey (Şahin) dönemlerinde başlamıştı' diyerek bir hakkın teslimini de yaptı.
HSYK'nın yapısının değiştirilmesi DENENECEK
Çıkaracağımız özetin birinci sonucu şu:
'Yargı reformunun en can alıcı bölümü HSYK'nın yapısında yapılmak istenen değişiklikler.'
Bu bir plan. Bakan da 'Niyet mektubu, bir yol haritası' diye tanımlıyor.
Avrupa'dan karşılaştırmalı örnekler çıkarmışlar. Mevcut HSYK yapısını eleştiriyorlar ve tabanını genişletmek amacındalar. Net bir rakam vermek istemiyorlar ama HSYK'nın 21 kişiden oluşmasını, bunların bir kısmının Cumhurbaşkanı ve Meclis tarafından seçilmesini öngörüyorlar. Kurulun salt çoğunluğunun yine yüksek yargı ve kürsü hakim, savcılarından oluşmasını planlıyorlar.
Peki bu yapılabilir mi?
HSYK'nın bugünkü yapısını değiştirmek mevcut siyasal koşullar altında kolay mı?
Ergin'e bu sorular yöneltildi.
'HSYK'ya dokunmak için Anayasa değişikliği lazım' diyen Ergin, gerekli 367 oya ulaşmanın ve muhalefetin desteğini almanın ne kadar güç olduğunun farkında. Referandum kartını açma ihtimalleri olabilir, ne var ki sinyaller onu göstermiyor. Yani uzlaşma ile değişiklik şansı denenecek, olmazsa zorlanmayacak.
Bu kadar zorsa çabaların artması niye?
İşte o biraz kamuoyu oluşturmak, daha çok da Avrupa Birliği'nin şartlarını yerine getirmek için.
Ergin 'Bugüne kadar AB bizi hep yol haritasını, strateji belgesini hazırlamadığımız için eleştiriyordu' dedi ve artık o eleştirilerden kurtulacağımızı anlattı.
Anayasa Mahkemesi'nin yapısına DOKUNULMAYACAK
Elbette, konuştuğumuz bu meselelerin 'Siyasal bir anlamı' ve onun 'Halk katında bir karşılığı' var. O da 2011 yılı seçimlerine giden süreçte yargı reformu gündeminin ve tartışmalarının yaşanacağıdır.
Bugüne kadarki tartışmalarda hükümet yetkilileri ağırlıklı olarak Anayasa Mahkemesi'nin yapısından yakınıyordu. Adalet Bakanı'nın gündeminde bu konunun çok fazla olmadığı dikkat çekiyor. Dosyalarda da çok küçük bir bölüm dışında Anayasa Mahkemesi değişikliği yer almıyor.
Bu konu Bakan Ergin'e soruldu. Ergin'in tavrını size mealen şöyle anlatabilirim:
'Bugünkü koşullarda (kapatma davasına muhatap olmuş bir iktidar olarak, üstelik muhalefetle ciddi gerginlikler yaşandığı bir dönemde) Anayasa Mahkemesi'nin yapısını değiştirmek neredeyse imkansız. Siyasal ve hukuksal riskler içeriyor. Ama orta vadede böyle bir ihtiyacın olduğu da kesin. Metinlerde ağırlıklı yer almıyor ama hiçbir ifade konulmazsa o zaman da 'Anayasa Mahkemesi' yapısından memnun olduğumuz sonucu çıkar. Oysa hükümet olarak memnun değiliz.'
İşte yargı reformu denildiğinde hedeflenen tablonun özeti budur.