AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-09-08

kategori2

The pain in Spain*

*İspanya'da acı

Global krizde dünyanın birçok ülkesi ciddi problem yaşadı ve yaşamakta. Sorunlar bir süreç ile yavaş yavaş ortadan  kalkıyor, ancak tabii ki zaman geçiyor.
Türkiye krize yüksek döviz rezervi ile girdi ve döviz rezervi kaybetmediği için döviz kuru krizi yaşamadı. Türkiye ayrıca bankacılık sistemi sorunlarını 2001 krizinde temizlediği ve sıkı denetim ve gözetim uyguladığı için ve banka sisteminde de ipotek ile ilgili türev ürünler olmadığı için bankacılık sorunu da yaşamadı. Türkiye cari denge veya borç kökenli sorun da yaşamadı. Cari denge yanlış nedenle doğru yöne gitti. Ekonomi yeniden büyüyünce gene büyük cari açık verir, ama daha iki yıl vaktimiz var. Türkiye, kriz 2008 yılının ortasından itibaren Lehman dalgası dünyaya yayıldıktan sonra etkilendi. İhracatımız durdu, ihracatın yüzde seksenden fazlası sanayi üretimi olduğu için sanayi üretimi büyük düşüş sergiledi, ve tabii işsizlik zıpladı. Tabii bu arada dünya krize girerken üç tane kavga dolu seçim geçiriyor olmamız bizim kendi çıkarmadığımız krizde, gerekenden fazla etkilenmemize yol açtı. Burada hem iktidar hem de muhalefetin katkısı olduğu, kavganın iki tarafla yapıldığı düşünülmeli.  
Bizim ülkemizde medyadaki analistlerin bakış açılarını, siyasi ve ideolojik pozisyonları veya mesleki yapıları belirler. Ekonomik veriler veridir, ama bizim yorumcular verileri tamamen siyasete endeksli yorumlarlar. Bir de tabii ekonomi cahilleri vardır. Onlar temelde hiçbir şeyin uzmanı değildirler. Onlara 'kalemşör' denir. Temel görevleri her şeye karşı çıkmak ve vatandaş adına şikayet üretmektir. Sonuçta ülkemiz ekonomisinde olanları, sanki ayrı bir dünyada yaşıyormuşuz gibi yorumlarlar. Onlara sorarsanız da biz dünyanın en kötü durumundayız.
Bu krizi biz çıkarmadık, ama bizim etkilenmememiz mümkün değildir. Ancak bir de kafayı kaldırıp gerçeklere bakmak gerekli!
Aşağıda İspanya ile bir karşılaştırma yapacağım. İspanya, tartışmasız, gelişme olarak bizden önde bir ekonomi.Bu doğal, biz 1976-78 arasında Avrupa'ya girmeyi red ettik, onlar ise kabul ettiler. İspanya 46 milyon nüfusu olan bir AB ülkesi, yani euro kullandığı için döviz kuru riski ortadan kalkmış durumda. Dövizle de borçlanmıyor, euro borçlanma lüksü var. İspanya nominal verilerle dünyanın 9'uncu, satınalma gücü paritesi ile de 12'inci en büyük ekonomisi. Nominal GSYİH sayısı 2008 yılında 1378 milyar dolar olarak tahmin ediliyor (bizim iki mislimiz). Kişi başına geliri ise nominal 34 600 dolar (bizim üç mislimizden fazla). Kriz öncesi enflasyonu yüzde 1.4 idi, yani yoktu denebilir. İspanya son 10 yılda Avrupa bütününde yaratılan işlerin nerede ise yarıdan fazlasını yaratmış bir ülke idi. 2008 yılında 293 milyar dolar (bizim iki mislimiz) FOB ihracatı, 445 milyar dolar  ithalatı vardı (bu da bizim iki mislimiz). Son derece güçlü bir de banka sistemi vardı, bizim bankalarımızın birçoğu İspanyol bankalarından kredi alırdı.     
İspanya ile iki noktada benzerliğimiz var. Birincisi, onlar da enerji (petrol ve doğal gaz)  açısından yüzde yüz dışa bağlı. İkincisi, onlarda da etnik kavga ile ilişkili terör var.
Şimdi bir kriz sonrası Türkiye -İspanya karşılaştırması yapabiliriz. Krizin etkisi, İspanya ve Türkiye'de nasıl bozulma yarattı? Sayılar 'The Economist' dergisi istatistiklerinden alındı.
Şimdi bakın sizce 'AB içinde olma nedeni ile birçok avantajı olan' İspanya mı krizden daha çok etkilenmiş, yoksa 'siyaseten paramparça' Türkiye mi ? İspanya bizden iyi futbol oynuyor ama ekonomisi bizden daha kötü durumda!
Ömrümde siyaset ile alakam olmadı. Siayasetten de hoşlanmam! Ama verilerle yatar kalkarım. Kalemşörler ise millete felaket haberi yayarlar, olup bitene uluslararası ve olumlu bakanları  da siyaseten angaje olmakla suçlarlar. Hadi canım sizde!
10 Eylül tarihinde Türkiye 2009 ikinci çeyrek reel büyüme sayıları ilan edilecek. Yarın bu konuya dair bir tartışma açacağız !